İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / OKUMAK
Okunma Sayısı: 2700
Yazar: Faruk Beşer
OKUMA ALIŞKANLIĞI VE GENÇLİK

OKUMA ALIŞKANLIĞI VE GENÇLİKGençlere dedik ki, okuma alışkanlığı edinmeden hiçbir zaman toplumun genel seviyesinin üzerine çıkabilmek, topluma yol gösterici bir noktadan bakabilmek mümkün olmaz. Şu anda dünya genelinde en az okuyan milletlerden olduğumuz biliniyor. Bu açığı kapamalıyız. Diyorlar ki, Japonlar senede ortalama 25 kitap okuyorlarmış, Türkler ise 25 yılda bir kitap. Ne mutlu Türküm diyene. Bu bizim hesabımıza çok kötü bir durum değil mi?

Herkesin sık tekrarladığı bir mütearife olarak, İslam’ın ilk emrinin ‘oku’ olması bir tesadüf müdür? Anlayana bu müthiş bir mesajdır. Öncekiler bu mesajı almış ve gereğini hakkıyla yapmışlardır. Batılılar, Süyutî’nin (bizim Kemal Paşa Zâde’nin yaştaşıdır) yazdığı kitapları bir insanın hayatı boyunca yazamayacağını söyler, bunda bir iş vardır derler.

Medarı iftiharımız, dünyaca meşhur Bilim Tarihçisi Fuat Sezgin Hoca’nın bir röportajında okumuştum. Hocası Alman oryantalist Hellmut Ritter  bir gün kendisine sormuş: “Dr. Sezgin, günde kaç saat çalışıyorsun?" Fuat Sezgin Hoca diyor ki, "Ben göğsümü gererek günde 13-14 saat çalışıyorum." dedim. "Ne?" dedi. "Bu tempoyla sen iyi bir bilim adamı olamazsın. Eğer bilim adamı olmak istiyorsan bunu artırmalısın." Kendisi günde adeta 24 saat çalışırdı. Günler uzun olsaydı daha çok çalışacaktı. Ben ondan sonra çalışmamı, 17 saate çıkardım. Bu 70 yaşıma girinceye kadar devam etti. 70 yaşımdan sonra, çalışmamı bir iki saat azalttım. Şimdi aşağı yukarı 13-14 saat çalışmaya gayret ediyorum”.

Seyyit Kutup günde sadece okumaya 10 saat ayırırmış, yüzünü sürüp uykusunu kaçırmak için yanında buz bulundururmuş.

Bu kadar işi, hayatlarına nasıl sığdırdıklarına hayret ettiğim âlimlerin hayatını okuduğumda hepsinde gördüğüm ortak özellik, bizim hayal edemeyeceğimiz kadar çok kitap karıştırmış olmalarıdır. Zahidülkevserî bunlardan biridir.

Doktora tezimi yazmaya başlamadan önce müracaat kitapları hariç, şöyle okkalı bir 25 kitap seçmiş ve onları okuyarak tezimi yazmaya başlamıştım. Büyük bir iş yaptığımı düşünüyordum. Sonra Sevgili Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun Amerika’da basılan doktora tezini Türkiye’den Malezya’ya ilk ben götürüp kendisine verdim. Tez üzerinde konuşurken önce 250 kitap okuyarak tezi yazmaya başladığını söyleyince ben övünmek olmasın diye kaç kitap okuduğumu artık söylemedim.

Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin tartışıldığı günlerde bir TV programında Türk asıllı bir Alman milletvekilinin şöyle dediğini dinlemiştim: Almanya’da ilk beş yıllık eğitim süresince bir öğrenci ortalama 250 kitap okur. Oysa bu rakam Türkiye’de 12 dir. Şaşırmıştım tabii. Allah şöyle buyuruyor: “Kişi ancak çalıştığının karşılığını bulur”.

Yıllar önce Sakarya’da o zamanki Rektör İsmail Çallı, bir Amerika gezisi sonrası bize yolculuğunu anlatmış ve orada yapılan bir araştırmadan söz etmişti. Dünyada çalışma saatleri ortalama 8 saattir, ama bu sekiz sat süresince ortalama kim ne kadar iş yapıyor diye Japonların ortalama yedi saatlik iş yaptığını görmüşler. Amerikalılar 4 saatlik, Türkler 57 dakikalık, Mısırlılar ise 15 dakikalık iş yapıyormuş. Bir kez daha, ne mutlu Türküm diyene.

Okuma alışkanlığı edinmek kadar, neyi nasıl okumamız gerektiğini bilmek de önemli. Piyasada yüzlerce, hatta binlerce kitap var ve öyle zannediyorum ki bunların yüzde 95’i okumaya değmez. Bunun için işi bilen hocalardan, düşünürlerden istifade etmek ve neyi nasıl okuyacağımızı onlara sormak lazım. On beş yıl kadar önce ben kendi çapımda bir okuma listesi çıkarmıştım. Şu anda o da çok eskidi ve onun da güncellemek gerekiyor. Ama okumak isteyen öğrencilerimize önce hangi konuda ne okumak istediklerini soruyorum, onların eğilim ve isteklerini esas alarak 15-20 kitap adı getirmelerini istiyorum. Ben de onlar içerisinden şu kitapla başla, şununla devam et, şu kadar okuduktan sonra beni tekrar ara, okudukların üzerinden bir sonuca varalım, senin için bir yol haritası çizelim ve bundan sonra okuman gereken kitapları tespit edelim diye söylüyorum.

Kısaca gençlerimizin kitap okumaya ve de düzenli okumaya alışmaları gerekiyor.

Bir zamanlar sanırım bir yayınevinin çok hoş bir sloganı vardı, “okumadığınız zaman neler kaybettiğinizi ancak okuduğunuz zaman anlayacaksınız” diyordu. Gerçekten okumayan insan neler kaybettiğini fark edemiyor. Hayatı okumakla anlayacağız, insanı okumakla tanıyacağız, toplumu, insanlar arası ilişkileri ve kısaca varlığı, hatta kendimizi okumakla tanıyacağız ve eğer bizim topluma vereceğimiz bir mesajımız varsa bunu ancak bu okumalardan ve tanımalardan sonra netleştirip sunacağız. Aksi takdirde hiçbir şey yapmış olamayız.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Faruk Beşer
27-02-15
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OKUMA ALIŞKANLIĞI VE GENÇLİK
Online Kişi: 37
Bu Gün: 173 || Bu Ay: 5.645 || Toplam Ziyaretçi: 1.780.305 || Toplam Tıklanma: 44.709.284