HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 2024
Yazar: Serdar Demirel
DAEŞ'İ OKUYAMAMAK

DAEŞ'İ OKUYAMAMAKDAEŞ, bir terör örgütü denip kolaylıkla geçiştirilemez. Geçiştirilemeyeceğini de yaptığı eylemlerle, bölgede bozduğu dengelerle ortaya koymaktadır.

Ankara’da 102 kişinin katledilmesini, Mısır’dan Rusya’ya giden Rus Metrojet Havayolları’na ait yolcu uçağının düşürülüp 224 kişinin öldürülmesini, Beyrut’ta 44 kişinin katledilmesini ve Paris’teki 132 kişinin hayatını yitirdiği kanlı eylemlerin hepsini DAEŞ üstlendi. Bir ay gibi kısa süre içerisinde; 4 ülkede 4 büyük eylem yapabilmesinin üzerinde iyi düşünmek gerekir.

Türkiye’de seçim sonuçlarını değiştirmek için eylem yapan, eylemleriyle ülkedeki etnik ve mezhepsel fay hatlarını derinleştirmeye çalışan, Türkiye’nin Pakistanlaşması için planlar yapan bir yapı var karşımızda.

Suriye ve Irak’ın üçte birine, 6-7 milyon insanın yaşadığı bir coğrafyaya, bir orduya, diğer ifade ile orta ölçekte bir devlete sahip ve hedeflerine varmak için her türlü şiddeti en uç noktasını kullanan merhametsiz ve bir o kadar da muamma bir yapı bu..

DAEŞ’in tam olarak ne olup olmadığını, sosyolojik karşılığını, ideolojik açılımını, yakın ve uzak hedeflerini, ilişki ağlarını anlamaya çalıştığımızda sadra şifa bir çalışma bulamıyoruz maalesef. Varolanlar hep bir parçayı tarif ediyor, tümünü değil.

DAEŞ’e karşı olmak, kullandığı yöntemlerden beri olmak, lanetlemek meseleyi objektif olarak anlama çabamıza engel olmamalı. Batı’da yazılanlarla bizde yazılanlar arasında da pek fark yok. Oysa oryantalist okumalara teslim olmamamız, daha derûnî ve daha içeriden okumalar yapmamız gerekir.

Oryantalizm yanlı da olsa meselenin kimi siyasi, ictimai ve psikolojik boyutlarını okuyabilir. Ama İslâm’ı kendisine referans alan bir yapının argümanlarını, paradigma içi tutarlılığını, tarih tecrübesi içindeki yerini bizim kadar anlayamaz.

Bölgesel ve küresel istihbarat örgütlerinin DAEŞ’in üst kadrosuna sızıp kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştıklarını söyleyebiliriz. Ancak bu ne üst düzey tüm yöneticilerinin böyle olduğunu gösterir ne de her şeyini bırakıp bu yapıya katılan gençlerin durumunu izah eder.

Mesele çok katmanlıdır. Her katmanın birbiriyle alakası olabileceği gibi birbirinden farklı dinamiklerle de harekete geçtiğini okumak gerekir. Meselâ Endonezyalı ailelerin, genç kızların dünyanın öteki ucundan gruplar hâlinde gelip bu yapıya katılmalarını nasıl izah edeceğiz?  

DAEŞ, gençlere; silah, nikâh ve araba vadediyor. Bir de şehadet... Bu tesbit elbette bir yere kadar doğrudur ama yine de fotoğrafın tamamını anlatmaya yetmiyor.  

Aslında bu yazıyı kaleme almamın sebebi şu: Tek işi DAEŞ’i her yönüyle çalışacak ve bütününe projektör tutacak bir araştırma merkezinin kurulması gerektiğini anlatmak. DAEŞ ile ilgili bilgi bankası oluşturulmalı.

İstihbarat birimleri farklı çalışır, farklı yöntemlerle bilgi toplar ve bu bilgiyi bağlı bulundukları ülkelerin ilgili kurumlarıyla paylaşırlar. Bizim kastettiğimiz bu değildir.

Sivil, akademik ve DAEŞ’in neoselefi, harici karakterini içten bir bakışla çözümleyecek ve bunu Müslümanlarla paylaşacak bir kurumdan bahsediyorum.

SETA vakfı gibi kurumlar olayın siyasi, ictimai, ekonomik boyutlarını çalışsa da dinî boyutlarını tahlil etmekte, katılanları ikna eden dinî referans metinleri analiz etmekte eksik kalmaktalar. Çünkü ilahiyat formasyonları ve sahayla irtibatları buna yeterli değildir.

DAEŞ’in temerküz ettiği Irak ve Suriye Türkiye’ye sınır olduğundan bu yapının yapıp ettikleri ülkeyi direkt ilgilendirmektedir. Ümmetin enerjisi, insan potansiyeli, birliği de tehdit altındadır. Dolayısıyla bu yapıyı çalışacak bir merkezin kurulması elzemdir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Serdar Demirel
19-11-15
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DAEŞ'İ OKUYAMAMAK
Online Kişi: 23
Bu Gün: 143 || Bu Ay: 7.965 || Toplam Ziyaretçi: 2.932.254 || Toplam Tıklanma: 58.666.172