İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / OKUMAK
Okunma Sayısı: 1626
Yazar: M. Ali Abakay
OKUMAYI ÖLDÜRDÜK İÇİMİZDE...

OKUMAYI ÖLDÜRDÜK İÇİMİZDE...Okumasanız biz duymamış oluruz!..

Hayata bakarken okuma eylemini yaşantımızın içinden çıkaralı, görünen zavallılık, kendisini dilde, konuşmada, muhabbette, giyimde ve kuşamda gösterir oldu.

Kişinin kendisine ait olan ne varsa ondan uzak düşmesi, okumayı reddetmesiyle başladı, adeta.

Dün okumadıkları için ilerleme kaydetmediği söylenen toplum, bu gün okumaya teşviklere direnme yolunu tutarak, sanal dünyada olanla bitenle yetinmektedir.

Bilgisi, önündeki bilgisayarda yer alan devşirme bilgilerle sınırlı kişiye, ne demeli?

Dün ilgi alanında olmayan, uzmanı olmadığı konuda görüş belirtmeyi reddeden iken, günümüzde ilgili-ilgisiz her konuda kendisini bilgili sanan, konuşma hakkına sahip bilen, aslında zavallılığı paçalarından akan topluma dönüştük.

Bu gün bir dostumuzla konuştuk. Malum, yayıncılık zor bir iş ve herkesin yapamadığı, içinden çıkamadığı bir alan.

İki sene öncesine dayanan bir hak-hukuk konusu vardı. Zaman istedik. Diğer bir dostumuzun bize telefon açmadığını, durumumuzu bildiği için, işi bizim insafımıza bıraktığını biliyoruz.

Okumayan bir toplumda bunca kitap enflansyonuna ne demeli? Yayınevleri, kitap üstüne kitap çıkarıyor. Fuarlarda caf caflı açıklamalar.

Bir dergi yönetmeni-sahibi dostumuz, işlerin bilindiği gibi olmadığını söyledi. Durum, anlayacağınız iç açıcı değil.

Sanal ortamda yazısını okuyan, ücret vermeyen, yazıyı bir tuşla beğenen ve böylece okuduğunu ima eden kalabalık kitaba para vermeyen kesimden yana sitemi yoktu.

Bu sanal ortamda bizi en azından okuyanların olduğunu söyledi. Bir züğürt tesellisi, işte.

Kitaplarını yayınlayan bir çok genç kalem, bir daha kitap işine girmiyor. Yayınevleri, yazarından ücretini ve yüz-iki yüz kitabını alarak eseri basıyor. Yazar, artık kitabını elden çıkarır mı çıkarmaz mı? Bu kendi işi.

Bu gün can sıkıntısından bir kaç kitabı, çantama bıraktım. Belki şehir gezisinde bir tanıdığa rastlarım, kitap talebi olur dedim.

Sahaf olduğuna bin şahit bir yere uğradım. Üst kat gençlerin buluşma, kahve-çay içme yeri.

Üç kitap seçtim, şehirlerle ilgili. Genç bir kız kasada. Kitap fiyatlarında anlaştık, anlaşamadıklarımızı bıraktık.

Telefonla ulaşacakmış, diğerlerinin fiyatı için.

Ufak-tefek bir yapımız var. Kitapları alınca kendisine yazdığımız bir kitabı imzalamak istedim.

Kitap yazdığımı ispat için neler yapabilirdim?

Bir kimliğimi kitabın üzerine bırakmadığım kaldı.

Lise mezunu imiş. Yaz tatilinde burada çalışıyormuş.

Ben böyle düşündüm, açıkçası. Sormadım, kendisine. Belki abisinin iş yeri.

Bekleyeceğim, açıkçası, diğer kitapların fiyatı için.

Elimde iki poşet ve yürüyorum, ikindi serinliğinde.

Adeta bir suçlu gibi, ürkek ve tedirgin.

Biri bizi gösterir, "Bak, bu kitap yayınlamış!.." derse ne cevap vereceğimizi kara kara düşünüyorum.

Dinlenmek için bir yeşil alan var, karşıda. İş yeri. Herkes çayında ve sigarasında. Otursanız, Ramazan. Bir şey almazsanız olmaz. Oruçlu halinizle biri sizi görse ne der?

Yürüyorum, durağa kadar, elimde iki poşet.

* * *

Uykudan kalktım, kan ter içindeyim.

Ne sahaf var ne arkadaşım ne yazıştığım şahıs...

Elimde bir kitap ha düştü ha düşecek...

Şehir Araştırmaları Merkezi ile haşır-neşiriz.

Kitaplarımızın okunmasını isteriz, elbet.

Bir hastaya doktorun önerdiği ilacı, hasta almazsa ne yapmalı?

İnsanlığa mesajı olanın sesi gür çıkmıyorsa ne demeli?

Biz, kitap yazıyoruz bayım!..

Bizim tezgahımızda limon yok, biber yok, pantolon yok, tişört yok!..

Bir kahvehanenin önünde tezgah mı açmalı yazarlar-şairler?

Oradan geçecek olanlara bakarak, kitap almaları mı istenecek?

Bir resmî yetkili ödenekleri olmadıkları için beğenmelerine rağmen kitap alamadıkları yalanını uydurmuştu, geçende.

İnsanlara bir kez midelerine hitap edecek iftar yemeği vereceğinize o yemek beraberinde bir de kitap verseniz.

İşte bu çok zor, sevgili okur.

Her iftar çadırına gelene iftar sonrasında çıkışta bir kitap verme, belki ilk kez kendi düşüncem.

Bayım, bu önerimize ne diyeceksiniz?

Biliyorum, kitap sevmediğinizi!..

Sayın Vekilim, daha düne kadar muhabbet ederdik, şimdi vekilsiniz. Düşünceniz nedir, bu konuda? Hatırlasanız size ücretsiz imzalı kitaplarımızdan vermiştik!..

Kitap okunmuyor, sevgili okur!..

Tezgâhı kapatacağız, bir gün.

"Harç bitti yapı paydos!.." desek, kim zararlı çıkacak?

Onun için yazmaya devam ediyoruz!..

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: M. Ali Abakay
25-06-16
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OKUMAYI ÖLDÜRDÜK İÇİMİZDE...
Online Kişi: 26
Bu Gün: 173 || Bu Ay: 5.645 || Toplam Ziyaretçi: 1.780.307 || Toplam Tıklanma: 44.709.331