HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 2335
Yazar: Serdar Demirel
MEDRESEYİ İHYA ÇALIŞMALARI VE TAVSİYELER 1

MEDRESEYİ İHYA ÇALIŞMALARI VE TAVSİYELERMedrese geleneğimizi yeniden ihya etme faaliyetleri heyecanla devam ediyor. Ancak bu arada çok da faydalı görmediğim bir tartışma da yaşanıyor. Medrese ve İmam Hatip Liseleri’ni yahut medrese ve ilahiyat fakültelerini karşı karşıya getiren bir tartışma bu. Kimileri bunlardan birini tercih etmemiz gerekiyormuş gibi anlıyor meseleyi.

Kimileri de İmam Hatip ve İlahiyat fakültelerinin istenileni gerçekleştiremeyeceğini ve dolayısıyla tek alternatifimizin medreseler olduğunu söylüyor. Bunların çoğu spekülatif yorumlardır. Çoğusu içeriden bir gözleme yaslanmamaktadır. Hayali bir medrese öngörülüyor ve tarihimizdeki medrese geleneğimizi olduğu gibi bugüne taşırsak sorunların çözüleceğini sanıyor.

Bugün klasik medrese geleneğinin en güçlü yaşatıldığı coğrafya Hint alt kıtasıdır. Pakistan’da bizim orada olduğumuz yıllarda medreselerde 1 milyon civarında talebe vardı. Bugün ise 12 bin civarında medrese ve buralarda ilim öğrenen 1.5 ile 2 milyon arasında medrese talebesi bulunmaktadır. Ancak bu köklü geleneğe rağmen istenen sonuçlar orada da tam elde edilemiyor. Bunun nedenlerini iyi incelemeli ve ona göre medreseleri yapılandırmalıyız.

Ben öncelikle Pakistan’daki medreselere dair bilgiler sunmak istiyorum. Dolayısıyla bilgiden yola çıkılarak rahat bir değerlendirme yapılabilsin. Bu bilgileri ise hadis devriyesini orada tamamlamış bir hoca dostumun medreseye dair içten tanıklığını aktararak yapacağım.

Pakistan medreseleri aslen Hind medreselerinin bir parçasıdır. Ülkenin Hindistan’dan ayrılmasıyla birlikte kökü bugünkü Hindistan’da olan ve Pakistan’ın tüm eyaletlerinde faaliyet gösteren medreseler bulunmaktadır. Bunların en büyüğü Hindistan kökenli Diyûbende Medreseleri’dir. Bu yazıda verilecek bilgiler de ağırlıklı olarak Diyûbendî medreseleriyle ilgilidir.

Diyûbendî medreseleri, ilkokul eğitimine muadil resmi bir eğitimden geçen öğrencilere dönük olarak sekiz yıllık eğitim vermektedir. Bu medreselerin ilk sınıflarında Sarf-Nahiv ve Belağat ilimlerine ilişkin klasik Arapça gramer eğitimi ağırlıktadır.

Gramer eğitiminin yanında temel İslâm bilimleri olarak bilinen Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akaid-Kelam ve Ahlak-Âdâb alanlarında dersler yer almaktadır. Son iki sene ağırlık hadis derslerine geçer. Yedinci sınıfta, çeşitli hadis kaynaklarından derleme binlerce hadisi muhtevi Mişkatü’l-Mesabih isimli hadis koleksiyonu baştan sona kadar okunur.

Medresede sekizinci sene derslerin tamamı hadis metinlerine tahsis edilir. Başta Kütüb-i Sitte olmak üzere klasik hadis kaynakları kimi baştan sona kimi baş kısımları itibarıyla okunur. Hindistan ve dolayısıyla Pakistan’da hadis eğitiminin bugünkü önemine kavuşması Şah Veliyyullah Dehlevî’ye dayanmaktadır.

Hicaz’da bir süre eğitim gören Hindistanlı Dehlevî orada okuduğu hadis kaynaklarının icazet silsilesini kendi memleketine taşımış ve Kütüb-i Sitte eğitimini bölgede yayılmasına öncülük etmiştir. Bugün bölgedeki hadis icazet silsilelerinin hemen hepsi Dehlevî’ye dayanmaktadır.

Bunun anlamı şudur; Dehlevî aradan birkaç yüzyıl geçmiş olsa da bölgedeki bütün öğrencilerin hocasıdır. Kütüb-i Sitte öğretimi verilen sekizinci sınıfta özellikle temel hadis kaynaklarından Buharî, Tirmizî ve Ebu Davud üzerinde yoğunlaşılmaktadır.

Buharî, içindeki hadislerin sahih olması bakımından seçkin bir yere sahiptir. Tirmizi, hadislerin kritiğini yaptığı için diğerlerine göre özgün bir eserdir. Ebu Davud bir bakıma hadis fıkhı ansiklopedisi mevkiinde bir kaynaktır. Pakistan medreselerinde hadis eğitiminin önemli bir esprisi Hanefî mezhebinin hadis sahasında müdafaa edilmesidir.

Malum ehl-i hadis ekolden isimler, tarih boyu Ebu Hanife’nin bazı fetvaları başta olmak üzere Hanefî mezhebindeki birçok fetvayı hadislere aykırı olduğu gerekçesiyle tenkit etmektedirler. Son yüzyıllarda bu tenkitleri tekrar gündeme taşıyan selefi çevreler, 19. yy’dan itibaren Hanefî mezhebinin hadisle ilişkisi meselesinin problem haline dönüşmesine yol açmışlardır.

Hindistan’da birçok Hanefi hadisçi bu tenkitlere cevaplar vermiş, bu konuda kitaplar kaleme almıştır. Hind ve Pakistan medreselerinde hadis eğitimine bir tür Hanefi fıkhı müdafaası işlevi kazandırılmasının ardında yatan temel sebep budur.

Konuya kaldığımız yerden devam edeceğiz inşaallah.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Serdar Demirel
14-03-16
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MEDRESEYİ İHYA ÇALIŞMALARI VE TAVSİYELER 1
Online Kişi: 50
Bu Gün: 54 || Bu Ay: 7.877 || Toplam Ziyaretçi: 2.932.120 || Toplam Tıklanma: 58.664.029