
| Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ | Okunma Sayısı: 2184 |
M. Esad Coşan Hocaefendi'nin Mühim Sorular ve Cevaplar başlıklı bir yazısı var. Yirmi yedi yıl önce İslâm dergisinde yayınlanmış. (Ocak 1987) O yazıdaki soru ve cevaplardan biri de şu: 'Soru: Yeryüzündeki insanlar içinde hasmı, düşmanı en çok olanlar kimler? Cevap: Müslümanlar!' Devamında, bir de uyarı yapar: 'Bunca dış düşmanın yanı sıra, müslümanın bir yığın da mânevi iç düşmanı vardır.'
Bu bilgi eşliğinde İslâm dünyasına, coğrafyasına bakıyoruz. İlk gördüğümüz, görmeyi en son istediğimiz şey. Kıymetli topraklarımızı açık bir poligona, yirmi dört saat çalışan bir mezbahaya, kirli ve karanlık hamlelerin yapıldığı bir sahaya dönüştürdüler. Sadece Gazze'deki son saldırıda, otuz binden fazla evi / yuvayı vurmuşlar. Yanı sıra camiler, okullar, hastaneler, hatta ambulanslar.
Şunu da söylemek lazım: İslâm'ın özüne ve umuduna karşı büyük bir operasyon yürütülüyor. Haçlı seferlerini durduranlardan intikam alınmak isteniyor. Tam da burada, işgal ve terör devletinin başındaki kişinin bir sözünü hatırlayalım, hatırlatalım: 'Biz sadece kendimizi değil, bütün batı dünyasını savunuyoruz.' Acı ama gerçek; yüzlerce çocuk ve kadın katlederek batı 'medeniyetini' savunmak.
Suriye'yle başlayan, Mısır, Irak ve Gazze'yle devam eden vahşet dalgasında, kimin ne olduğu bir kez daha görüldü. Çok net bir biçimde. Evvela bunu bir kenara yazalım, unutmayalım.
Anladığımız odur ki, Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılında, bildiğimiz eller veya ülkeler, bölgeyi ve halkları yeniden kurguluyor. 'Sorun' çıkarabilecek taraflar ezilmek isteniyor. Türkiye'den başlayıp Mısır ve Libya'ya uzanan direniş hattı kırılmaya çalışılıyor: Hamas, Müslüman Kardeşler Teşkilatı ve ülkemizdeki malum olaylar, girişimler.
Bir parantez açalım: Yedikıta dergisinin hediye olarak verdiği Birinci Dünya Savaşı'nın 100 Günü isimli on altı sayfalık kitapçığı bulup okumanızı öneririm. Ulaşabildiğim tek yayın.
***
Böyle kritik bir dönemde, güçlü bir Türkiye'ye olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. İslâm dünyası, katili katile şikâyet etme acizliğinden artık kurtulmalıdır. Bunun yolu da, defalarca yazdığımız gibi, İslâm Birliği'nin kurulma çalışmalarına bir an önce başlanmasından geçiyor. Son zamanlarda, aklına ve kalbine, basiretine ve ferasetine güvendiğimiz birçok muhterem isim de aynı isteği dillendirmeye başladı. Şükür.
İnanıyoruz ki, İslâm Birliği'nin kurulmasına öncülük edecek tek ülke, Türkiye'dir.
Sadece insanların değil, milletlerin ve ümmetlerin hayatında da iniş-çıkışlar olur. Dibe vurup tekrar yükselmek. İslâm dünyasının içine düştüğü buhran ve karmaşa, kim bilir, belki de yeni bir başlangıca, yükselişe vesile olacaktır. 'Nereye gidiyoruz' sorusundan doğacak bir uyanış. Kardeşlerine sadece kefen gönderebilmenin utancından çıkacak onurlu bir duruş. Yeni bir şuur.
Yine burada, Esad Coşan Hocaefendi'nin Dinî ve Millî Teyakkuz İlanı başlıklı yazısından bir alıntı yapalım: 'Müslümanların yekvücut olmaları, birleşmeleri, anlaşmaları, yardımlaşmaları vazgeçilmez şarttır; aklın, basiretin, imanın, izanın, irfanın yegâne yolu budur. Başkaca yollar ve davranışlar dünyada ve ahirette büyük ziyan getirir, tarihte getirmiştir, istikbalde de getirecektir. Allah korusun.' (Başmakaleler, Server İletişim, sayfa 211)
Evet, derdimizin dermanı budur.
***
Sayın Beşir Atalay, 'inşallah bir gün İsrail'e birileri 'dur' der' diye açıklama yapmıştı. Batının 'dur' demeyeceği, ayrıca sonuna kadar destekleyeceği çok açık. Zalimlere ve kirli oyunlara dur diyecek olan, yeniden büyük Türkiye'dir, İslâm Birliği'dir.
O sıralar, bir de Ahmet Davutoğlu'nun bu çıkışı vardı: 'İsrail'e üstün olmadığını öğretecek tek millet biziz!'
Bugün, bize yakışan cevabın sahibi, başbakan oluyor. Türkiye'nin tarihi misyonundan bahsediliyor. Bir umut.
Yazar: İbrahim Tenekeci |
23-08-14 |
||
| E mail: yenisafak.com.tr | Tweet | ||