AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / TEFEKKÜR
Okunma Sayısı: 1133
Yazar: İsmail Öz
BULANIK BİR TASAVVURLA HAKÎKAT AVLAMAK

BULANIK BİR TASAVVURA HAKÎKAT AVLAMAKBugünlerde yapılması gereken en önemli şeylerden birinin, uzun yıllardan beri hem iç hem de dış saiklerle puslandırılan tasavvur kudretimizin yeniden berraklaştırılması olduğu kanaatindeyim. İbn-i Sina: “Tasavvur bulanıklaşırsa tasdikte bulanıklaşır” der.

Öyle zannediyorum ki bugün pek çoğumuzun muzdarip olduğu en temel meselelerden biri, İslâm âlemindeki karar vericilerin ya da tasdik makamlarının isabetli kararlar alamayışıyla ilgilidir. İşte bu sağlıksız ve isabetsiz kararların temel sebebi olarak gördüğüm şey, tam da İbn-i Sina’nın yukarıda zikrettiğim ifadesinde saklı.

İbnü’l-Kayyim el-Cezviyye’nin şu sözlerini de Prof. Dr. Tahsin Görgün aracılığı ile aktarayım: “Allah’ın insana İslâm’dan sonra verdiği en büyük nimet, doğru anlama ve iyi niyettir.” O ayrıca bu iki şeyin “İslâm’ın sulayıcısı” olduğunu da ilave ediyor. Şimdi bu cümleleri referans alarak halimizi bir tartıya vuralım.

Acaba birbirimizi ne kadar doğru anlıyoruz ve birbirimize karşı ne kadar iyi niyetliyiz? Sekülerizmin ve kapitalizmin baskıladığı yaşamlarımızda, çıkarlarımızla tutkularımızın arasına düşmüş bir halde olarak, bu soruya ne derece “içimizi rahatlatacak bir cevap verebiliriz”i de hesaba katmak zorundayız.   

Ciddi bir kültür emperyalizmine maruz kalarak adeta “bozgun yemiş” zihinlerimizle tasavvurumuzu tekrar nasıl “berrak” kılacağız? Bana göre bu soruya verilebilecek cevaplardan biri: Yeterli bir ilmi muhtevaya ulaşmadan, tarihimizi ve geleneğimizi yeniden keşfetmeden bunun tam olarak başarılamayacağıdır.

İslâm coğrafyası yeniden tasavvur gücünü kazanarak bir “kendine haslık” oluşturabilirse; hatta ünlü tarihçi A. Toynbee’nin ifadesiyle; “Bir Protestan Hristiyan rejimi olan demokrasi”yi bile kıskandıracak bir “doğru anlama” ve “iyi niyet” merkezli, insanı önceleyen bir sistem geliştirebilirse Batı’ya ancak o zaman galebe çalabilir.

İthal bir sistemle, üstelik rekabet etmek zorunda olduklarınızdan ithal bir sitemle taklit ettiklerinize, kendinizi taklit ettiremezsiniz. Aslını elinde barındırana, fotokopi bir metinle karşılık vermek, çok ironik bir durumdur.

Oysa biz geçmişte kendimize ait olanla, döneminin hiçbir sisteminin rekabet edemeyeceği bir zihniyetle yücelmiştik. O zihniyet “öldürme”yi değil “yaşatma”yı temele koymuştu.

Şimdi ne oldu da Müslümanlar en çokta birbirlerini “yok” etmek üzere bir hal sergiliyorlar. Bu durumdan Müslümanların karlı olmadı gayet açık. Peki, o zaman kim için ve ne için ölüyoruz?

Birde yetmiyormuş gibi bu “darmadağın” halimizle, dışardan bakan düşmanların da iştahını kabartıyoruz. Birbirimizle uğraşırken, diğer birimizin “yamyam”lar tarafından tüketilmesine mani olamıyoruz.

Sorsanız hepimizin niyeti “güzel” aslında. Fakat dışardan bakanlar, bizim niyetlerimizi değil de amellerimizle ilgileniyorlar, onları önceliyorlar. Onlar da pek iç açıcı değiller maalesef; hatta hiç iç açıcı değiller. Failin fiili söyleminden ayrılmış görünüyor, bu arz eden tabloda.

Allah bize açık bir şuurla davranabilmeyi yeniden nasip eylesin; bu sayede hakikate ulaşabilmeyi, gerçek anlamda anlayabilmeyi de tabi.  

İslâm coğrafyasının son ve uzlaştırıcı sözünü söyleyecek, tartışmaları dindirecek, tasavvuru berraklaştıracak, güveni tekrar kazanıp ondan sonra da hep ayakta tutacak önder bir şahsiyete ya da kuruma olan ihtiyacı her geçen gün çok daha belirginleşen bir zaruret haline geliyor.

Aksi halde bulanık bir zihinle hakikat avına çıkmak şuursuz, iğreti ve güvensiz bir savrulma halinden başkası olamaz/olamıyor…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İsmail Öz
03-04-18
E mail: dirilispostasi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BULANIK BİR TASAVVURLA HAKÎKAT AVLAMAK
Online Kişi: 23
Bu Gün: 36 || Bu Ay: 6.733 || Toplam Ziyaretçi: 1.670.642 || Toplam Tıklanma: 42.826.536