
| Kategori : / AKTÜALİTE | Okunma Sayısı: 2262 |
Çözüm sürecinde ortaya konulan en önemli iradelerden biri annelerin onurlu direnişi oldu.
Gerekçeleri önceden üretilen bir savaşa yıllardır çocuklarını kurban veren anneler şimdiye kadar acılarını yüreklerine gömmüştü ama bu kez durum farklı!
PKK’ya karşı durup seslerini yükselttiler.
Çocuklarımızı geri verin!
Onların bu sesi karşısında söyleyecek bir sözü olmayanlar ise 'Çocukları arayıp bulma kurumu değiliz!' cevabını verdi.
Aileler, ücret karşılığı eylem yapmakla suçlandı.
Demirtaş’ın bu suçlamasına karşı bir annenin, “Demirtaş yüreğini bana satsın parası neyse veririm” sözleriyse anlayabilenler için müthiş bir yanıttı.
Bu yanıtı bırakın anlamayı “Silahların sustuğu bir süreçte çocukları ne amaçla dağa çıkarıyorsun ey PKK…” sorusunu göstermelik bile soramayanlar vardı.
Gezi ayaklanmasında bir araya gelenlerin toplu halde ses tellerinde yaşanan bir sorun nedeniyle varlıkları hiç hissedilemedi. Tanıdık bir doktordan annelerin eylemine desteğe gelemedikleri için sahte rapor aldılar.
Gezi’ye destek veren siyasiler toma olmamasına bozularak gereken desteği vermedi.
Gazetecilerin bilgisayarları bozulduğu için ne haber yazabildi ne de tweet atabildi.
Dış basının ise hava koşullarından dolayı internetleri kesildi, bir kısmı da izne çıktı.
Sanatçıların ekstralarından başlarını kaşıyacak vakti olmadı.
İşadamları tatile gitti.
ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler ise kendi aralarında tıp oynuyor. Üstelik Avrupa Parlamentosu vs. Türkiye’yi kınayamayacağına göre kimi kınayacak. Hal böyle olunca ne diye konuşacaklar…
Yani çapulcu olmakla gurur duyanlar ve destekçileri için ilginç bir konu olmadı annelerin eylemi.
27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi sokak hareketleriyle hükümeti devirmek için kendilerince bir ağaç bile yeterliyken annelerin direnişi sokak eylemleri için kullanılacak bir malzeme değildi.
Taksim’de ağaçlar için başlatılan oturma eylemi annelerin çocukları için yaptıklarından çok daha önemliydi.
Öyle ya Sanatçı Mehmet Ali Alabora’ya “Mesele anneler ve çocuklar değil arkadaş, sen hala anlamadın mı” tweeti atarak kitleleri provokasyona çağıracak bir malzeme çıkmaz bu eylemden…
Gezi için şarkı besteleyen Duman Grubu, konserde tencere çalan Fazıl Say, ‘Çapulcuyum çapulcu' pankartı açan Cem Boyner ve kaygılı olduklarını açıklayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki gibi birçok kişi ve ülke bu nedenle suskun.
Filistin, Mısır, Irak ve mazlum birçok coğrafya için suskun oldukları gibi! (Zaten onların kendilerinin başlattığı bir oyun dışında hiçbir gerçekçi eyleme destek vermesi beklenemez.)
Konunun birincil muhatapları ise az önce de vurguladığımız gibi susmuyor konuşuyor ama konuştukça batıyor.
Eski BDP’liler yeni HDP’liler…!
Gezi’de bizzat yer alan Ertuğrul Kürkçü, Sebahat Tuncel ile Sırrı Süreyya Önder gibi isimler tarafından hükümet Gezi’den uzak durmaya çağrılmış orada olanları ciddiye alma ve saygı duyma mecburiyetiniz var denilmişti.
Şimdi ise annelerin çağrılarına hakaretler ile karşılık veriyorlar, saygı duymuyorlar, ciddiye almıyorlar.
Oysa kimse onlara uzak durun çağrısı da yapmadı.
Tabii kendileri çok yoğunlar.
Kürt halkının hakları için!
Yemezler beyler yemezler…
Diyarbakır’da oturma eylemlerini refüjde devam ettiren aileler de bu numarayı yemiyor.
O nedenle artık işiniz hiç olmadığı kadar zor!
Yazar: Arzu Erdoğral |
06-06-14 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||