
| Kategori : / AKTÜALİTE | Okunma Sayısı: 1925 |
Bazı yarışlar vardır, bazı sınavlar.
Kaybedeceğiniz kesindir ama girmekten başka çareniz de yoktur.
Sürmekte olan Dünya Kupası'nda meselâ bazı gruplardaki bazı maçlar; kimin kazanacağı belli ama hiçbir ülke maça çıkmamazlık etmiyor. Edemiyor.
Sürprizler de oluyor mu, evet.
Ama siyaset futboldan tam da burada ayrılıyor: Futbolda sürprize yer var ama siyasette hiç yok…
Eski İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun CHP ve MHP'nin Cumhurbaşkanlığı için ortak aday olarak gösterilmesi ilk anda galiba herkese bunları hatırlattı.
Doğrusu ben bir çatı/ortak adayda buluşabileceklerine ihtimal vermiyordum.
Artık aday da belli olduğuna göre 'erken Cumhurbaşkanlığı notları'nı aktaralım;
1- Aday açıklandıktan sonra Ankara'daki hava, yarışın başlamadan bittiği yönünde. Bence de 'muhalefet yenilmenin yeni bir yolunu daha gösteriyor…'
2- Ekmeleddin İhsanoğlu kişiliğine, bilgisine, geçmişine dair olumsuzlukların sıralanabileceği bir isim değil. Bürokrat ve akademisyen olarak da Akif'in yakın arkadaşı, güvendiği bir isim olan Yozgatlı İhsan Efendi'nin oğlu olarak da aileden, bağlarından dolayı kendisinde bir noksan ya da leke aranacak bir insan değil.
3- İhsanoğlu yukarıdaki maddeye sıkıştırılan özellikleriyle ancak belki Meclis tarafından seçilebilecek bir Cumhurbaşkanı adayı olabilirdi. Ama artık Cumhurbaşkanlarını Meclis değil halk seçecek. Meclis seçseydi bile tıpkı Fahri Korutürk ya da Ahmet Necdet Sezer'de olduğu gibi bir kaos, sert bir mücadele ya da yarı darbe atmosferinde seçilebilirdi.
4- İhsanoğlu'nun aday gösterilmeye lâyık bulunan nitelikleri tuhaf bir şekilde seçilmesinin de önünde engel; halkın karşısına çıkmak, miting alanından seslenmek, politika üretmek ve bunu ikna edici biçimde sunmak… bunlar kendisinde olmayan özellikler. Muhalefetin çatı adayı açıklarken halkın karşısına çıkılabilecek bir kampanya hakkında herhangi bir düşüncesi olduğundan doğrusu çok şüpheliyim.
5- CHP ve MHP'nin adayına oy vermeye hazır kitleler için hiç ama hiç tanınmayan bir isim. Kendisi ancak aday olduğu için tanınacak. Kalan süre yeterince tanınmasına imkân verecek mi ve nasıl tanıtılacak bir muamma. AK Parti'nin İhsanoğlu'na yapacağı hücum, onu gündem haline getirmesi aslında tanıtımı için yapılacak en büyük katkı olur.
6- Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı temelde MHP'nin ta başta çizdiği stratejiyle gerçekleşti. MHP'nin 'sağ tandanslı ortak aday' formülünün ulaşabildiği isim o oldu.
7- Çatı adayı, CHP yönetiminin bu çapta bir yarışın bugünkü şartlarda ancak muhafazakâr/sağ cenahta yapılabileceğini kabul etmesi anlamına geliyor. CHP Türkiye'deki sosyal, siyasal, kültürel anlamda kemikleşmiş yüzde 65'e yüzde 35 dengesini bozamadığı, bozabilecek şeyler yapamadığı için verili duruma razı olmuş görünüyor.
8- CHP'de ilk andan itibaren tepkiler, karşı demeçler başladı ama bunun tabanda çok karşılığı olmayacaktır. Tabanı asıl etkileyen 'kaybedilen bir yarışa girildiği psikolojisi' ile Ağustos sıcağında/tatilinde sandığa gitme oranının düşüklüğü olabilir. Yoksa sandığa kadar giden her CHP'li yerel seçimde de görüldü ki oyunu partisinin adayına veriyor.
9- İhsanoğlu profili, aslında isim değil ideolojik olarak bir anlam ifade ediyor. AK Parti'nin 'halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ve bundan sonra Köşk' anlayışı, düşüncesi, tasarısına karşı eski modeli savunan bir simge. O yüzden ilk anda akla Korutürk veya Sezer örnekleri geliyor. İhsanoğlu kazansa nasıl bir Cumhurbaşkanı olur ve Köşk Türkiye'nin bütün boyutlarıyla siyasal yaşamında nasıl bir makam olur bu sorunun cevabı belli. Bu yüzden, muhalefet kendi tercihini aday seçimine yansıtırken aslında güçlü, rakip olabilecek bir ismi değil, isimden çok kendi siyasal duruşunu göstermiş oldu. İşe yaramasa da duruşunu değiştirmedi, aksine pekiştirdi muhalefet.
10- Muhtemel ki bütün bunların yanında yerel seçim sonuçlarının doğuracağı tartışmanın yaklaşan Köşk seçimleri nedeniyle ertelendiği CHP'de, Kılıçdaroğlu 10 Ağustos akşamı kaybedenin kendileri değil ortak aday olduğu gerekçesine de sahip olmak isteyecek. Oysa sosyal demokrat ve sol siyaset yapanların asıl tartışması gereken İhsanoğlu'nun adaylığı değil böyle bir formüle sıkışmalarının 'sebepleri' olmalı. Siyaset son tahlilde ekonomidir ve solun/sosyal demokratların geniş kitlelere bu açıdan bir şey vaat edememeleri hazin değil mi?
…
Velhasıl aday açıklandığı anda ilk turda bitmiş bir seçimden bahsediyor hale geldik iyice.
Her parti kendi doğru adayını tespit edip gösterebilse daha fazla zorlarlardı bence.
Futbolla başladık onunla bitirelim; Bundan sonrası artık halkın kararı ama görünen o ki temiz bir maç olacak ve net tartışmasız bir galibiyetle bitecek.
Yazar: Yaşar Taşkın Koç |
24-06-14 |
||
| E mail: yenisafak.com.tr | Tweet | ||