HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 671
Yazar: Mustafa Kara
TARÎKATLAR MESELEMÝZ VE ÇÖZÜM ÇÂRESÝ

Deerli Olan Her eyin Sahtesi de Olur

Sahte eyh tartmalar vesilesiyle…

Sahte kelimesi Farsça, sun’î kelimesi Arapça olup ikisi de ayn anlamdadr: Yapma, yapmack, düzme, gerçek olmayan…

Deerli olan eylerin sahteleri de olur: Sahte para, sahte gümü, sahte fatura… Hatta sahte vakar…

Deerli makamlarn/mesleklerin talibi çok olduu için onlarn da her zaman sahteleri, sahtekârlar olagelmitir: Sahte peygamberler, sahte eyhler, sahte doktorlar…

Demek ki bu kelimeler insanla yattr. Zaman ve corafyas farkl da olsa insanolunun deimeyen özelliklerinden biri de budur: Bir eyin hakikatn kavramak, hikmetin peine dümek veya sahtesi ile avunmak, sahtenin getirisi ile; para, itibar, makam ile gününü gün etmek.

Hayatn dier alanlarn imdilik bir kenara koyarak dinî alana gelelim.

Yakn tarihimizde sahte eyh, sahte mürit, sahte mehdi kelimeleri zaman zaman duyduumuz ifadelerdir. in dikkat çekici taraf udur ki gazete ve dergilerde, medya organlarnda “sahte imam”, “sahte müezzin”, “sahte müftü” ifadelerini duymadk, görmedik. Niçin? Sebebi gayet basit: Diyanet leri Bakanl. Yani imam, müezzin veya müftü olmak istiyorsanz yapacanz eyler bellidir. Almanz gereken diplomalar, girmeniz gereken snavlar ve dier bütün belgeleri, ilgili makamlara tam olarak ibraz etmek ve mülakatlara katlmak zorundasnz. Tayin edildikten sonra da her gün gözetim ve denetim altndasnz. Her an Diyanet’in murakp ve müfetti ordusunun bir temsilcisiyle yüz yüze gelebilirsiniz.

Ana soru u: Sahte müritler niçin hesaba çekil(e)miyor? Niçin önceden deifre edil(e)miyor? Niçin olaylar bir ekilde patlak verdikten ve “at alan Üsküdar’ geçtikten” sonra herkes beyanat verme ve açklama yapma yarna giriyor? Çünkü onlar Diyanet’in eleman deil. Onun yetki snrlar içine girmiyor. Niçin girmiyor? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti kanunlarna göre tekkeler kapaldr, tarikat eitimi yasaktr. Devlet, yasaklad bir kurumun “yok olduunu” düünüyor. Bilindii gibi 3 Mart 1924 tarihinde 429 no’lu yasa ile Genel Kurmay Bakanl ile birlikte kurulan Diyanet leri Bakanl, Aralk 1925 tarihine kadar hem camilerin hem de tekkelerin/tarikatlarn/eyhlerin yönetiminden mesuldü. Onun kontrol ve denetimi altndayd.

lgili kanunun 5. maddesi öyle:

“Türkiye Cumhuriyeti memâliki dâhilinde bilcümle cevâmi, mesâcid-i erifenin ve tekâyâ ve zevâyânn idaresine, imam, hatip, vâiz, eyh, müezzin vesair müstahdeminin tayin ve azillerine Diyanet ileri reisi memurdur.”

Kasm 1925 tarihinde çkan 677 sayl kanunla bu kurumlarn “köküne kibrit suyu dökülmek” istendi. Çeyrek yüzyl boyunca (1925-1950) tarikat, tekke, dervi ve eyh kelimeleri toplumda en menfur, en olumsuz kelimeler olarak anld, yazld, çizildi. Bu kurumlar kötü göstermek için romanlar, hikâyeler, filmler smarland. Toplumdaki bütün menfi olaylarn “günah keçisi” tekkeler ve tarikatlar oldu. Yetkililerin beyanatlar buna göre kaleme alnd. Geri kalmzn tek sebebi bunlard. Bunlarn ba ezilirse Türkiye’yi baka hiçbir güç durduramazd. Söz konusu bak tarz dinî hayat temsil eden kimselerin toplumdaki itibarn da ciddi olarak zedeledi. Orta öretime bu sakat görülere göre yön verildi. Dinî deerlerin aalayan yaz ve karikatürler vitrinleri kaplad. Gençlik dinî hayat ve deerlerden uzaklat. Sonra ne oldu? Cevabn hemen verelim: Erken kalkan eyh oldu. Üstelik ondan icâzet isteyen de olmad, diploma soran da mülakata çaran da. Çünkü kanuna göre o, yani tekke, tarikat, eyh zaten “yok”tu. Bu “yok”luk sebebiyle Diyanet leri tekilat, geçen yüzyla yakn bir zaman içinde braknz müstakil bir Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi kitabn, konu hakknda bir hutbe bile yaynla(ya)mad. Ama sahte mürit, sahte eyh, irtica haberleri gündemden hiç dümedi.

nsanda doutan var olan dinî-mistik ihtiyaçlar normal-merû yollarla giderilemeyince –tabiat boluk kabul etmez fehvasnca- gayr-i meru yollar hemen devreye girer, ”aktör”ler sahneyi igal eder. Sahtekârlara gün doar. Çalp oynamaya balarlar. Saf ve samimi vatandalar, sahte ile gerçein ölçüsüne tam olarak sahip olamad için gönül dünyasnn bu araylarna cevap bulmak niyetiyle “uydum kalabala” diyerek tavsiye edilen esaslar çerçevesinde yaamaya balar… Cemaatin küçük bir ksm zaman içinde yanl yolda olduunu anlar ve ayrlr. Büyük ksn yürümeye devam eder. Unutmamak gerekir, mistik açlk çekenler her toplumda vardr. Ülkemizde yaratl itibariyle bu grupta olup ald kültür sebebiyle dinî hayatn uzana düen, dinî hayata ve sembollerine souk bakan insanlar bu ihtiyacn Uzakdou mistisizminden beslenen meditasyon seanslaryla ve benzer yollarla gidermektedirler. Evet, insanlara “temiz su” sunulamazsa “kirli su” ile hayatlarn sürdürmeye mahkûm olacaklar demektir. Baka seçenekleri yoktur.

Daha sonra ne oldu?

“Demokrasilerde çareler tükenmez.” formülü ile söz konusu yasak, STK formülü ile bir ekilde ald. Dernek, vakf, irket emsiyesi altnda faaliyetler yürütüldü. Ad eyh, mürit olan bu ahslarn etrafnda büyük bir kitle bir araya geldii için –özellikle son çeyrek yüzylda- politikaclar için peinen “düman bir kitle” deil en azndan diyalog kurulmas, gönlü alnmas gereken vatandalar topluluu olarak alglanmaya baland. Cemaat kalabalklatkça eyhin gücü artmaya balad, güç arttkça intisab edenler çoald. ntisab edenler çoaldkça nemâlanma konular gündeme girdi. Derken irketler irketleri kovalad. “Güç bende!” naralar yükselmeye balad. Ve oy deposu… Bu konuda partiler arasnda hiçbir fark yoktur. Tekkeleri kapatan partinin, genel ve mahalli seçimler öncesi yürüyü çizgisi takip edilir, gazete haberlerine baklrsa bunun çok orijinal ve artc örneklerini bulmak hiç de zor olmayacaktr.

Bu bak tarz devam ederse senede bir iki defa Türkiye, sahte eyh, sapk mürit haberleri ile dalgalanacak demektir. Bu arada bilir bilmez birçok ahsn uyduruk nutuklarn, “aratrmac gazeteciler”in, hatta akademisyenlerin batan sona cehalet kokan, masalms tespitlerini, tartma programlarnda dinlemeye mecbur kalacaz demektir. “Eylül 2020 patlamas” için gazetesinde yaz yazan yal sosyoloji profesörünün önerisi müthi: Tarikatlar kapatlmaldr. (Cumhuriyet, 10.09.2020) 95 sene önceki haber henüz kendilerine ulamam! Evet, Türkiye Cumhuriyeti, tarikatlar 95 yl önce yasaklad. Bütün bu olaylar bir asrdan beri yasak olan bir kurumun faaliyetleri! Demek ki baz kurumlar kanun gücü ile kapatmak mümkün olmuyor. “Mezheple tarikatn farkn bilmiyorlar.” diye tarikat muhalifi baz kimseleri tenkit eden genç sosyolog ise bir rifaî eyhinin bir cümlesini alarak bütün rifaîlerin böyle düündüünü zannetmi. Nakibendî müceddidîlere büyük bir rol vermek isterken Nakibendî-Halidî olan Ziyaüddin Gümühanevî’yi öne çkarm, maalesef Esad Erbili’yi de idam ettirmitir! (Yeni afak, 13.09.2020)

Gele gele buraya geldik. Oturup düünmemiz gerekmez mi? Tarihçiler, ilâhiyatçlar, sosyologlar olarak “biz nerede yanl yaptk” sorusunu sorma makamna gelemeyecek miyiz? Bu konular militanlk mahallelerinde dolamadan, “dün”ü tabu hâline getirmeden soukkanl bir ekilde hata ve eksiklerimizle yüzleerek ele alp tartacak bir çaa hâlâ gel(e)medik mi?

Çare ne?

Çare tabiî olana dönmek.

Nedir o?

Bugün dünyada din ve vicdan hürriyetinden, inanç ve düünce özgürlüünden anlalan mana udur: nsanlarn dinine diyanetine, keyfine göre müdahele etmeyeceksin. Kimsenin mezhebine tarikatna, ritüellerine karmayacaksn. Devlet üst kontrolünü yapacak, gerekli tedbirleri alacak herkes kendi dininin tedrisatn ve tekilatn hür bir ortamda, gönül rahatl içinde gerçekletirebilecek…

Bilindii gibi mezhep ve tarikat kelimeleri yaklak bir asrdr ülkemizde sevimli kelimeler arasnda deildir. Hâlbuki bu kelimeler insanlk tarihi ile yattr. Çünkü bunlar, insanlarn mensup olduklar dinin ana metinlerine getirdikleri farkl yorumlardan kaynaklanan kurumlardr. Yani mezhepler –sanlann aksine- hür düünce ve yorumun yavrulardr. Mezheplerin çokluu, deiik yorumlara “eyvallah” diyebilme zenginliidir. Onu katlatran, dinî temel ilkelerin önüne geçiren, mezhep savalarna fetva veren dar yorumlar da -ne yazk ki- o dinin mensuplarna aittir.

Hristiyanlk dinine mensup olan vatandalarmzn farkl mezheplere göre stanbul’da kiliseleri vardr. Bunu herkes biliyor. Ama stanbul’da bir ey daha var: Hristiyan tarikatlarn manastrlar. Tarikatlar, dinî hayatn bir parças. steyen o hayat tercih ediyor, genç yalarda girdii kapdan bir daha tabutu çkyor. Bunlara “çad” demek kimsenin aklndan geçmez, geçmemitir, geçmemelidir. 1453 ylndan beri Dersaadet’te durum böyledir. “Osmanl cami, kilise ve havray yan yana yaatan bir din hürriyetinin güzel örneklerini verdi.” demek yetmez, bu hürriyeti özümseyecek, bugün de yaatacak gönüllere ihtiyaç vardr.

Yeni soru: Din ve vicdan hürriyeti adna Hristiyan vatandalarmza tandmz bir özgürlüü Müslüman vatandalarmza niçin tan(ya)myoruz? Bugün ülkemizde Müslüman bir ahsn “ben filan tarikata mensubum” demesi büyük bir cesaret ister. Ac ama gerçek… Yüzde yüz bir tarikat mensubu olduunu bildiiniz mehur bir insana medya önünde bu soruyu sorarsanz doru cevap alamazsnz. Niçin? Türkiye’de niçin tarikat yerine cemaat, mürit yerine talebe, mürit yerine hoca efendi kelimeleri kullanlyor? Niçin? Hepsi zorlama… Yani sahte ve sun’î… Hepsi takiyye… kiyüzlülük… O zaman soru u: Bir devlet, vatandalarn sahtekârla/takiyyeye/ikiyüzlülüe iter mi, itebilir mi? Yüz yl önce ilenmi bir “cinayet”in hesab dört-be nesil sonra gelen torundan sorulabilir mi? Bunun mant var mdr?

Çare tabii olana dönmek…

Tarikatlar dinî hayatn bir parçasdr. Ama hemen ilave edelim, dinen zorunlu deildir. Yani Allah bize yarn “Hangi tarikata, hangi mezhebe balsn?” diye bir soru sormayacak. Ama bize sorulacak ana sorunun cevabn vermek için mezhep ve tarikatlar –artlarna uygun izlenirse- yol gösterici, ufuk açc olabilir. Yani tasavvufî eitim zorunlu deil seçmelidir. steyenler, ihtiyaç duyanlar için o yol sonuna kadar açk olmaldr. Tarih boyunca da böyle olmutur. Osmanl döneminde tarikatlar serbestti diye toplumun büyük bir ksm tarikata bal myd? Hayr. Tarikatlara bal olanlarla olmayanlar arasnda mutlak bir uyum ve sükûnet mi vard? Hayr. Elimizde o günlerde yaplm istatistikler yok ama farkl göstergeler toplumun büyük bir ksmnn konuya scak baktn ama küçük bir ksmnn bir tarikat eyhine bal olduunu göstermektedir. Tarikat kelimesinden ürkenler için rahatlatc haber: Tarikatlar legal hâle geldiinde olacak olan da budur. Çünkü biz bize benzeriz.

Engel Anayasa

Tekkeleri kapatan 677 sayl yasa, dier devrim kanunlaryla birlikte 1961 ylndan beri Anayasa’nn “deitirilmesi teklif edilemeyecek” maddelerinden biridir. Son altm ylda yaplan Anayasa deiikliklerinde bu konu gündeme gel(e)memitir. Tekkelere benzer taraflar olan Cemevleri ile ilgili engellerin son yllarda ortadan kalkmasnn temel sebebi, ilgili kanunda bu kelimenin yer almamasdr. Bu problemi çözmek isteyen baz devlet yetkililerinin, hukukçularn aklndan Meclis-i Meâyh gibi bir kurum geçiyorsa da söz konusu Anayasa maddesi engel olmaktadr.

Bu “yasakl yüzyl” içinde hele Hiyânet-i Vataniyye, Takrîr-i Sükun kanunu ve stiklâl Mahkemelerinin asp kestii yllarda kimse muhalif bir tavr ortaya koyamamtr. Yasaklamay uygun bulan, o çizgide yorum yapanlarn bir ksm korkusundan, bir ksm Ankara’nn sesine kulak vermesinden kaynaklanmtr. Bu konuda emseddin Msrî’nin eserlerinde ortaya çkan durum dikkat çekicidir. Bursa Msrî dergâhnn son eyhi olan bu mutasavvf, Cumhuriyet öncesinde kaleme ald yazlarda tekkelerdeki çöküten bahsetmitir. Ama bu tespitler ilga için deil slah için kaleme alnmtr. Bu nereden anlalmaktadr? 1925 ten sonra yazdklarndan, âdeta iniltilerinden anlalmaktadr. Tabii ki bu iniltiler vefatndan üç çeyrek asr geçtikten sonra yaynlanabilmitir.

Yüzyllk bu engele hiç mi kafa tutan olmamtr. Son elli ylda çok az da olsa olmutur. u üslupla: Mason tekkeleri açk, tarikat tekkeleri niçin kapal? Hakszlk etmeyelim. “Tarikatlar serbest olmaldr.” cümlesini 1980’li yllarda kullanan ilk ve son babakan mistik yaratll Bülen Ecevit’tir. Konu ile ilgili olarak önceki yasama döneminde/2010’lu yllarda TBMM bakanlna iki farkl parti mensubu iki önerge vermitir. kisi de kadük olmutur.

Netice

Bu engel er-geç alacaktr. Deliliniz nedir diye bir soru sorarsanz cevabm udur: Mevcut durum tabiî deil, sun’îdir. Yani sahtedir. Toplumun genleriyle uyumamaktadr. Toplumlar sun’î teneffüs ile geçici olarak yaayabilirler fakat sürekli olarak yaamalar mümkün deildir.

Bu hukukî engel alrsa her ey “pembe”mi olacaktr?

Hayr.

Sancl bir geçi olacaktr. lk büyük soru: Geçen yüz yllk açk nasl kapatlacaktr? kinci soru: Yetkili kurul kimlerden oluacaktr?

Yaznn banda ifade edildii gibi insanlk tarihinde sahtecilik her zaman olmutur, tarikatlar/tekkeler legal hâle geldikten sonra da olacaktr. Yalnz bilmek gerekir ki illegalite bataklnn problem üretme kapasitesi legal ortamlara göre daima daha çoktur. Tabiî yola girince sahtekârlklar azalacak, dinî hayatn tasavvufî bir zevk ile yaamak isteyenlerin önü açlacak, “kaç-göç” derdinden kurtulacak, yaad devletin çizdii snrlar içinde ibadetlerini hür bir ortamda gönlüne göre doya doya, duya duya yapabilecektir.

Bu ortam salayanlara da teekkür ve dua edecektir.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Mustafa Kara
03-10-20
E mail: dusuncefeneri.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
TARÎKATLAR MESELEMÝZ VE ÇÖZÜM ÇÂRESÝ
Online Kii: 38
Bu Gn: 323 || Bu Ay: 6.302 || Toplam Ziyareti: 2.929.605 || Toplam Tklanma: 58.628.657