HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 1264
Yazar: Kemal Öztürk
DÎNİ, ÖRGÜTLERİN ELİNDEN KURTARMAK

DÎNİ, ÖRGÜTLERİN ELİNDEN KURTARMAKAdnan Oktar ve FETÖ yapılarının temel dayanağı dini duygulardır. Çünkü duygu akıldan daha güçlüdür. FETÖ ya da Adnan Oktar, bu kadar güçlü örgütleri, dinden soyutlanmış bir fikirle kuramazlardı.

Her iki sapkın yapı da üyelerini suç iÅŸlemeye teÅŸvik ederken, dini kullanmadan nasıl motive edebilirdi ki? Hangi akıl, çocuk tacizini, ahlaksız görüntülerle ÅŸantajı, hırsızlığı, vatana ihaneti rahatlıkla kabul edebilir?

EÄŸer dini saptırarak bu suçları meÅŸru hale getirirseniz, bir cennet vaadiyle insanların duygularını sömürürseniz, akıl rahatlıkla devre dışı kalabilir. İşte o zaman aklı olmayan robotlara dönüÅŸmüÅŸ insanlara istediÄŸinizi yaptırabilirsiniz.

Din, insanın en büyük motivasyon ve adanma aracıdır. Bugün dünyada İslam’ın ve insanlığın başına bela olmuÅŸ terör örgütlerinin hepsi, dini bir uyuÅŸturma ve aklı devre dışı bırakma aracı olarak kullanıyor.

Bizim ülkemizde de FETÖ, IŞİD, ve Adnan Oktar iÅŸte tam olarak bunu yaptı. Çocuklarımızı kandırdı, kaçırdı ve içinden çıkılmaz kirli iliÅŸkiler ağında tutsak etti.

ADANMIÅžLIK VE AKLI DEVRE DIÅžI BIRAKMAK

Kritik konu; dini göstererek adanmış, aklını devre dışı bırakmış, müritler devÅŸirmektir. Bu devÅŸirmeden sonra istediÄŸiniz her suçu bu insanlara iÅŸletmek çok kolaydır.

Bu durumda böyle kült yapıların dini istismarını, kurdukları yapıların dini bir cemaat, gurup, tarikat gibi görünmesini tartışmamız gerekir.

Din ve karanlık yapıların iliÅŸkisini cesurca tartışabildiÄŸimiz kanaatinde deÄŸilim. Zira en kritik konu olan, insanın her ÅŸeyi ile ‘liderine, ÅŸeyhine, önderine’ adanması ve tüm emirleri itiraz etmeden yerine getirmesi, bu tür yapıların en çok önemsediÄŸi ÅŸeydir. “Gassalın önündeki meyyit gibi ÅŸeyhine teslim olmak” bu yapılarda ilk kurulan cümlelerden biridir.

Bu durumda saÄŸlıklı bir tartışma yapmak mümkün olmuyor. Zira FETÖ, IŞİD ve Adnan Oktar gibi yapılarda bu durumu eleÅŸtirdikçe; suçtan ve kötülükten uzak olan yapılar da gereksiz alınganlıkla tartışmayı amacından çıkartıp, baÅŸka bir tarafa çekiyor.

Oysa ‘akıl, teslimiyet, sorgulama, ÅŸüphe etme, baÄŸlılık ve adanmışlık’ gibi konular, hem ilahiyatın kadim tartışması, hem de suç örgütlerinin en çok istismar ettiÄŸi alanlardır.

O zaman kirli örgütlerin bunu istismar etmemesi, kriminal olmasa da benzer yapıların bu duyguları sömürerek, ticari kazanç ya da güç elde etmesini nasıl engelleyebiliriz?

Cesurca, iÅŸin ehli insanlarla, bilgiye ve akla dayalı tartışmalar yaparak ancak bir çıkış yolu bulabiliriz.

Bu bizim, yani sivil kesimin yapması gereken şeydir. Bir de devletin yapması gereken şeyler var. Ve bu sosyal yaşamın en sıkıntılı konusu.

DİN-DEVLET İLİŞKİSİNİ NEDEN ÇÖZEMİYORUZ?

Din devlet iliÅŸkileri, demokratik ülkelerin dört dörtlük çözüme kavuÅŸturamadığı meseledir. Türkiye gibi ülkelerde bunun sıkıntısı daha çok hissediliyor.

Cumhuriyet tarihimizde, tek parti rejiminin bize bıraktığı, “CHP zihniyeti” tutumunun dini yaÅŸamda yarattığı tahribatın büyük sıkıntılarını yaÅŸadık bugüne kadar. Ve halen bunun neden olduÄŸu komplikasyonları hissediyoruz. Belki de en büyük sorun, kapalı devre, yer altında, gizli ve devletten uzak yapıların doÄŸmasına neden olmasıdır.

Bu konu çok anlatıldı.

Åžimdiki sorumuz ÅŸudur: Muhafazakar ve dindar insanların yönettiÄŸi bir iktidarda, dini yaÅŸam nasıl düzenlenmeli? Cemaatler, tarikatlar ve gruplarla nasıl iliÅŸki kurulmalıyız?

Bu yapıların kapalı devre olması, gizlilik içinde faaliyetlerini sürdürmesi, üyelerinin sorgusuz sualsiz itaat etmeleri, gelecekte kült yapılara dönmesine ve sorun üretmesine neden olur mu? Sanırım devlet de bu soruyu soruyordur.

Sosyal bilimciler, ilahiyatçılar olur diyor. Peki devlet, hem bu yapıların demokratik rejim içinde varlıklarını sürdürmesine, hem de suça doÄŸru evirilmesine engel olacak bir sistem kurabilir mi?. Bence evet. Denetim, kontrol ve teÅŸvik sanırım ilk atılacak adımlar.

SUÇ ÖRGÜTLERİNE NEDEN DAHA ÖNCE MÜDAHALE EDİLMEDİ?

Bunu bir an önce yapmalıyız. Zira hem FETÖ hem de Adnan Oktar olayında en büyük eleÅŸtirilerden biri, bu yapılara neden bugüne kadar müdahale edilmediÄŸi yönündedir. Yüzlerce, binlerce genç ve ailesi, bu konuda maÄŸdur oldu ama devlet zamanında gerekli müdahaleyi neden yapmadı? Bu soru vicdanlarda deÄŸil sadece, toplumun her kesiminde soruluyor.

O zaman bu meseleyi gündeme almak zorundayız. Öte yandan devletine, milletine, dinine baÄŸlı onlarca tarikatı zan altından kurtaracak, huzursuzluÄŸunu giderecek ve toplum faydasına çalışmalarını devam etmelerine de destek vermeliyiz. Bu da bu düzenlemenin en büyük faydalarından biri olacaktır.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Kemal Öztürk
13-07-18
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DÎNİ, ÖRGÜTLERİN ELİNDEN KURTARMAK
Online KiÅŸi: 25
Bu Gün: 71 || Bu Ay: 6.876 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.492 || Toplam Tıklanma: 58.644.520