HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / AKTÜALİTE
Okunma Sayısı: 2522
Yazar: Ömer Lekesiz
BAĞIRMA ÇELEBİ! BİZ NELER DUYDUK...

Bağırma çelebi!

Bağırmana gerek yok çelebi!

Tiyatronu gördük; rol kabiliyetini teslim ettik; bedduanı ve ona 'amin' efektleriyle katılanları duyduk!

Bağırmana gerek yok!

Hem bizler daha neleri duyarak geldik bu günlere biliyor musun çelebi?

Bedduanın, hele hele onu Müslümanlara yöneltmenin fıkhi hükmünü sana öğretecek değilim, çünkü sen onu çoklarından iyi bilirsin.

Mesele bu değil, mesele kırk üç yıldır duyduklarımız!

Yok yok korkma! Hizmet Örgütü'nün Nur Cemaati'ndan ayrılıp uluslararası 'gizli', örgüt olma siyasetinin tarihini anlatmayacağım. Uzun iş, gerekirse oturur kitabını yazar sana da gönderirim, okursun; biz güçsüzüz ama var olan gücümüz buna yeter inşallah.

Son beş yıldır duyduklarımızdan söz edeceğim sadece.

Doğuya gittiğimizde duyduğumuz, bir hükümet üyesinin mezhep değiştirdiğine dair iftiralardan başlayayım.

'Abi, Amerika'dan gönderilen abiler diyor ki...' şeklinde başlayıp, İran'a gidiş sayısı her rivayette artarak süren bir iftira.

Bunu duyduk!

Batıya geldiğimizde, Başbakan'la ilgili iftiraları duyduk.

'Uyarı için, hata yapmayın diye...' şeklinde başlayıp, kimi kurumların yöneticilerine sunulan kimi dosyaların duvarlara fırlatıldığını; seslerini normal yoldan duyuramadıklarını iddia edenlerin konuyu Örgüt'e havale ettiklerini söyleyenlerin kutu kutu iftiraları!

Daha neler neler duyduk biliyor musun çelebi?

NTV'nin bir öğle haberinde Amerikan Wall Street Journal gazetesine 'Gördüğüm şeyler hoş değil. Çirkin şeylerdi' diyerek Mavi Marmara olayını ve dolayısıyla oradaki şehitleri 'çirkin' olarak tanımladığını, bununla da yetinmeyip '(O)rganizatörlerin İsrail'in onayı olmadan hareket etmesini otoriteye baş kaldırı olarak' nitelediğini duyduk.

Bitmedi çelebi, o haberde şunu da duyduk:

Örgüt'e yakın bir derneğin Gazze'ye yardım götürmek istediğine, ancak onlara İsrail'den izin almaları gerektiğini söylediğine ilişkin ifşayı da duyduk.

Gün oldu Kudüs'e düştü yolumuz.

Orada ne duyduk ve gördük biliyor musun çelebi?

O derneğin, İsrail'e muhalefet eden Müslümanların gönlünü, İsrail'e muhabbetten yana çelmeye çalıştığını duyduk.

Başka türlü olması mümkün müydü?

Gazze'ye insani yardım götüren sivil ve silahsız insanların üstüne ağır silahlarla gözleri dönmüş olarak saldıran işgalci güçlerin, hele de Türkiye'den bir yardım derneğinin faaliyetine kendilerine hizmeti esas almazsa izin vermeleri söz konusu olabilir miydi?

Daha neler mi duyduk?

Başbakan'a ameliyat masasında reva görülen zulme ilişkin duyduklarımız çokça yazılıp söylendi, onları geçelim.

MİT kalkışmasında İsrail ve Amerika eksenli, salt onların çıkarları doğrultusunda hazırlanmış ataklar da yine çokça yazılıp söylendiği için geçelim.

Hatta, 28 Şubat'ta 'füruat' yaklaşımıyla Müslümanların yalnız bırakılışlarının nedenlerine dair duyduklarımızı, tanıklıklarımızı geçelim.

Aynı konuda Koman'la kurulan ilişkileri, yapılan karşılıklı pazarlıkları da duyduk.

Hem bunu hem de o pazarlıklarda mektupçuluk yapan kişinin şimdi, kibrin doruğuna yerleşmiş olarak (emredildi mi çok 'satan' bir gazetede) senin sözlerini parlatmaya çalışan metinler döşendiğini de geçelim.

Hadi, istersen duyduklarımızın hepsini geçelim çelebi.

Ama kasetçiliği geçmeyelim!

Tertemiz bir insan oluşuna milyonların şahitlik ettiği Numan Kurtulmuş için denenen kaset kahpeliğini hatırlatıyorum sana.

Şimdi sıkı dur çelebi!

Amerika'da bulunduğun sırada birisinin sana telefon açtığını, bu kişinin gece bir alüfte ile buluşmaya gittiğini ve o kişinin şu anda önemli bir pozisyonda olduğunu söyleyen sensin.

Hakan Albayrak da sordu ama her durum ve şartta senin adına konuşabilen hizmetçi kalemşörlerin boğazlarına yılan kaçmış olmalı ki cevap veremediler!

Cevap gerekli de değil aslında.

Delili ve medlulü tam denk düşen bir durum var burada:

Böylesi işlerin Hizmet Örgütü tarafından yapılabildiğine dair kesinlik!

Duyduklarımızı da bir kenara bırakarak soruyoruz çelebi:

İnsanların mahremiyetine girecek, onları zan ve gerilim içinde bırakacak Kaset Hizmeti hangi vicdana, imana, izana, idrake, insani niteliğe, psikolojiye, haysiyete, ilme, hocalığa sığar?

Bunu Hizmet Örgütü yapmadı diyecek en küçük bir ihtimal, kırıntı kabilinden olsun bir iyi niyet bırakıldı mı ortada?

Evet bağırmana gerek yok; duyuyor ve görüyoruz olan biteni çelebi!

Müslümanlara reva gördüğün bir bedduanın yönelebilecek tek öznesi kim çıkıyor dersin sonuçta?

Bırak bu 'yağdır Mevlam su' triplerini de kendinden kendine doğru bir bakıver!

Ama bağırmadan!

Bağırırken duyamaz ve göremezsin çünkü.

Biraz da sen duy ki anla ve gör ki inan çelebi!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
24-12-13
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BAĞIRMA ÇELEBİ! BİZ NELER DUYDUK...
Online Kişi: 22
Bu Gün: 448 || Bu Ay: 7.253 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.120 || Toplam Tıklanma: 58.653.855