HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / SANAT
Okunma Sayısı: 987
Yazar: Ömer Lekesiz
KUR'AN, MUSHAF, TİLÂVET VE HAT

KUR'AN, MUSHAF, TİLÂVET VE HATİslam sanat aklının/idrakinin oluÅŸumunu araÅŸtırırken, “İslam Sanatının Temel Esasları” baÅŸlığı altında, Kur’an ve sanat alt-baÅŸlığıyla bir bahis açmak, genelde müsteÅŸriklerin, özelde müsteÅŸrik kaynaklara tabi olan yerli İslam sanat tarihi araÅŸtırmacılarının bir tercihidir.

MüsteÅŸriklerin, neticede kendi toplumlarını bilgilendirmeyi esas almaları bakımından bunda mazur oldukları söylenebileceÄŸi gibi, mezkur alt-baÅŸlık altında Kur’an nedir?; Kur’an nasıl bir kitaptır?; Kur’an sanatçıyı nasıl etkiler vb. sorularıyla konuyu detaylandırmaları da mazur görülebilir.

Bu mazeretin kendileri için de geçeli olabileceÄŸini sanarak, araÅŸtırmalarında aynı tutuma tabi olan yerli araÅŸtırmacıların bölümlemeli, daha doÄŸru söyleyiÅŸle melezleÅŸmiÅŸ bir zihne mahkum olmaları ise mazur görülemez.

Çünkü, Müslüman bir ailede doÄŸmuÅŸ ve İslam üzere yetiÅŸ(tiril)miÅŸ birine yukarıdaki soruları sorduÄŸunuzda alacağımız cevaplar: “Kur’an benim kitabımdır; Kur’an hayatımızın tanzimidir; Kur’an mümin bir insanın her ÅŸeyini etkiler” ÅŸeklinde olacaktır. Dolayısıyla bir Müslüman, sanat ve bununla ilgili müstakil çalışmalar söz konusu olduÄŸunda, Kur’an’ı sanatın özel bir direÄŸi deÄŸil, doÄŸrudan hayatın genel bir direÄŸi olarak alır ve özelden genele deÄŸil, genelden özele doÄŸru bir bakışı kuÅŸanır.

Batılı bir Müslüman olarak, zikrettiÄŸimiz farkları izah etmede en büyük zorluÄŸu yaÅŸayanlardan –belki de ilki olan- Titus Burckhardt, İslam sanatının doÄŸuÅŸunu Greko-Roman medeniyetinin sanatıyla rekabet etmeye, kutlu sanatla bâtınîlik arasındaki –bize göre terimsel olarak sakıncalı bir- iliÅŸkiye baÄŸlamakla birlikte, ancak bir kristalleÅŸme benzetmesiyle kendi görüÅŸünü Kur’anî/vahyî zihniyet içine çekebilmiÅŸtir. Burckhardt, muhtemelen Kubbetü’s-Sahra’nın İslam sanatının ilk programı olarak, Peygamber Efendimiz’in vefatına göre çok erken bir tarihte (691-2) ibadete açılmasından hareketle bu görüÅŸünü ÅŸöyle ifade etmiÅŸtir:

“...Böyle bir sanatın ortaya çıkması, çeÅŸitli kullanımlara elveriÅŸli bir benzetme yapacak olursak, tam doymuÅŸ bir eriyiÄŸin birden kristalleÅŸmesini anımsatır ki bu, bu durumda, olayın sadece ani oluÅŸunu deÄŸil, fakat aynı zamanda sonuç olarak meydana gelen formlarının düzenlilik ve tecanüsünü de akla getirir. Kristalin çökelmesine takaddüm eden tam doymuÅŸluk hâli, erken dönem İslam toplumunun fethedilen insanların kültürüyle karşılaÅŸmalarının sebep olduÄŸu (...) psikolojik gerilimle bir ÅŸekilde karşılaÅŸtırma yapmaya sevk etmektedir bizi; ama bu bir görünüÅŸten ve olayın yüzeysel yönüyle ilgili olmaktan ileriye gitmez; zira, gerçekte bu tam doymuÅŸluk hâli, gelenekte mündemiç bulunan yaratıcı imkândan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.” (İslam

Sanatı Dil ve Anlam, çev.: Turan Koç, Klasik Yayınları, İstanbul 2013)

Konumuz baÄŸlamında, Burckhardt’ın yukarıdaki “...gelenekte mündemiç bulunan yaratıcı imkan” söyleyiÅŸini, en güzel söyleyiÅŸlerden biri olarak alıp, tefsir etmeye ihtiyaç hissettiÄŸimizde ÅŸu sonuca ulaÅŸabiliriz:

İslam, Hz. İbrahim’in Hanîf dinin devamıdır; Peygamber Efendimiz’e İbrahim’in -en güzel yol olan- dinine uyması emredilmiÅŸ (Bakara 2:130; Al-i İmran 3:95; Nisa 4:125; En’am 6:161; Nahl 16:123; Hac 22:78); Peygamber Efendimiz de bir hadisinde “müsamahalı ve kolay olan Hanîflikle” görevlendirildiÄŸini bildirmiÅŸtir.

Burckhardt’ın gelenekten kastettiÄŸi ÅŸey bu olmalıdır ki, onun yukarıda zikrettiÄŸimiz ani kristalleÅŸme ile gelenekte mündemiç olan yaratıcı imkân kanaati de ancak bu ÅŸekilde doÄŸru olarak temellendirilebilir.

Bunlardan hareketle İslam sanatında Kur’an’ın etkisinden deÄŸil, Kur’ani bir idrakin içinde -ayrıca bir ayrıştırmaya, ÅŸubeleÅŸtirmeye gerek olmaksızın- durma zorunluluÄŸundan söz edilebilir. Çünkü Kur’an –imanda bölünme kabul etmeyen ancak amellerde bölünebilen- Hanîfî bir hayat nizamını, Muhammedî ÅŸeriatla yenilenmiÅŸ olarak bir küll halinde sunar. Amellerden bir amel olarak Sanat bu nizam içinde sadece küçük cüzlerden bir cüzdür. Onu büyüten, araÅŸtırma konusu yapan ve dolayısıyla gündemde tutan bizim bakışımız ve bu bakışı kurumlaÅŸtıran dilimizdir. Bunun asıl nedeni de sanatın medeniyetin temel dinamiklerinden biri olmasıyla ilgilidir ki, İslam medeniyetinin doÄŸuÅŸunu, teÅŸekkülünü ve hatta tefessüh etme nedenlerini doÄŸru anlamanın geçerli yollarından biridir.

Ezcümle, tercih ettiÄŸimiz bakış açısıyla Kur’an’da sanatın esaslarını ve formlarını aramak gibi bir gaflete düÅŸmek yerine, onun mushaf (kitap) haline getirilmesinin, tilavetinin ve hattının sonuçlarından biri olarak sanatı konuÅŸmayı öne almamız gerekir.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
27-10-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KUR'AN, MUSHAF, TİLÂVET VE HAT
Online KiÅŸi: 23
Bu Gün: 118 || Bu Ay: 6.923 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.563 || Toplam Tıklanma: 58.645.667