AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / PORTRELER
Okunma Sayısı: 131
Yazar: D. Mehmet Doğan
BİR KİTAPLA KARŞILAŞMAK

BİR İNSANLA KARŞILAŞMAKGeçenlerde Türkiye Yazarlar Birliği’ne uğrak verdim. Salgın yüzünden eskisi gibi her öğleden sonra orada değiliz.

Nâdiren uğruyor, fazla da kalmıyoruz. Maaşallah, köklü dergiler aksamadan çıkıyor, hatta yeni yeni dergilerle karşılaşıyoruz. Kitap yayınında da bir eksilme yok. Bunlar güzel haberler.

Kitaplar masanın üzerine serilmişti. Bir tanesi ilk nazarda dikkatimi çekti. Bunu “bir kitapla karşılaşmak” şeklinde ifade edebilirim.

Kitabın adı: Bir İnsanla Karşılaşmak.

Kapakta merhum hocamız Nureddin Topçu’nun resmi var.

İlk intiba Topçu’yla karşılaşmamız. Resim bizi 1970’li yıllara götürüyor…

Ve kitabın yazarı: Ali Birinci. Bu da ikinci karşılaşma. “Onunla 1970’lerden beri muarefemiz ve dostluğumuz var” dersek, “yarım asır” hesabını herkes yapabilir.

Ali Birinci “Nureddin Topçu’nun sohbetlerinden kalanlar”ı yazmış.

İsim harika, konu güzel, yazar âlî. Böyle bir kitabı okumak da aliyyülâlâ olur elbette!

Bizim merhum Topçu ile tanışmamızın evveliyatında Ali Birinci ile tanışmamız var. Hareket dergisine şiirler gönderiyoruz, dergide yer alıyor. Bir gün Ali Birinci geldi beni buldu. O Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyor, ben de fakülteye bağlı Basın Yayın Yüksek Okulu’nda. Şimdi “kampüs” diyorlar ya, bizim okulun binası da Siyasal’ın kampüsü içinde.

Ali’ye dergiciler İstanbul’dan söylemişler, böylece tanıştık. Daha sonra bir bayram vesilesiyle İstanbul’un yolunu tuttum. Hareket dergisinin idarehanesinin bulunduğu Divan Yolu Ersoy Han’ın önünde ismini bilip şahsen tanımadığım arkadaşlarla buluştuk. Kimler vardı veya yoktu? Hepsini sayamam belki. Ezel Erverdi, Mehmet Doğan (Kayserili, yazı işleri müdürü), Mehmet Sılay ilk aklıma gelenler. O zaman şimdiki gibi zırt pırt resim çekilmezdi, fotoğraf çektirmek merasime tabiydi. Maalesef o güne ait bir resim de yok. Ali de oradaydı. Cumayı Sultanahmed Camii’nde kıldıktan sonra Nureddin Hoca’nın evinin yolunu tuttuk…

Ondan sonrasını Ali Birinci’nin kitabından okuyalım:

“Evine ilk gelişimde, ayaklarımıza terlik uzatması canlanıyor gözlerimin önünde. Şaşırmış kalmıştım. Öyle ya ona kadar tanıdığım birçok büyük(!) insan, ya tahta kurulurcasına karşımda arz-ı endam etmiş veya yarı yatar vaziyette kanepede oturmuştu. Bu hareketleri büyüklüğün icaplarından sanmağa başlamıştım. Şaşkınlığım bundandı. Hocamın biz, küçük misafirlerine, daha doğrusu talebelerine böyle istekli bir şekilde hizmet etmesi, ilk anda, bende hayal kırıklığına benzer hisler yaratmıştır. O’nun bu tevazuu kendini tanıyanların en iyi bildiği hususlardandır. Sadece bu hareketi bile muhatabının ruh yapısına başlı başına darbe sayılabilirdi.”

Gerçek dergâh adabından süzülmüş bu muaşeret faslından sonra, Ali Birinci, Hoca’nın konuşmalarına sözü getiriyor:

“Kelimelerin ne kadar mühim birer vasıta olduğunu merhum Nureddin Topçu hocanın sohbetlerinde bulunanların örnekleriyle görmesi büyük bir talih sayılmalıdır. Merhum, hiç şüphesiz hemen herkesin her gün duyduğu ve söylediği kelimelerle veya sadece birkaç kelime ile öyle öyle cümleler inşa ediyordu ki dinleyen bütün zihinler bir anda elektrik çarpmasına uğruyor, zihinleri ve iç dünyaları alt üst oluyor, ruh tarifsiz hazlar duyuyor, ‘gönüllerde ihtilaller’ misali fırtınalar kopuyordu.”

“Nureddin Topçu hocanın sohbetlerinde anında söylediği birçok sözü insanı sarsan, şaşırtan ve düşündüren, ruha çekiç darbesi gibi çarpan cümlelerdi. Bu sözlerin kıymeti bilinseydi, bilhassa cumartesi sohbetlerinin mahşerî bir kalabalık olmasa gerekirdi. Ancak çevresinde pek az genç adamın ve yüksek tahsil talebesi delikanlının bulunmasına, yarım asrın arkasından bile şaşırmamak mümkün değildir. ‘Müslüman adam bırak biraz da başkaları kazansın diyebilen adamdır’ veya ‘dilenciliği meslek haline getiren merhamet merhamet değildir’, gibi sözleri hâlâ bütün tazeliğiyle kulaklarımızı çınlatmaktadır. Veya ‘müslümanlığınızı kelam ile değil, ahlakî davranışlarınızla gösterin. Bunun üzerine sual vaki olursa Müslüman olduğunuzu söyleyin’ sözü nasıl unutulabilir?’

“İslâmın sözü edilen değil, yaşanan veya yaşanması gereken bir din ve insan davranışlarında tecessüm etmesinin esasa olduğu daha güzel nasıl anlatılabilir.”

Ali Birinci, şahsî hatıralarından çıkardığı Nureddin Topçu portresini şu cümle ile bağlıyor: “Gel beru, gel beru kim savm ü salatın kazası var-sensiz geçen zaman ü hayatın kazası yok’ sözü en çok bu sohbetler için değer taşıyor.”

Nureddin Topçu, günümüzde yaşadığı dönemden daha fazla tanınıyor ve ilgi görüyor. Son yıllarda Topçu ile ilgili kitap, makale cinsinden bir hayli yayın yapıldı. Üniversitelerde yapılan tezlerin sayısında ciddi artış var. Sosyal medyada sözleri en çok paylaşılan mütefekkirler arasında. Bütün bunlar Topçu etrafından bir ilgi ve merak uyandırıyor. Nasıl yaşardı, yazardı, okurdu, konuşurdu, kimleri severdi… İşte Ali Birinci’nin kitabında bu hususlarla ilgili müşahedeye dayanan ayrıntılı bilgiler var. Nureddin Hoca’yı tanımak için güzel bir kılavuz Bir İnsanla Karşılaşmak.

Kitapta Ali Birinci’nin hatıraları, intibaları mahiyetindeki yazılar yanında, Topçu’nun doçentlik tezi vesikaları ve Hareket dergisi ile ilgili bir yazı da yer alıyor.

Nureddin Topçu devlet imtihanını kazanarak Avrupa’ya felsefe tahsiline gönderildi. Tahsilini tamamladı, doktorasını üstün başarıyla verdi, tezi 1934’te Fransa’da basıldı, hocasının burada kalması teklifini kabul etmeyerek memleketine döndü. Darülfünun kapatılmış, birçok öğretim üyesi tasfiye edilmiş, üniversite kurulmuştu. Felsefe dahil, birçok kürsüde yetişmiş akademisyene ihtiyaç vardı. Fakat genç Nureddin üniversiteye alınmadı. 1940’ların sonunda, muhtemelen çevrenin sıkıştırmasıyla Nureddin Topçu bir doçentlik tezi hazırladı, tezi kabul gördü, doçent oldu, deneme dersleri verdi, fakat üniversitede vazife verilmedi… Ali Birinci’nin yazısından onun İstanbul Üniversitesi’nde muhtemelen ilk tezli doçent, kesin olarak da ilk tezli felsefe doçenti olduğunu öğreniyoruz…Buna rağmen TC üniversitelerinde onun yeri yoktu. Kim kaybetti? Üniversite!

Ali Birinci gerçek bir kitap meraklısıdır. Bazıları gibi kitaba meraklı olup da içini merak etmeyenlerden değil. Güzel kitapları bilir, seçer biriktirir. İcab ettiğinde faydalanır ve güzel eserler çıkarır. Teracim yani biyografi sahasında devrimizde onun önüne geçebilecek biri var mıdır? Ben bilmiyorum! Ali Birinci kimin biyografisini yazmaya girişmişse, o isim yüzyıllar ötesinden bile olsa kültür hayatımızda yeni bir hayata başlar.

Ali Birinci’nin dostu olmak, kitapseverler için bir imtiyazdır. Bu birçok güzel kitaba sahip olmak demektir. Kütüphanemizde onun ilgisi ve tavsiyesi ile edindiğimiz kitaplar, en kıymetli kitaplardır. Onun da bizden kitap aldığı olmuştur. Fakat bir müddet sonra o kitabın daha sağlam bir nüshasını bulmuş ve aldığını da iade etmiştir!

Ali Birinci Hoca ile epeydir karşılaşamıyoruz. En çok onun beni görür görmez hemşehrim Kalecikli Mir’at’i Baba’nın Nutk-ı Şerifi’ni ezberden ve yüksek sesle okumasını özledim:

Âmennâ söyledik ikrâr eyledik
Erenler bezminde "lâ şek"cesine
Bâğ-ı ma'rifetde yetiştik bittik
Bûy aldık bir gülden çiçekcesine

Gel gönül ârif ol haddini bil sen
Semî'dir Basîr'dir etme şek gümân
"El hakku ezhârun mine'ş şems" iken
Sofu inâd eder eşşekcesine

Söylesem kelâmım gelmez takrîre
Nutk-i derûnumuz sığmaz tefsîre
Îmân ettik ikrâr verdik bir pîre
Er evlâdı eriz gerçekcesine

Mir'âtî sözlerin gizli muamma
"Ulu'l-ebsâr" olanlara hüveyda
Elsiziz belsiziz dilsiziz amma
Gezeriz âlemde erkekcesine

Eğer yakın bir zamanda karşılaşırsak, bu sefer ondan önce davranarak bu güzel kitaptan ötürü teşekkür bâbında ezberden Mir’ati Baba’nın şiirini okuyacağım!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet Doğan
14-11-20
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİR KİTAPLA KARŞILAŞMAK
Online Kişi: 25
Bu Gün: 129 || Bu Ay: 4.238 || Toplam Ziyaretçi: 1.649.142 || Toplam Tıklanma: 42.345.914