AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 80
Yazar: Ömer Lekesiz
İSLÂM YAZISI YAZGIMIZDIR

KUR'AN, MUSHAF, TİLÂVET VE HATKur’ân, kâğıtlar üzerine yazılarak indirilmediği gibi, iki kapak arasında bir kitap olarak da indirilmemiştir (En’am 6:7). Peygamber Efendimizin kalbine iyice yerleştirilsin diye, tane tane/ağır ağır okunularak (ve rattelnâhu tertîlen), parça parça indirilmiştir (Furkan:32).

Kur’ân, “...Kendileriyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye gönderilmiş bir tebliğ...” (İbrahim 14:52) olarak, Peygamber Efendimizin diliyle yani Arapça (arabiyyen: Yusuf:2) inzal edilmiş; adının içerdiği onlarca anlamdan biriyle, bilâhare toplanarak kitaplaştırılmış bir bütündür.

Kur’ân âyetlerinin, Peygamber Efendimiz tarafından vahiy katiplerine bizzat yazdırılması, o sayfaların, şartlardaki değişmenin zorlamasıyla toplanıp bir kitaba dönüştürülmesi hakkında ilgili rivayetleri ve süreçleri detaylı olarak öğrenmek isteyenleri, Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nin ilgili maddelerine ve bu konuları da ihtiva eden Kur’ân tarihlerine yönlendirerek, bizim konumuz olan İslâm sanatının oluşumu /idraki esasında, zamanla onun Arapça olma hususiyetinin, İslâm’ın diğer milletler tarafından kabul edilmesi sürecinde İslâm yazısı olmaya bitiştiğini özellikle belirtmeli ve bu manada İslâm sanatının oluşumunu belirleyecek; müsteşriklerin söyleyişiyle epigrafik uygulamaya, İslâm sanatı açısındansa hat sanatının doğuşuna temel oluşturacak şekilde yapılanmasının üzerinde biraz durmamız gerekir.

Kur’ân yazısı olarak İslâm yazısının, –kaderden daha geniş bir anlamla– Müslümanların alnına yazılmış en değerli şey olduğunu söylemeliyiz.

Çünkü Kur’ân’a ve dolayısıyla vahyin formu olarak İslâm yazısına muhatap olmak, Allah’ın, Peygamberinin ve kul olarak ferdin kendisinin haklarını bilmesini ve bu bilmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini gerektirir.

Bu bakımdan, İslâm yazısı Müslümanın imanına deyim yerindeyse bir yazgı gibi dâhildir. Bu bakımdan İslâm yazısı olarak hattın, daha İslâm sanatının oluşumunda öne çıkması ve bilâhare hattatların her istiflerinde aslında kendi yazgılarını yazma anlayışlarının/Allah’ın kelâmının bir kelîmi olma hallerinin çok özel bir seçim haline gelmesi ve Kur’ân’ın İslâm dünyasında bizzat kitabın tarihini başlatması.. son derece önemlidir.

Bu hususların, hem (cem ve istinsah olarak) mushafların çoğaltılmasıyla hem de İslâm sanatının oluşumuyla doğru ilişkilendirilebilmesi için, İslâm yazısının serüvenine ana hatlarıyla bir göz atmamız yararlı olacaktır:

“Araplar yazılarını Hiyeroglifden ayrılma iki fer’den almışlardır. Bunlardan birincisi Mısır’dan Cezîretü’l-Arab’a getirilerek yapılan Himyer yazısından bozma Hîrî tesmiye edilen Hatt-ı Kûfî’dir. İkincisi ise Mısır’dan Suriye’ye götürülüp tertip edilen Fenike yazısından alma Hatt-ı Nebatî’dir. Harfler birbirine bitiştirilerek yazılan nesih dediğimiz yazının aslı işte bu Nebatî yazısıdır. (...) Nebatî yazısını Hicaz’dan Şam’a ticaret için gelip giden Araplar Havran’da öğrenmiş ve adına da Hatt-ı Neshî demişlerdir. İkincisini ise İslam’dan evvel Ebû Süfyan’ın hemşire-zâdesi Harb ibn Ümeyye, Hîret şeklinde öğrenerek Mekke’ye getirmiş ise de, o zamanda medeniyetten ârî ve bedevi bir halde yaşayan Hicaz halkı arasında yazının kadr ü i’tibârı olmadığından isti’mâlden sâkıt kalmış idi. İslamiyetin zuhuruyla Kur’an-ı Kerîm âyet âyet nazil olmaya başladıktan sonra yazıya kıymet verilmiştir. Zuhûr-ı İslam’da Mekke ahâlîsinden yazı bilenleri pek azdı. Ali bin Ebî Tâlib, Ömer ibnü’l-Hattâb ve Talhatu’bnü Ubeydullah ile daha üç beş kişi okuma yazma biliyor ve bâki halk kara cahil duruyordu.

Âyet âyet nâzil olan Furkân-ı Celîl’i yazı ile kayd ve zaptetmek lâzım geldiğinden ashâb-ı kirâmın yazı öğrenmeleri için ilk mektebi Hazret-i Peygamber Efendimiz açtırmıştır. Zîrâ kendisi ümmi ya’ni okuma yazma bilmediği hâlde yazının muhibbi ve ümmetinin okuma yazma öğrenmesine taraftar oldukları için Bedir gazâsında alınan esrilerin her yazı bileni Medine çocuklarından on çocuğa yazı öğretirse esirlikten kurtulur ve hür olur kanûnunu fermân buyurduklarından i’tibâren yazı mekteplerini açtırmış oldular.” (Yusuf Sâmih, Yazımız)

Dünya ve ahiret hayatlarına dair her konuda Müslümanlara önderlik eden Peygamber Efendimizin, ilkin Kur’an ayetlerinin yazılması esasında yazı konusundaki önderliğini, yine İslam yazısının yazgımız oluşuna dair bir delil olarak alabileceğimiz gibi, Kubbetü’s-Sahra’ya muhtelif ayetlerin işlenmesini de yine bizim Peygamber Efendimizi taklidimizin bir gereği olarak yorumlayabiliriz.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
31-10-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İSLÂM YAZISI YAZGIMIZDIR
Online Kişi: 22
Bu Gün: 143 || Bu Ay: 4.252 || Toplam Ziyaretçi: 1.649.163 || Toplam Tıklanma: 42.346.535