
| Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ | Okunma Sayısı: 2006 |
Bundan yaklaşık 5 yıl önce, yine bir AÄŸustos ayında görme imkanı bulmuÅŸtum Arakan’ı. Ziyaret ettiÄŸimiz kampın adı Baw Du Pha adını taşıyordu. Mayıs ayında baÅŸlayıp Kasım’a kadar durmaksızın yaÄŸan Muson yaÄŸmurlarının çamur ve yosun deryasına dönüÅŸtürdüÄŸü bölgede, bir terliÄŸi olabilecek kadar ÅŸanslı olanlar terliÄŸini elinde tutarak ve hepsi çıplak ayaklarıyla kampa giden çamurlu yolun kenarına sıra sıra dizilmiÅŸ bizi “Selamun Aleyküm” diyerek karşılamıştı Arakanlılar. Yüreklere bir burgu girmiÅŸti.
Uzaktakiler gözyaÅŸlarıyla selama durmuÅŸ, yakında olanlar kendi dilleriyle “bizi kurtarın, hepimizi öldürüyorlar” diyerek boynumuza sarılmışlardı. İnsanların gözlerinden akan damlalar, su ve çamur ülkesinin yaÄŸmuruna karışıyordu. Hepimiz ÅŸok olmuÅŸtuk, zira böylesi bir yoksulluÄŸu, korkuyu, çaresizliÄŸi, acıyı, dünyanın hiçbir yerinde görmemiÅŸtik.
O dönem Yeni Åžafak’taki deÄŸerlendirme yazısında da yazdığım gibi, Arakanlı Müslümanlar ÅŸu sorunları yaşıyordu:
1 - Camiler, köyler yakılmakta, mescit ve medreselerin tamiri devletten izin alınamadığı için mümkün olmamaktadır. İzinsiz tadilat 6 aydan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılabilmekte. 2 - Tüm aile bireylerinin tamamının yer aldığı bir fotoÄŸraf her yıl hükümet yetkililerine teslim edilmek zorunda. Arakanlılar doÄŸan ve ölen her aile bireyi için devlete vergi vermek zorunda. 3 – Müslümanların seyahat özgürlüÄŸü yok. Bir köyden baÅŸka bir köye gitmek bile vergiye ve izne tabi. 4 – Müslümanların beton ev yapması yasak, ahÅŸap yapmak zorunda. Devlete ait olduÄŸu farzedilen bu evin yanlışlıkla yanmasının karşılığı ise 6 yıl hapis cezası. 5 – Bir Müslüman iÅŸyeri açabilmek için bir Budistle ortak olmak zorunda. Budist sermaye koymadan iÅŸletmenin yarısına ortak olmakta. 6 – Müslümanlar hayvanları için her yıl devlete vergi ödemek zorunda. 7 - Müslümanların evlenmesi izne tabi durumda. Evlenmek isteyen Müslüman kadın ve erkekler, devlete vergi vermek durumunda. Vergilerini ödeseler bile devlet izin vermezse evlenememekte. 8 – Müslümanlar hastalandıklarında devletin hastanelerine gidememekte. 9 – Müslümanlar en fazla liseye kadar okuyabilmekte. 10 – Müslümanlar sabit telefon, cep telefonu ya da motorlu taşıt sahibi olamamakta. 11 – Müslümanlar hiçbir ücret verilmeksizin devletin ve Budistlerin iÅŸlerinde çalıştırılabilmekte. 12 – Müslümanların vatandaÅŸlık hakları ve kimlikleri bulunmamakta. 13 – Müslümanların pasaportları bulunmamakta.
Anlayacağınız Arakan’daki –gözlerindeki korkuya bizzat tanık olduÄŸumuz- Müslümanlar “nefes alması bile kabahat” kabilinden bir ötekileÅŸtirilmeye ve düÅŸmanlaÅŸtırılmaya maruz bırakılıyordu. Irkçılık, ayrımcılık demek bile durumu anlatabilmek için çok hafif kalıyor; Arakanlıların hiçbirinin canlarının, mallarının, varlıklarının, emeklerinin zerrece deÄŸeri yoktu. İnsan, budistlerin onlara yaptıklarına baktığında, kendi insanlığından utanıyordu.
Görünen o ki, o günden bu güne bırakın ÅŸartların düzelmesini, zulüm giderek artmış. Arakan’da son bir hafta içinde 3 bin Müslümanın öldürüldüÄŸü haberleri geliyor. Katliamı gerçekleÅŸtirenlerse Myanmar ordu güçleri, yani devlet. Onyıllar boyunca cuntayla yönetilen ve henüz birkaç yıllık demokrasi tarihi bulunan Myanmar’ın Nobel Barış ödüllü lideri Aung San Suu Kyi ise medya organlarına yaptığı açıklamada Müslüman grupları suçluyor. Oysa, bizim Arakan’da gördüÄŸümüz teröristler deÄŸil, kapkara bir vahÅŸetti.
Zaten Arakan’daki sorun da, terör filan deÄŸil, soykırım. Hangi terör örgütünün 400 bin üyesi olabilir? Rohingya azınlığının temsilcileri ÅŸimdiye dek Arakan’da 400 bin Müslümanın, çeÅŸitli ÅŸekillerde öldürüldüÄŸünü söylüyor. Sırf geçtiÄŸimiz haftanın bilançosu 3 bin kiÅŸi. Arakan’ın toplamı zaten 1 milyondan biraz fazla. Soykırım diye buna denmeyecekse, neye denecek?
İşin kötüsü, bölge tamamen kapalı kutu, Arakan’a hiçbir uluslarası kurum ya da kuruluÅŸun girmesine izin verilmiyor. BirleÅŸmiÅŸ Milletler, bölgede yaÅŸananları aydınlığa kavuÅŸturmak üzere kendi araÅŸtırma komisyonunu görevlendirmiÅŸ, ancak Myanmar hükümeti komisyon üyelerinin bölgeye eriÅŸimini engellemiÅŸti. Herhangi bir siyasi amaç gütmeyen insani yardım kuruluÅŸları da bölgeden özellikle uzak tutuluyor.
Sonuçta, dünyanın gözü önünde, kendi kaderleriyle baÅŸ baÅŸa Arakanlılar. Kaçamayanlar zaten ölüyor, BangladeÅŸ’e kaçmaya çalışanlar ise ya yolda, ya nehirde ya da denizde ölüyor. Hasbelkader BangladeÅŸ’e ulaÅŸabilenler ise BangladeÅŸ hükümeti tarafından ölüme geri gönderiliyor. İnsan, hala dünyanın başımıza yıkılmıyor oluÅŸuna ÅŸaşırıyor.
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Özlem Albayrak |
30-08-17 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||