HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / KÜLTÜR ve MEDENİYET
Okunma Sayısı: 1256
Yazar: Salih Cenap Baydar
BEDEVÎ KAFASIYLA MEDENİYET İNŞA EDİLMEZ

BEDEVÎ KAFASIYLA MEDENİYET İNÅžA EDİLMEZBatı dillerinde “medeniyet” kelimesinin karşılığı olan “civilisation”, Latincede “ÅŸehirli” anlamına gelen “civilis” kelimesinden türetilmiÅŸ.

Civilisation, şehirlileşmek, şehre uymak, şehirli gibi davranıp yaşamak demek.

Türkçede karşılık olarak üretilen medeniyet kelimesinin kökü, Arapçada ÅŸehir anlamına gelen “medine”.

Medeniyetle eÅŸ anlamda kullandığımız “uygarlık” ve “medeni” kelimesi ile eÅŸ anlamlı kullandığımız “uygar” kavramlarının kökeninde "belli yasalara uyarak ÅŸehirde yaÅŸayan halk” manasındaki “uygur” kelimesi var. Göçebelikten yerleÅŸik düzene geçen ilk Türk topluluÄŸu sayılan Uygurlardan mülhem.

Medeniyet teriminin düÅŸünce tarihi boyunca kazandığı anlamların ortak noktasında, hukukun üstünlüÄŸünün benimsendiÄŸi bir “ÅŸehir hayatının”, sosyal, siyasal, entelektüel, kurumsal, teknik ve ekonomik alanlarda mümkün kıldığı birikim, seviye ve fırsatlar var.

Yani medeniyet için ÅŸehir ve ÅŸehirlilik bilinci ÅŸart. Tanımı gereÄŸi, köyde medeniyet olmaz.

Köyler, çoÄŸu zaman aralarında akrabalık iliÅŸkileri bulunan, benzer ÅŸartlarda yetiÅŸmiÅŸ, benzer inanç ve görüÅŸleri benimsemiÅŸ, yabancıları ve aÅŸinası olmadıkları hemen her ÅŸeyi ÅŸüphe, korku ve düÅŸmanlıkla karşılayıp hayatlarında çıkartmaya çalışan, herkesi zorla kendilerine benzetmeden, benzetemediklerini yok etmeden rahat edemeyen kimselerin bir arada yaÅŸadığı yerler.

Buna mukabil “ÅŸehir”, tamamen farklı yerlerden gelmiÅŸ, birbirlerine yabancı, farklı diller, lehçeler konuÅŸan, farklı inançlara ve hayat tarzlarına sahip olan, birbiriyle imtizaç etmeyen görüÅŸlerin sahibi insanların bir arada yaÅŸadığı yer.

Birbirlerine hiç benzemeyen yabancıların bir arada huzur ve emniyet içinde yaÅŸayabilmesini temin eden toplumsal sözleÅŸmelerin yokluÄŸunda “medeniyetten” bahsetmek mümkün deÄŸil.

Bedevilerin dünyası gücün, kaba kuvvetin, medenilerin dünyası ise hukukun, sözleÅŸmelerin belirleyici olduÄŸu bir dünya.

Medeni kelimesinin Medine’den gelmesi boÅŸuna deÄŸil.

Mekke’den Medine’ye hicretten kısa bir süre sonra Hz. Muhammed’in önderliÄŸinde hazırlanan “Medine Vesikası” yahut “Medine SözleÅŸmesi”, Medine ÅŸehir devletini oluÅŸturan kabilelerin birbiriyle ve diÄŸer kabilelerle iliÅŸkilerini, fertlerin sahip olduÄŸu hak ve hürriyetleri belirli esaslara baÄŸlayan, can, mal ve namus güvenliÄŸini hukukî güvence altına alan bir metin.

Daha önce siyasal alanda güçlü, nüfuslarının çoÄŸu müÅŸrik Araplardan oluÅŸan Evs ve Hazrec kabileleri ile, ziraat, ticaret, demircilik, silah yapımı, dokumacılık ve kuyumculuk konularında üstün, Yahudi Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza kabilelerinin birbirleriyle sürekli didiÅŸip durduÄŸu Yes’rib bölgesi, “Medine” vasfını ancak bu sözleÅŸmenin ortaya çıkması ile hak etmiÅŸ.

On bin civarındaki Yes’rib nüfusunun yüzde kırk beÅŸini müÅŸrik Araplar, yüzde kırkını Yahudiler, yüzde on beÅŸini Müslüman Araplar teÅŸkil ediyordu. Yani Müslümanlar ÅŸehirde azınlıktaydılar. Buna raÄŸmen, baÄŸlayıcı bir sözleÅŸme yapmayı öneren Hz. Peygamber, taraflar arasındaki anlaÅŸmazlıklarda son yargı mercii ve ordu kumandanı olarak kabul edilmiÅŸti.

Hz. Muhammed, Müslümanlar, putperest Araplar ve Yahudilerin, birbirleriyle iliÅŸkilerini düzenleyen kuralları belirleyerek, birbirlerinin dinlerini benimsemeyen, hatta birbirleriyle kanlı bıçaklı olmuÅŸ grupların beraberce yaÅŸayabileceÄŸi “Medine’yi” kurmuÅŸtu.

Günümüzde, bir yandan medeniyetin ihyasından bahsederken, bir yandan da etraflarında kendileri gibi düÅŸünmeyen, hareket etmeyen, kendilerine benzemeyen herkese korku ve nefretle bakan, “düÅŸman kabileden” diye iÅŸaretledikleri komÅŸularını, mesai arkadaÅŸlarını bir kaşık suda boÄŸmak için fırsat gözleyen, ÅŸehirde yaÅŸadıkları halde ÅŸehrin, hukukun, toplumsal sözleÅŸmelerin mahiyetini kavrayamamış, ilkel bir hayatta kalma endiÅŸesinin her geçen gün daha vahÅŸileÅŸtirdiÄŸi, “ÅŸehirlerde yaÅŸayan bedevilerin” tenakuzunu müÅŸahede ediyoruz.

Medeniyet böyle ihya edilmez.

Bütün farklılıklarımızla bir arada yaÅŸayabileceÄŸimiz ÅŸehri kurabilmek bir meydan okumadır.

Medeniyet ancak bu zorlu meydan okumaya cevap verilebildiÄŸi ölçüde kurulur.

Gerisi lafügüzaftır.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Salih Cenap Baydar
26-05-20
E mail: karar.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BEDEVÎ KAFASIYLA MEDENİYET İNŞA EDİLMEZ
Online KiÅŸi: 45
Bu Gün: 302 || Bu Ay: 7.107 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.870 || Toplam Tıklanma: 58.650.325