HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 946
Yazar: Fatma Gülþen Koçak
ÝSLÂMOFOBÝYÝ GÜÇLÜ LOBÝ ÝLE YENEBÝLÝRÝZ (Özcan Hýdýr ile mülâkât)

SLÂMOFOBY GÜÇLÜ LOB LE YENEBLRZ (Özcan Hdr ile mülâkât)

Prof. Dr. Özcan Hdr ile slam kartl, Bat’da slâm imaj, Müslüman kimlii, Macron’un son Fransa slam’ oluturma projesi bata olmak üzere, Bat’nn slam-Müslümanlara yönelik teo-politik ve oryantalistik projeleri gibi konular konutuk.

Fatma Gülen Koçak

Halen stanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Özcan Hdr ile slam kartl, Bat’da slâm imaj, Müslüman kimlii, Macron’un son Fransa slam’ oluturma projesi bata olmak üzere, Bat’nn slam-Müslümanlara yönelik teo-politik ve oryantalistik projeleri gibi konular konutuk.

Çalmalarn Yahudi ve Hristiyan kültürünün slâm, Kur’an ve özellikle hadislere etkisi tartmalar, dinler ve kültürleraras etkileim, slamofobi-slâm kartl-kültürel rkçlk, Avrupa-Bat’nn slam dünyasna yönelik teo-politii, “Protestanlk-Martin Luther ve slâm”, Evanjelikler, “Avrupa ve Bat’da slâm”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imaj”, “Bat’da Kur’an ve Sünnet’e yaklamlar”, oryantalizm, “hadis oryantalizmi-oksidentalizmi”, Bat’da yüksek eitim-öretim, dini-manevi rehberlik-danmanlk eitimi, “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanlarn dinî-manevî, sosyo-kültürel, eitim-âile ile ilgili problemleri” gibi konular üzerinde sürdürüyor. Üçü Hollandaca –ki biri Hollandaca açklamal Kur’an mealidir- olmak üzere 16 kitab bulunan ve Türkçe’nin yan sra ngilizce, Arapça ve Hollandaca gibi dillerde de çalmalar yapan Özcan Hdr, ayrca AA Analiz Haber, Star Açk Görü ve Yeni afak “Düünce Günlüü” sayfalar ve farkl dergilerde sözü edilen konularla ilgili analiz yazlar yazyor. Ayrca uluslararas, ulusal ve yerel televizyonlarda da alanyla ilgili tartmalara katlyor. Özcan Hdr’n Türkçe, ngilizce, Arapça ve Hollandaca gibi dillerde pek çok ilmî-popüler makalesi-teblii yaymland. Yahudi Kültürü ve Hadisler (nsan yaynlar/5. Bask stanbul 2020), Hristiyan Kültürü ve Hadisler (nsan Yaynlar/2. Bask 2019), Bat’da Hz. Muhammed maj (nsan Yaynlar/2019) ve Bat Dünyasnda slamofobi ve Anti-slamizm adl kitaplarn (Kadir Canatan ile) bu meyanda zikretmek gerekir.

Fransa Cumhurbakan Macron, “slâm bugün dünyann her yerinde krizde” ve “Tasarladmz taktiin dördüncü ekseni, Fransa’da aydn/aydnlatlm bir slâm ina etmektir; d tesirlere bal slâm’a ihtiyacmz yok” sözlerini nasl deerlendiriyorsunuz?

Cumhurbakanmz Erdoan tarafndan “saygszlktan öte açk bir provokasyon, hadsizlik ve edepsizlik” olarak nitelenen Macron’un bu açklamalar ve 9 Aralk’ta meclise sunaca “Separatizm yasas” genel-klasik oryantalistik arka plana yaslanan “neo-oryantalistik” projelerle balants yannda, son dönemde “Avrupa slam’” üst projesinin Fransa’daki pilot uygulamas olarak görülebilir. Zira özellikle Almanya, Avusturya, sviçre, Danimarka gibi ülkeler bata olmak üzere, Bat Avrupa’da bu tür projeler u veya bu ekilde devam ediyor. Bu versiyonlar arasnda, ilgili ülkelerin yerel artlarna bal baz nüanslar olsa da, bu durum meselenin özünü deitirmiyor. Zira temel paradigmalar hemen her bir versiyonda ayn kalyor.

Macron ise, içsel ve dsal baz saiklerle, son dönemde Fransa slam’ oluturmay adeta kendisine misyon edinmi durumda. Dolaysyla onun slam-Müslümanlarla ilgili yeni olmayan bu çklarn ülkede ar saa kayan oylar 2022 seçimlerinde geri almaya çalma veya “sar yelekliler”in gösterileri, rekor kovid-19 vakalar, ekonomik kriz, isizlik ve bütçe açnn giderek artmas gibi içsel problemlerle açklayanlar varsa da, kanaatimizce onun bu projesinin baka önemli dinamikleri ve sebepleri olmaldr. En önemlisi, yukarda sözünü ettiimiz, özellikle 11 Eylül 2001 hadisesi sonrasnda, Avrupa-Bat’da –ve belki de dünyada- slam’ “yeni düman” olarak niteleyen siyasi paradigmalar olsa gerektir. Nitekim bu paradigma deiiminin ardndan Avrupa ülkelerinde “lokal 11 Eylüller” yaanm, slam kartl mahiyet deitirerek art göstermi; neticede ise baz ülkelerde iktidar, dier bazlarnda ise ana muhalefet noktasna gelen ar sa partiler güçlenmi; merkez sa-sol partilerin de kraldan çok kralc tutumla slâm-Müslümanlarla alakal negatif kararlara-politikalara yönelmesine yol açmtr. “Fransa’nn 11 Eylül’ü” bu anlamda Charlie Hebdo saldrs ve onu izleyen dier artç saldrlar olmu ve bu durum Fransa’y slam ve Müslümanlara dair bir dizi karar ve projeyi devreye sokmaya balamtr.

Bu noktada temel hedef, Müslümanlarn slâmî kimlikleri çelise bile, Avrupa norm ve deerlerini benimsemeleri, kamusal alanda görünürlüü olmayan, Avrupa’nn seküler toplumlar ile uyumlu bir slâm anlaynn oluturulmasdr. Buna dair arkiyatçlar bata olmak üzere, sosyal bilimcilerce (siyaset bilimci, sosyolog, antropolog) önemli sayda çalma da yaplm, yaplmaktadr. Bu meyanda Avrupa-Bat’da slâm ve Müslümanlara dair her önemli tartmann, “Avrupa slâm’” ve onun alt versiyonlar olan “ülkesel-yerel slam” projeleriyle bir ekilde balantl olduunu söyleyebiliriz. Bu proje ve tartmalarda da son dönemde Avusturya ve Fransa ba çekiyor. Baz ülkelerde pilot olarak uygulanmaya balayan bu projelerin daha sonra Avrupa’nn baka ülkelerinde de bir ekilde yaygnlat biliniyor. Ayrca bu yasayla Fransa’da “fundemantalist/radikal slam”, “politik slam” evresinden “ayrlkç/separatist slam-Müslümanlar” propagandas aamasna geçildiini belirtmek gerekir.

Bat’da slâm kartl-dümanlnn temel sebepleri nelerdir?

Takdir edersiniz ki, bu oldukça uzun ve çeitli yönleri ile deerlendirilmesi gereken bir konu. Ancak ksaca ifade etmek gerekirse unlar söylememiz mümkün gözüküyor. slâm kartlnn siyasî, dinî, tarihî ve sosyo-kültürel pek çok sebebi vardr. Bu açdan baklrsa tarihteki imge-imajlarn da bunda önemli rolü vardr. Bu anlamda slam kartlnn tarihini spesifik olarak belirlemek zor olsa da, onu “Haçl Savalar” yllarna, hatta slâm’n balangc dönemlerine götürmek mümkündür. Bu durumda slâm kartl, 1300 yllk bir tarihe sahiptir, denebilir. slam’n yeni bir din, Hz. Peygamber’in de “son Peygamber” olarak tarihteki yerini alarak hzla yaylmas karsnda telaa kaplan Hristiyanlk bata olmak üzere dier dinlere mensup din adamlar “slam Hristiyanlk’tan sapm heretik bir dindir ve bizim için bu durum yeni deil” eklinde iddialarda bulunmulardr. Bu söylem, Emevîler döneminde am’da yaayan ve slâm’ iyi bilen John Demescen/Yahya ed-Dmekî tarafndan ilk olarak ortaya atlm ve daha sonra Ortaça’da Tehedore Ebû Kurra, Peter Venerable, Dante, Protestanln kurucusu Martin Luther, Kalvinist Protestanln öncüsü John Calvin ve Hümanist akmn öncü ahsiyetlerinden Erasmus bata olmak üzere, Bat’nn dinî ve fikrî zihin kodlarnn oluumunda etkili olmu ahsiyetlerin pek çounun “slam-Türk kartl”nda öncü rol oynayarak, “Müslümanlar-Türklerle sava” hakknda kitap kaleme almalar tesadüf olmasa gerektir. Oryantalistik dönemde bütün bu tarihi kartlk, yeni argümanlarla, biraz daha ilmi temelde güncellenmitir.

Bugün Bat dillerinde slam, Kur’an ve Hz. Peygamber hakknda yaymlanan kitaplarn çounda “slam’n kökeninin önceki din ve kültürlere dayand, Hz. Peygamber’in de Kur’an’ Yahudi ve Hristiyan din adamlarndan elde ettii bilgilerle oluturduu bir ekilde ileri sürülür. Dolaysyla slam’n yeni bir din ve medeniyet olarak meydan okumas, bal bana bir tehdit olarak alglanm ve slam kartlnn en önemli sebebi olmutur. Bunun yan sra tarihte meydana gelen Haçl Savalar, Osmanl’nn Viyana’y kuatmas, Endülüs’teki olaylarn da bu kartlkta önemli rolü vardr. Dolaysyla, Islam and the West adl önemli eserin sahibi Norman Daniel’in de ifade ettii gibi, günümüzde Bat’daki slam kartlnn en önemli sebebi olarak tarihteki olaylarn yeri büyüktür.

Bat insannn zihni arka plannda genelde bu tarihi olaylarn etkisi vardr ve konjonktürel olarak Müslümanlarla ilgili herhangi bir olayda bu tarihe göndermeler yaplarak genelde olumsuz imajlar devreye sokulur. Dolaysyla Bat’da Ortaça’dan bu yana Türkler ve dolaysyla Müslümanlara yönelik olarak üretilen benzer bir korku hali hâkimdir. Tarihte öncelikle askerî, sonra dinî kaynakl olarak oluturulan bu imaj, günümüzde baz açlardan adeta yerleik bir hal alm olup Batl zihinlerin arka plannda duruyor ve en küçük bir olayda refleksif olarak ortaya çkabiliyor. Bu kartln dönemin siyasî konjonktürü ile alakas olsa da, esas itibariyle Avrupa’nn Türk-slâm kültürüne bakndaki dinî fikrî zihin kodlaryla ilgilidir.

Günümüzde ise bu korkunun aktifletirilmesinde “11 Eylül 2001 hadisesi” krlma noktas olsa gerek, deil mi?

Evet, ancak daha öncesinde Souk Sava’n ve dolaysyla Sovyetler Birlii’nin çöküünün ardndan Bat’l karar vericilerin yeni bir düman tanmlamas yaptn görüyoruz. NATO Eski Genel Sekreteri Willy Claes bu dümann “slâm” olduu ifade etmiti. Hal böyle olunca da gerek slam dünyasna gerekse Müslümanlarn aznlk halinde yaadklar Bat ülkelerinde bu yeni düman tanmna uygun politik, teolojik ve sosyo-kültürel politikalar devreye sokulmaya balanmtr. Buna göre slam’n bir iddet dini, Kur’an’n sava kitab, Hz. Peygamber’in klç elinden dümeyen bir peygamber ve Müslümanlarn da terörizme yatkn kimseler olduu anlamna gelecek beyanlar en yetkili azlardan skça dillendirilmi; pek çok slam, Hz. Peygamber ve Kur’an kart söylem-eylem gerçekletirilmi, Müslümanlara ve kurumlarna yönelik sözlü-fiili iddet olaylar meydana gelmi, gelmeye de devam etmektedir.

Bu itibarla günümüzde, aslnda tarihin modern versiyonlarla tekrarlandna ahit oluyoruz. Özellikle Huntington’un “Medeniyetler çatmas” tezinin ardndan 11 Eylül hadisesinin meydana gelmesi, ülkelere göre farkllk gösterse de, Bat’daki slam kart olaylar alabildiine artrm; rkç-slam kart ar sac partiler yükselie geçmi; merkez partiler de ar saa söylemlere evirilmitir. Bu meyanda “slam’n bizatihi kendisi Bat için tehdittir” kabulü eliinde, slam’n içini boaltmak, Müslümanlar da Bat norm-deerlerine uygun hale getirmek için, en son örneini Macron’un “Fransa slam’” oluturma amacyla 9 Aralk’ta meclise sunaca “Sepearatizm yasas”nda gördüümüz, revisyonist-liberal “Avrupa slam’” projeleri devreye sokulmutur. Tabiatyla Bat’da siyasi-ekonomik kurumsal güçten yoksun olan Müslümanlar için bu durum oldukça dramatiktir.

Bat slâm dümanln yaygnlatrmak için neler yapyor? DAE, Boko Haram ve El-Kaide gibi esasen Bat’nn kurup yönettii örgütlerin Bat kamuoyunun korkusunu artrmak için planlandn söyleyebilir miyiz?

Gayet tabi. Bat’l karar vericiler, bu slam kartln yaygnlatrmak için çok spesifik yöntemler, medya manipülasyonlar deniyorlar. Bunlardan en önemlisi Müslümanlar arasndan sözünü ettiiniz tarzda terör örgütlerini oluturmaktr.

Bu tür radikal-entegrist örgütlerin baz düünme biçimleri ve ideolojilerinin izleri slam tarihindeki “Haricîlik”, “Haevîlik (radikal Selefîlik)” ve “müfrit Zahirîlik” gibi anlaylarda bulunsa bile, onlar günümüzde oluturup formatlayan akl, klasik oryantalist bilgi birikimine dayanan “politik oryantalizm”dir. Zira politik oryantalizm, slam-slam dünyasna yönelik 200 yllk oryantalistik bilgi birikimini siyasî projelere dönütürüp uygulamtr. Bunda da aslnda pek çok sebep vardr; en önemlisi, Max Weber’in formülletirip Yahudi asll Macar oryantalist Ignaz Goldziher’in –ki oryantalistlerin piri saylr- ilmi kisveye büründürdüü üzere, slam Dini’nin iddet içeren, “öteki (Bat)” için tehlikeli bir din olduu imajn pekitirmektir. Bunda da belli ölçüde baarl olmulardr. Zira bugün Bat’da “her Müslüman terörist-extremist deilse de, her terörist Müslümandr” anlay genel kabul görmü gibidir.

slâm kartln önleme-azaltmada ve imaj restorasyonu yapmada Bat’da Müslümanlar nasl bir yol izlemeli, ne yapmal?

Tabiatyla pek çok ey yaplabilir. Öncelikle tarihten gelen ve Souk Sava ve 11 Eylül sonras daha da olumsuzla(trl)an alg-imaj düzeltmek için çalmalar yapmak gerek. Bilindii gibi, “alg-tasavvur” ve “imaj”, bir nesnenin veya objenin gerçeinden farkl olarak “alglanmas/alglama biçimi” olarak ifade ediliyor. u halde imaj aslnda bir alglama biçimi ve bu algda “korku/fobi-kartlk” önemli bir rol oynuyor. Buradan hareketle Müslümanlarn, Avrupa ve Bat’da imajinatif bir ekilde, olduklarndan çounlukla tamamen farkl alglandn belirtmeye sanrm gerek yoktur. Bu durumda ie öncelikle, tarihten de beslenen mevcut olumsuz slam-Müslüman algsn izale etmeye –veya azaltmaya- ve dolaysyla bu fobi-kartlk sonucu olumu “olumsuz imaj” restore etmeye girimek gerekiyor. Bu ise her eyden önce dinî, siyasî, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda güçlü kurum, kurulu ve entelektüel donanm yüksek insan gücü gerektiren bir durumdur. Bunun için ise önce tehisi iyi koymak ardndan da buna uygun tedavi sürecine girimek lazmdr.

Günümüzde bu imaj restorasyonu, yaanlan ülkelerde iyi bir temsil ortaya koymak, o ülkeye her alanda katk yapmak, bunu yaparken de kendi öz milli-manevi deerlerine sahip çkarak kendi kalabilmekle mümkündür. Ancak bunu baarabilmek kolay deil. Ama bunu baaracak çareler üretmek de gerekiyor. Bu durum, aslnda “diaspora kültürü” konusunda fikir yürütmeyi de gerektiriyor. Zira Bat ülkelerinde Müslümanlarn ataca kalc admlar, kendilerini “diaspora”da birer “muhâcir” olarak görebilmeleri ve yaadklar ülkenin özellikle kendilerini ilgilendiren sorunlarna aktif olarak katlmalar ile yakn irtibatldr. Bu aslnda kendini “göçmen” gibi görmeme tavrdr. Zira göçmenlikte “iretilik” ve “geçicilik” ön plandadr. Ne var ki, kök ülke lehinde etkin lobi oluturma açsndan da son derece önemli olan bu durum, ayet iyi planlanamazsa, bulunulan ülke içerisindeki dominant kültürde asimile olma ve kök ülke ile duygusal ve düünsel irtibat zayflatmaya ve neticede koparmaya yol açabilir. Müslümanlarn gittikçe “göçmen” statüsünden “yerleik vatandalar (muhâcir)” konumuna çevrildii, i dünyasndan politikaya, üniversiteden müzik ve spora kadar hayatn her alanna yaylm olduu ve bu konuda önemli iyilemenin olduu gerçekse de, yaad ülkenin sorunlarna ilgisizliin de alabildiine devam ettii bir gerçek. Bugün Avrupa’da 25 ile 30 milyon Müslüman, yaklak 7 milyon da Türk vardr. Türklerin ekonomik anlamda da iyi durumda olduklarn söylemek gerekir. Ama buna ramen, son yllardaki az saydaki baz örnekleri hariç, güçlü bir lobi oluturulamyorsa, bunun üzerinde ciddiyetle düünmek gerekir.

Bunun en önemli sebeplerinden biri, ekonomik gücün siyasi, kültürel ve entelektüel güce dönütürülememesi, dolaysyla “oksidentalistik kurumlar” kuramam olmalardr. Pratikte bu durum, Avrupa ülkelerinde halihazrda tartma konusu olan “entegrasyon”, “özgürlük-din özgürlüü”, “norm-deerler”, “Müslüman-Türk kimlii”, “slam dümanl”, “insan haklar”, “demokrasi”, “sekülarizm” “modern ve post-modern toplum yaps” bata olmak üzere pek çok alanda derinlikli fikir üretememe sonucunu douruyor. Bu meyanda eitimde kimlii ilgilendiren kavramlarn nasl kullanlaca, Yahudi-Hristiyan, hümanist/seküler bir kültürün dominant olduu bir ortamda insanmzn kimliinin nasl muhafaza edilecei, aslnda hep bu oksidentalistik bakla ilgilidir. Bu anlamda “oksidentalistik” aslnda, “temsil gücü yüksek yeni bir liderlik” sorunudur ve Bat’daki insanmzn sorunlarnn hemen her aamasnda bu liderliin eksiklii hissedilir.

Bat’da yaayan Türklerin durumu hakknda neler söylersiniz. Kimliklerini korumalar anlamnda neler yaplmal?

Avrupa-Bat’da yeni neslin kimlik konusunda ikilem içerisinde olduu, bir kimlik bunalm yaadklar, “hibrid” bir kimlik gelitirdikleri genel olarak gözlemleniyor. Bu itibarla “kimlik” ve “kimliin muhafazas” belki de genelde Avrupa-Bat’daki Türkler-Müslümanlar ile ilgili olarak üzerinde en fazla zihin yorulmas gereken konulardandr. Kimlik, din, dil, örf ve tarih vb. olgularn ina ettii bir deerdir. Bunu söylerken Türklerin kimliklerini muhafazada dier aznlk gruplarna oranla daha iyi durumda olduklarn da genel olarak ifade etmek gerekir. Bununla beraber, kimliin, multi-kültürel, seküler-hümanist ve Yahudi-Hristiyan Bat norm-deerlerinin hâkim olduu bir toplumda uzun vadede nasl korunaca hususu üzerinde özelikle düünülmesi gereken bir sorundur. Zira özellikle son yllarda Avrupa’da skça kullanlan ve içerii tam olarak doldurulamam olan “Avrupa norm ve deerleri” ile esasen çounlukla yabanclarn ve dolaysyla Türklerin baz haklarn kullanmalarna engel olma amac güdülmeye çalld da hissediliyor. Bu anlamda Türklerin birçok alandaki kurumlarnn ve tutumlarnn, “Bat norm ve deerleriyle ters dütüü” ifade ediliyor. Böylece Türklerin ve aslnda bütün Müslümanlarn taleplerinin önü kesilmeye çallyor.

Bilindii üzere Bat’da/Avrupa’da köklü bir oryantalistik birikim var. Bat üniversitelerinde Müslümanlara yönelik çok önemli zihinsel birikimler olumu ve bunlar slam dünyasna yönelik politikalarnda kullanlmtr. Yani, Müslümanlarn nasl yönlendirilecei, aslnda nasl sömürülecei konusunda ciddi çalmalar yaplm, raporlar yazlm. Bugün de bu çalmalar, slam dünyas ve Türkiye’ye yönelik son dönemlerdeki operasyon-projeksiyonlarda görüldüü üzere, çok daha spesifik-sistematik olarak “neo-oryantalistik” anlamda devam ediyor. Noktasal çalmalar yaplyor ve bunlar politikalara yansyor. Genelde slam dünyas özelde ise Avrupa-Bat’daki Müslümanlar buna ayn ekilde karlk veremiyor ki, bu ise olumsuz bir durum, tabiatyla.

Salgn sürecinde Batda slâm’n temizlik prensipleriyle ilgili paylamlar yapldn gördük. Bunu nasl yorumluyorsunuz?

Bunun yan sra kovid-19 döneminde Endülüs bata olmak üzere Bat’daki önemli ehirlerde ezanlar yükseldi, bilboardlara ayet-hadisler yazld. Müslüman kurum ve kurulular dni-etnik köken ayrm yapmakszn gönüllü olarak yardmlar dattlar. Politikaclar da camilerde scak mesajlar verdiler. Müslüman salk çalanlar da kovid-19 sürecinde en ön saflarda önemli katklar yaptlar. Tabi bir de Türkiye’nin talya, spanya, ngiltere ve ABD gibi ülkelere yapt tbbî malzeme yardmlarn da bu meyanda zikredebiliriz. Ayrca Nevsweek dahil, Bat’daki önemli basn yayn organlarnda Hz. Peygamber’in sünnetindeki hastalk-salgn, temizlik-taharet, hijyen ve karantinaya dair uygulamalara ve hadislere atf yapld. Mesela salgnn daha ilk günlerinde Nevsweek’te yer alan bir makalesinde Hristiyan bir akademisyen olan Craig Considine “Bir salgn srasnda karantina, sosyal izolasyon ve kiisel temizlii ilk öneren kiinin kim?” sorusunu sormu ve buna ilgili hadislerden örnekler de vererek u cevab vermiti: “O Hz. Muhammed’ti. O, hekim-uzman deildi; ancak kovid-19 gibi salgnlar önlemede önemli tavsiyeleri vardr ve bunlar da uygulamtr.”

Bütün bunlar kovid-19’un ilk aylarnda belli bir süre slam kartlnda bir soumaya ve azalmaya yola açt. Ancak geçtiimiz ayda sveç, Norveç bata olmak üzere, ar sac gruplarn “Kur’an yakma-yrtma” olaylar ile Charlie Hebdo’nun Hz. Peygamber’in karikatürlerini tekrar yaymlamas ve “Türkiyefobi-Türkfobi”yi aktive etme amaçl açklamalar, sanki bir elin slam ar sa-rkç-kartlnn soumasna müsaade etmeyeceini gösteriyor. Zira bu önemli bir sektör, ekmek-oy kaps ayn zamanda, Bat’da. Bütün bunlara ramen, kovid-19 sürecinin Müslümanlara Bat’da, slam maneviyatna yönelim anlamnda önemli frsat sunduunu da belirtmek gerekir. Zira belâ, hastalk ve salgn dönemlerinde manevi duygular yükselir. Bu anlam araylarna da daha ziyade din cevap verir. Hatta korona sürecinde internetteki dinle alakal aramalarda hatr saylr bir art olduu da belirtiliyor.

Biraz daha güncel bir meseleye dair sormak isterim. Ermenistan-Azerbaycan çatmasnda Ermenilerin sürekli meseleyi Müslüman- Hristiyan çatmas eklinde lanse etmeye çalmasnn arka plannda ne var?

Tabiatyla burada ince politika ve hatta “teo-politik” bir yaklam var. Hatrlanrsa, Yunanistan ile olan gerilimde de Yunanllar aynsn yapmt. Burada amaç, tarihteki “Türk-Osmanl-Müslüman” korkusuna da referansla meseleyi “Müslüman-Hristiyan/hilâl-haç” savana döndürme gayretidir. Esasen slam dünyasna yönelik modern-postmodern versiyonlaryla teo-politik olarak farkl ekillerde devam eden “silahsz haçl sava”na malzeme tamak, kurban psikolojisiyle, Bat’da Hristiyanlk ile ba kültürel düzeyde olanlardaki duygular aktive etme gayretidir.

Özelde de en önemli Ortodoks kilisesine ev sahiplii yapan Rusya bata olmak üzere, Ortodoks dünyay teo-politik anlamda Azerbaycan -ve Türkiye’ye- kar harekete geçmeye zorlamaktr. Katoliklik ve Protestanlk gibi günümüzün hâkim Hristiyan mezhepleri-anlaynda Ortodoks Ermeniler pek makbul görülmese de, son tahlilde Hristiyan olmalar hasebiyle, teo-politik olarak hep desteklenmi, desteklenmektedir. Bilindii üzere, bunu daha da hzlandrmak için en son ui kentindeki tarihi kiliseyi (kendi kiliseleri) bombalayp Azerbaycan’ suçlayarak fotoraflar dünyaya servis ettiler. Bu meyanda, özellikle Fransa ve ABD’deki diasporas-lobisi oldukça güçlü olan Ermenistan’n bu manipülasyonlar Bat’da önemli ölçüde etkili de oluyor.

Son yllarn en önemli gelimelerinden birisi, Ayasofya’nn ibadete açlmas oldu. Bu tarihi olay Bat kamuoyunda nasl yank buldu?

stanbul’un fethinin önemli bir sembolü ve Türkiye’nin egemenliinin göstergelerinden biri olan Ayasofya’nn cami olarak ibadete açlma karar, bata Ortodokslar olmak üzere, özellikle Hristiyanlar arasnda pek çok tepkiye yol açt. Ülke olarak, beklendii gibi, en sert tepkilerden biri Yunanistan’dan geldi. Bat ülkelerinde ise karar hararetle tartlm; genellikle Türkiye’nin “seküler anlayna darbe”, “slamîleme” ve “neo-Osmanlcla dönü” olarak görülerek knanmtr. badete açld günlerde, Vatikan bata olmak üzere, hemen bütün Bat’l önemli devlet ve kurumlardan knama açklamalarn biliyoruz. En son ABD Demokrat Parti Bakan Aday Biden’in “Erdoan’ Ayasofya kararn deitirmeye (tekrar müzeye dönütürmeye) çaryorum” açklamasnda da görüldüü üzere, bu konu sürekli gündemde tutulmakta, Türkiye’ye yönelik kartlk için teo-politik malzeme olarak kullanlmaktadr.

Ancak dikkat çekici tutumla, Rus Ortodoks Kilisesi’nin aleyhteki açklamalarna ramen, siyasi olarak Putin-Rusya bunun “Türkiye’nin iç ii” olduunu söylemitir. Protestanln önemli bir kolu olan Anglikan mezhebine mensup ngiltere’nin de karara dair olumlu ya da olumsuz bir açklama yapmamasn da not etmeli. Bunu Cumhurbakanmz Erdoan liderliindeki Türkiye’nin yürüttüü etkin kamu diplomasisiyle açklamak mümkün.

“Bütün Kuranlar yaksak, bütün camileri yksak Avrupallarn gözünde biz yine Osmanlyz”, diyor Cemil Meriç. Bat’da Osmanl korkusu devam ediyor mu?

Bu korku Bat’da hep var oldu. fade ettiim üzere, tarihteki “Türk-Osmanl” korkusuyla alakaldr, bu. Protestanln kurucusu Martin Luther, Desiderius Erasmus gibi günümüz Avrupa deerlerinde de yön vermi teolog-düünürlerin eserlerinin önemli bir ksm “Türklerle sava-Türk korkusu”na dairdir. Osmanl hinterlandna yaslanan Türkiye güçlendikçe Bat’da bu korku aktive olup da vuruyor; böylece tarih modern versiyonuyla tekerrür ediyor. Bunu en son AB Komisyonu bakan Borrell’in “Eski imparatorluklarn geri geliyor; bunlardan üçü Türkiye, Rusya ve Çin” mealindeki açklamas ile Macron’un son dönemdeki Türkiye’ye yönelik söylemleri tastamam ifade ediyor.

“slamofobi”, “Türkfobi”nin yan sra bir de “Erdoanfobi” var. Cumhurbakanmz Erdoan’n Bat’da skça gündem edilmesini nasl yorumluyorsunuz?

Son yllarda slam kartlndan slam dümanlna evirilen slamofobi, daha özelde ise Bat’da “Türkfobi-Türkiyefobi”, hatta çok daha spesifik anlamda Cumhurbakanmz hedef alarak “Erdoanfobi” eklinde tezahür ediyor. Bunda tarihteki yukarda sözünü ettiimiz “Türkfobi-Osmanlfobi”ye dair imge-imajlarn etkisinin yan sra, Türkiye’nin hâlihazrda genelde dünya siyaseti, özelde de Afrika-Kuzey Afrika, Suriye, Libya ve Dou Akdeniz gibi bölgelerde izledii pro-aktif, vizyoner-aksiyoner politikann alabildiine etkisi vardr. Bu meyanda Türkiye ve Erdoan’ “neo-oryantalistik” yöntemlerle, “otoriterlik”, “neo-osmanlclk-Osmanl milliyetçilii” ile suçluyorlar. Hatta daha da ileri giderek, özellikle Macron’un Fransa’snda- Hitler ile mukayese eden yaynlarn yan sra, baz Siyonist Hristiyan Evanjeliklerce de “Deccâl” nitelemesi yaplyor.

Tabiatyla bütün bunlarda, öz deerlerine yabanclam-dümanlam içte ve dtaki “self-oryantalist devirmeler”in propagandalarnn önemli etkisi bulunmaktadr.

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Son olarak unu söylemek isterim ki, burada sözünü ettiimiz “Bat” ile genelleme yapmadmz, slam kart siyasî ajanda-projeksiyonlara yön veren, hâlihazrda Bat’da etkin-dominant durumdaki “neo-oryantalistik akl” ile hareket eden karar vericilerin kastedildiini belirtmek isterim. Zira Bat’da saduyulu, slam-Müslümanlara yönelik bu rkç-slam kart söylem-eylemleri tasvip etmeyen, bunlara kar çkan insanlarn-gruplarn varl malumdur. Ancak, farkl sebeplerle, bunlarn sesi pek duyulmamaktadr.

Bana bu frsat verdiiniz için teekkür ederim.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Fatma Gülþen Koçak
13-10-20
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ÝSLÂMOFOBÝYÝ GÜÇLÜ LOBÝ ÝLE YENEBÝLÝRÝZ (Özcan Hýdýr ile mülâkât)
Online Kii: 33
Bu Gn: 324 || Bu Ay: 6.303 || Toplam Ziyareti: 2.929.606 || Toplam Tklanma: 58.628.708