HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / TÂRÝH
Okunma Says: 3073
Yazar: Ekrem Buðra Ekinci
OSMANLI ÝSLÂM DEVLETÝ DEÐÝL MÝYDÝ?

XIX. asrda Ortadou’da baz emperyal emellere sahip Avrupa hükümetleri ve bunlarn destekledii oryantalistler, bilhassa Arap asll müslümanlarn stanbul’a itimadn ykmak için, Osmanl idaresinin, kanunnâmeler vesilesiyle er’î hukuktan uzaklatn iddia etmiti. Bugün de klasik fkh terminolojisine sahip bulunmayan bazlarnn Osmanl Devletindeki tatbikat sathî deerlendirerek benzeri neticeleri vard müahede edilmektedir. u halde er’î bir devletten söz edebilmek için hangi kriterler lâzm geldii ve Osmanl Devleti’nin bunlara ne denli sahip olduunun ortaya konulmas icap etmektedir.

Devlet demek, hukuk demektir. Zira devlet, hakl ile hakszn arasn ayrmak, mazlumun hakkn zâlimden almak üzere vardr. ‘Hakk’n çokluk hâlinin ‘hukuk’ olmas bouna deildir. Hemen her semâvî din, inanç ve ibâdetler yannda, hukuk kaideleri de getirmitir. slâmiyet, daha bandan itibaren bir devlete sahip oldu. slâm hukuku, bu devletin himayesinde dodu ve inkiaf etti. Klasik slâm kaynaklarnda, bu hukukun hâkim olduu beldelere dârülislâm veya imdiki tabirle ‘slâm devleti’ veya -aman yanl anlalmasn- ‘er’î devlet’ deniyor.

Demek ki bir beldede slâm hukuku hâkim ise, müslüman ve gayrmüslimler vatandalk emsiyesi altnda bar içinde yaayabiliyorlar ise, oras slâm devletidir. er’î devlet, müslüman ve gayrmüslimlerin, can, mal ve din hürriyetine sahip bulunduu, hukuk sisteminin er’î prensiplere dayand bir sistemdir. sterse müslümanlar ekseriyette olmasn. Hatta emperyalistlerin igal ettii ve bana da gayrmüslim idareciler tayin ettii müslüman beldeleri, er’î hukukun tatbikat devam ediyorsa, dârülislâm olarak kalr. Kur’an- kerim, aada zikredilecei üzere, indirdii hukuk kaideleriyle inanarak amel etmeyi iman ile bir tutar.

Türkler, Müslümanla girdiklerinden itibaren, kendilerini slâm cemiyetinin içinde buldular ve burada câri hukuk sistemine tâbî oldular. slâm dini, inanç ve ibâdet esaslar yannda, önceki semâvî dinler gibi, hukukî hükümler de ihtivâ ediyordu. Türklerin Müslümanla girdikleri zamanlarda slâm hukuku tekemmül etmi ve tedvin olunmutu (yazl hâle getirilmiti).  Müslüman Türk devletleri de, Abbasî Devleti modelini kabul ederek, burada hâkim hukukî, siyasî ve idarî gelenekleri benimseyip sürdürdüler. slâm hukukunun boluk brakt hususlarda, bu hukuka aykr olmayacak ekilde, kendi siyasî ve hukukî geleneklerini de tatbik ettiler. slâmiyet’e uymayan âdetlerini de braktlar. Osmanl Devleti de bu yoldan yürüyerek, dünya üzerinde hüküm sürdüü alt asr boyunca, slâm hukukunu bütünüyle tatbik etme iddiasnda oldu.

Baz yazarlar ve tarihçiler, Osmanl hukuku denildiinde, slâm hukukunun bir versiyonunun anlalmasn yanl bir ön kabul olarak deerlendirmiler; Osmanl Devletinde slâm hukukunun ancak snrl ve ksmî bir yürürlüünün olduunu, geni bir sahada örf kurallar ile padiah emirnâmelerinin tatbik edildiini; hatta er’î hukukun en çok eklî hukuku ifade ettiini, bir baka deyile eklen yürürlükte olduunu; Osmanllarn pek çok hususta er’î hukuka aykr hükümler kabul etmek zorunda kaldn söylemilerdir. Bunun neticesi olarak da Osmanl Devleti’nin aslnda bir slâm devleti olmaktan çok, ksmen de olsa laik esaslara dayandn iddia etmilerdir. Bu yazarlar ekseriya arazi rejimi, devirme sistemi, ehzâde idamlar, muamele sat, irsadî vakf sistemi gibi spesifik tatbikatlar bu iddialarna misal göstermilerdir. Böylece Osmanl Devleti’nin klasik mânâda bir er’î devlet saylamayaca hususunda bir paradigma meydana getirmilerdir.

slâm hukukunun aslî kaynaklarna ulaamayan bu müelliflerin kanaatlerine itirak etmek mümkün deildir. er’î hukuk, baz sahalarda boluk brakm ve bu sahalarda teri (hüküm koyma) salâhiyetini hükümdara vermitir. Hükümdar, slâm hukukuna aykr olmamak artyla, gerekirse mahallî örf ve âdetlerden de istifade ederek bir takm hukuk kâideleri koyabilir. Bunun misallerine de rastlanmaktadr. Nitekim slâm hukuku, kim olursa olsun idarecilerin (emîrin) hukuka uygun emirlerine itaat edilmesi esasn koymutur.

slâm tarihi boyunca er’î hukuk Müslüman devletlerde hep aslî sistem olarak tatbik edilmitir. Hazret-i Ebû Bekr’in halîfeliinden, Osmanl Devleti’nin sonuna kadar, her meselede, slâm hukuku referanslar aratrlm ve mesele fetvâya balanmadkça icraata geçilmemitir. Osmanl Devleti de esas itibariyle slâm hukukunun Hanefî tefsirini tatbik etmi; ihtiyaç oldukça dier sünnî mezheplerden, hatta bu mezheplerin zayf kavillerinden istifade etmekte beis görmemitir. Böylece her meselede slâm hukukunun snrlar içinde hareket etmeye itina gösterilmitir. Tanzimat’ta sonra, Avrupa kanunlarnn iktibasnda bile, bu metinler erî hukukla mutâbk hâle getirilmeden ilan olunmamtr.

Hükümet icraatnda er’î hukuka aykrlk bahis mevzuu olsa bile, bu istisnâî bir vaziyeti ifade eder. ‘stisnalar kâideyi bozmaz’. Osmanl otoritelerinin ‘Biz gerekirse er’î hukuku bertaraf ederek hüküm koyarz’ eklinde bir iddias hiç olmamtr. Siyasî pragmatizm baka eydir, laiklik baka eydir. Kanunnâmelere er’î prensiplere aykr hususlarn girmesine göz yumulmu olabilir; hatta er’î hukuk hükümlerinin tatbikinde ihmal gösterilmi olabilir. Ancak slâm inancna göre, “Ameller, imandan bir cüz deildir”. Yani günah ilemek, insan dinden çkarmaz. Nitekim son eyhülislâmlardan Mustafa Sabri Efendi diyor ki: Müslüman milletin hükûmeti, dinden infisâlini [ayrldn] ilân etmeksizin ahkâm- slâmiyye hâricinde hareket ederse, günahkâr bir Müslüman gibi fsk irtikab etmi [günah ilemi] saylr ve “Kim Allah’n indirdiiyle hükmetmezse onlar fâsklardr” meâlindeki âyetin (Mâide: 47) ümulüne girer. Böyle olmayp, dinin emir ve yasaklarna uymann halka ait bir keyfiyet olduu gerekçesiyle Ahkâm- slâmiyyeyi ilgâya [kaldrmaya] kalkrsa bu irtidad [dinden çkma] saylr ve “Kim Allah’n indirdiiyle hükmetmezse onlar kâfirlerdir” meâlindeki âyetin (Mâide: 44) ümulüne girer.

Evet, Osmanl Devleti, Avrupa siyaset tarihi terminolojisi çerçevesinde bir teokrasi deildir. Çünki halîfe/padiah, her ne kadar ruhânî ve dünyevî iktidar uhdesinde birletirmi bir pozisyonda ise de; Papa gibi masum olmad gibi, insanlar dine alma veya dinden çkarma, günahlar afvetme, dinî emirler koyma, mevcut dinî hükümleri deitirme ve kaldrma salâhiyetine de sahip deildir.  slâm-Osmanl cemiyetinde ruhban [râhipler] snf bulunmaz. Dinî âyinlerin mutlaka hükümdar veya din adam tarafndan idare edilmesi gibi bir art yoktur. Din adamlarn, ayn zamanda ilmiye snf diye bilinen, kadlar [hâkimler], müftüler (hukuk müavirleri) ve müderrisler (akademisyenler) tekil eder. Osmanl Devleti’ndeki bütün hukukî ihtilaflar, medrese mezunu din âlimi kâdlar önüne çkarlr; slâm bilginlerinin dinî kâideleri sistematize ettii hukuk kitaplarna göre çözülür.

Osmanllarda örfî hukuk hükümlerinin tedvin edildii fermân ve kanunnâmeleri hazrlayan Divan- Hümâyun mensubu yüksek rütbeli nianc, medrese mezunudur ve ilmiye snfndandr. Kendisine bu sebeple müfti-i kanun da denir. Ayrca hazrlanan kanunnâmenin er’î hukuka mutâbk (uygun) olup olmad hususunda da eyhülislâmn fetvâsna müracaat edilir. Osmanl arivlerinde, padiah ve sadrâzam tarafndan eyhülislâmlktan istenen çok sayda fetvâ bulunmaktadr. Hukukî meselelerde fetvâs almann mecburi olduunu bildiren fermânlar da vardr. Zaman zaman eyhülislâmlkta kanunnâme metinlerinin tashih edildii vâkidir. Böyle bir hataya eyhülislâm Ebussuud Efendi ‘bu kayd câhil kâtipler yazm olsa gerek’ demi ve “Nâ-meru olan nesneye emr-i sultanî olmaz!” [Dine aykr bir hüküm, padiah bile emretse, meru olmaz] diyerek itiraz etmitir. Fetvânn müeyyide gücü ve balaycl yoktur. Uyulmad zaman kiiyi buna zorlayacak bir makam bulunmamaktadr. Ancak Osmanl idarecileri, amme efkâr önünde meruluk temelini muhafaza etmeye her zaman itina etmitir. Nitekim bu incelii sezen baz Avrupallar, ‘Sul­tan Türk­le­re; Kur’an da sul­ta­na hük­me­der’ demekten kendilerini alamamlardr.

Yahudi asll Alman müsterik Joseph Schacht, devletin fiilî tatbikatn er’î hukukun hükümlerine uygun tutma gayretinin en dikkate deer ve baarl örneinin Osmanl mparatorluu’nda ortaya konduunu söyler ve der ki: “Osmanllar, adaletin tevziini tamamen eriate dayandrmtr. Hatta sivil idarenin en küçük birimini, kâdnn salâhiyeti altndaki kazâ [ilçe] olarak kabul edip, mahallî polis efi olan subay kâdnn emrine vermilerdir. eyhülislâm, devletin en yüksek memuriyetlerinden birisi hâline gelerek, devlet içersinde er’î hukuka riayet edilmesini salamak ve kâdlarn faaliyetlerini kontrol etmekle vazifelendirilmitir. Her vesilede hükûmetçe yaplmas düünülen ilerin eriata uygun olup olmad hususunda kendisine danlmtr”. Schacht son olarak, Osmanl sultanlarnn er’î hukuka ballklar ile temâyüz ettiklerini [öne çktklarn]; imparatorluktaki hukuk nizamnn, çada Avrupa’da hâkim olan hukuk düzeninden çok üstün olduunu söyler.

Bir yandan padiah, dier yandan ulemâ ve tüccar, her zaman eriatn yannda yer almtr. Bunun aklc bir sebebi de vardr. eriat, idarecilerin güçlerini kötüye kullanmalarnn önüne geçmek üzere yaratlmtr. er’î hukukta, hak ve hürriyetler, bizzat teminat altna alnm; ferdî münasebetler de net bir ekilde düzenlenmitir. slâm ulemâs, siyasî otoriteye kar, kendine has bir snf uuru içinde, er’î prensiplerin taviz vermez muhafz rolü oynamtr. Osmanllarda Batllama devresi olarak adlandrlan Tanzimat devrindeki slahat dahi, er’î hukuk prensiplerine riayet edilerek yaplmtr. Bu slahatn banda Ahmed Cevdet Paa gibi er’î hukuka vukufu ve muhafazakâr tavrlar ile tannm bir simânn bulunmas dikkate deerdir. Hatta dinî hususlardaki lâkaytlklar ile tannan ttihatçlarn bile, hükûmet icraatlarnda er’î hukuka uygun davranma endiesi tadklar görülür.

XIX. asrda Ortadou’da baz emperyal emellere sahip Avrupa hükümetleri ve bunlarn destekledii oryantalistler, bilhassa Arap asll müslümanlarn stanbul’a itimadn ykmak için, bir yandan Osmanl ailesinin Kureyî olmad, dolaysyla meru halife saylmayaca propagandasn yaparken; öte yandan da Osmanl idaresinin, kanunnâmeler vesilesiyle er’î hukuktan uzaklatn iddia etmitir. Arap memleketlerinde ilmî maksatlarda bulunduum zamanlarda, bu telakkinin baz kesimlerde az da olsa hâlâ yaadn müahade etmitim. Ancak buna da cevab yine Arap ulemas vermi; Osmanl Devleti’nin gerçek bir slâm devleti olduunu ispata dair kitaplar kaleme almlardr. Msrl âfiî âlimi mam a’rânî (973/1565), Osmanllarn dine balln ve adaletlerini överek “Bugün dinin koruyucusu ve slâmiyet’in yüzünü ak eden ancak Osmanoullar ve onlarn askerleridir” diyor. am ulemâsndan Abdülganî en-Nablüsî (1143/1731), “Yeryüzünü sâlih kullarma miras brakrm” meâlindeki âyet-i kerîmenin (Enbiyâ: 105) Osmanl Sultanlarn övdüünü bildirmektedir. Mekke-i mükerreme âfiî müftisi Seyyid Ahmed bin Zeynî ed-Dahlân (1304/1886), Osmanllarn slâmiyet’e hizmetlerini anlatmak üzere müstakil bir eser kaleme almtr. Osmanl Devleti’nin kuruluundan 60 sene evvel am’da vefat eden ve manevî keifleriyle tannan Muhyiddin Arabî’nin, “nne aslaha’d-düveli ba‘de’s-sahâbeti ed-Devletü’l-Osmaniyye, Ve lâ inkrâza ilâ yevmi’l-hatmi ve’l-kyâme” (Sahabeden sonra en sâlih devlet Osmanl Devleti’dir ve kyametin zuhuruna kadar yklmaz) sözü mehurdur.

slâm dininin herkes tarafndan duyulmas demek olan i’lâ-i kelimetullah [Allah’n adnn yüceltilmesi] prensibi, Osmanl Devleti’nin birinci misyonu olmutur. Baz Avrupal tarihçiler Osmanl Devleti’nin ksa bir zamanda büyüyüp dünyann en güçlü devleti oluunun arkasnda, gazâ ruhunun yattn söyler. Osmanllar, nice Haçl taarruzunu durdurarak müslüman âlemini büyük bâdirelerden korumu; kurduklar güçlü maarif müesseseleriyle saysz âlim yetitirerek slâmî ilimlerin inkiafn ve slâm inancnn saf bir ekilde günümüze intikalini temin etmilerdir. "Sizden biriniz kötü bir ey gördüünde eliyle, buna gücü yetmezse diliyle önlesin. Bu da mümkün olmazsa kalbiyle buzetsin!" hadîs-i erifini tefsir eden ulema, el ile emr-i maruf ve nehyi münker mükellefiyetinin hükümete ait olduunu bildirmi; Osmanl idarecileri de, Müslümanlarn günlük hayatta dinî prensiplere uyup uymadn kontrol ederek bu vazifeyi devletin sonuna kadar yerine getirmitir. Meselâ alenen nakz- syam (açkta oruç bozmak) Osmanl ceza kanunlarnda hep yer alm bir suçtur. Kadnlarn tesettüründen, mektep talebelerinin cemaatle namaza devamna kadar, müslümana alkollü içki satndan, kibrit kutular üzerindeki mübarek resimlerin yerlere atlmasnn men’ine kadar günlük hayatn her safhasnda, müslümanlarn dinlerinin prensiplerine uymalar kolaylatrlm ve kontrol edilmitir. Dinî kitaplar, zamann muteber ilim adamlarndan teekkül eden maarif encümeninde tasdik edilmedikçe baslamamtr.

Netice itibariyle Osmanl Devleti, klasik ilmî terminolojiye göre tipik bir er’î devlettir. Hatta bu kategoriye giren devletlerin de sonuncusudur. Asr- Saadet ve hulefa-i râidîn devrinden sonra, slâm dininin olabildiince kemal mertebede hüküm sürdüü bir numunedir. Müslümanlarn siyasî hâkimiyetlerini kaybettii XX. asr balarndan itibaren, dünyada hakiki mânâda bir er’î devlet görülmemektedir. Ancak baz müslüman devletler er’î hukuku ksmen de olsa tatbik iddiasndadr.

KAYNAKÇA

Abdülvehhâb a’rânî, el-Uhûdü’l-Kübrâ, Kâhire 1308.

Adnan Koum, Osmanl Örfi Hukukunun slam Hukukundaki Temelleri, Selçuk lahiyat Fakültesi Dergisi, S. 17, Konya 2004, s. 145-160.

Ahmed Akgündüz,  Osmanl Kanunnâmeleri, stanbul 1990.

Cokun Üçok, Osmanl Kanunnâmelerinde slâm Ceza Hukukuna Aykr Hükümler, Ankara Hukuk Fakültesi Dergisi, C. III-1, III-2, IV-1, Y. 1946-1947.

Dahlân, ed-Devletü’l-Osmâniyye mine’l-Fütûhâti’l-slâmiyye, Kâhire 1304.

Ekrem Bura Ekinci, slâm Hukuku, stanbul 2006

Ekrem Bura Ekinci, Osmanl Hukuku, 3.bask, stanbul 2013

Fadl Alevî Paa, Füyüzât- lâhiyye ve Envâr- Nebeviye, 1313/1895; 1895.

Fuad Köprülü, Fkh, Maarif slâm Ansiklopedisi.

Habib el-Ubeydî, Hablü’l-’tisâm ve Vücûbü’l-Hilâfeti fî Dîni’l-slâm; st. 1334/1915.

Häim Gerber, State, Society and Law in Islam-Ottoman Law in Comperative Perspective, New York 1994.

Halil Cin/Ahmet Akgündüz, Türk Hukuk Tarihi, 2 C, 3.b, stanbul 1996.

Halil nalck, “eriat ve Kanun, Din ve Devlet”, slâmiyât I (1998), S. 4.

Hfz Veldet Velidedeolu, “Türk Hukuk Hayatndaki Düalizm ve er'î Hukuktan Laik Hukuka Geçi”, Yargtay Yüzüncü Yldönümü Armaan, stanbul 1968.

Ignaz Goldziher, Fkh, Maarif slâm Ansiklopedisi.

brâhim bin Âmir el-Ubeydî el-Mâlikî, Kitabü Kalâidi’l-Ikyân fî Mefâhiri Devleti Âli Osman,  Kâhire 1317/1899.

James Lewis Farley, Turks and Christians: a solution of the Eastern question, London, 1876.

John Hobson: Bat Medeniyetinin Doulu Kökenleri, Trc. Esra Ermert, stanbul 2007.

Joseph Schacht, An Introduction to Islamic Law, 2nd edition, Oxford 1966.

M. Âkif Aydn, Osmanl’da Hukuk, Osmanl Devleti ve Medeniyeti Tarihi, Edt. Ekmeleddin hsanolu, stanbul 1994.

Mahmud Hamza Efendi, Bekâ-i Saltanat- Osmaniyye, Trc. Bereketzâde smail Hakk, Derseadet 1332.

Mâverdî, Ebu’l-Hasen, el-Ahkâmü’s-Sultaniyye, 3.b, Kâhire 1393/1973.

Niyazi Berkes, Türkiye'de Çadalama, stanbul 1978.

Numan el-Âlûsî, Gâliyyetü’l-Mevâiz, Kâhire 1301-1329.

Ömer Lütfi Barkan, “Osmanl mparatorluu Tekilat ve Muesseselerinin er’ilii Meselesi”, ÜHFM, c. XI, S. 3-4, stanbul, 1945.

Ömer Lütfi Barkan, Kanunname, Maarif Vekâleti slâm Ansiklopedisi

Ömer Lütfi Barkan, Osmanl mparatorluunda Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esaslar, stanbul 1943.

Ömer Lütfi Barkan, Türkiyede Din ve Devlet likilerinin Tarihsel Geliimi, Cumhuriyetin 50. Yl Semineri, Ankara 1975.

Paul Wittek, Osmanl mparatorluunun Kuruluu, Trc. Güzin Yalter, stanbul 1971.

Mustafa Sabri Efendi, Mevkfü’l-Akli ve’l-lmi ve’l-Âlem, Kâhire 1369.

Vasfi Raid Sevi, Fkh ve Medeni Kanun, Ankara Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.1951, S. 3-4.

27.08.2015

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ekrem Buðra Ekinci
30-08-15
E mail: ekrembugraekinci.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
OSMANLI ÝSLÂM DEVLETÝ DEÐÝL MÝYDÝ?
Online Kii: 19
Bu Gn: 612 || Bu Ay: 4.020 || Toplam Ziyareti: 2.926.651 || Toplam Tklanma: 58.583.495