
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 657 |
Bir önceki yazmzda tarikata girmek ya da bir eyhe balanmak vacip midir sorusunun cevabn vermi saylrz. Farz olan Resulüllah’a ittibadr. Ancak eriata zahir ölçüleriyle bal bir tarikatta olmann artlar olabilir. nsann ihtiyaçlar arasnda aidiyet/intima ihtiyac da vardr. Ancak bu noktada ilk sufilerin yapt gibi önce Kitap-Sünnet yani eriat ilmi almak, böylece muhtemel hatalar görebilme kabiliyetini kazanmak gerekir. Gerçek müritler de bunu tevik ederler. Onlar sanld gibi hata etmeyen varlklar deildirler. Muhammedü’l-emîn buyurur ki, ‘hepiniz hata eden insanlarsnz, ama hata edenlerin iyisi hatasndan dönenlerdir’.
unu diyebiliriz; ilmi, ameli ve istikameti tam bir eyhin, böyle olan herkes gibi hata etme ihtimali, böyle olmayanlara göre daha azdr. Ama hiçbir zaman hata dairesinden çkamaz, masum ve masûn olmaz. Bu düünce bize ia’dan geçmitir.
Allah (cc) müminlerin Resulüllah’a itaatlerinden söz ederken ‘onlar marufta sana isyan etmezler’ (Mümtahine, 12) buyurur. Maruf doru olduu bilinen eydir. Resulüllah masum ve masûn olduu için zaten marufun dna çkmaz ama Allah’n onun için bile bu kayd koymu olmas, masum olmayanlarda bu kaydn mutlaka aranmas gerektiini anlatr. Peki bunun bilinmesi nasl mümkün olacaktr? Elbette herkesin yeterli ilme, yani en azndan ilmihaline sahip olmasyla mümkün olacaktr. Onun için ‘cahilin sofusu eytann maskarasdr’ demiler. lmihal, halin ilmi demektir. Yani herkesin hangi halde bulunuyorsa, hangi ii yapyorsa onunla ilgili hükümleri bilmesidir. Tpk Hz. Ömer’in ‘ticaretin fkhn bilmeyen bizim pazarmzda alveri yapmasn’ dedii gibi.
Oysa batni tarikatlarda öyle bir edebiyat gelitirilmitir: eyhin yannda kalbine sahip olacaksn, onun söylediklerinin hata olabileceine ihtimal vermeyeceksin, gassalin önündeki meyyit gibi olacaksn, o senin kalbini dahi bilir, yoksa feyz-yab olamazsn vb. Gerçekten böyle midir? Böyle olduunun eri, akli ya da tecrübi delili var mdr? Biliyorum burada yine hikayelere sarlanlar çkacaktr. Sahabe efendilerimiz Resulüllah’a (sa) böyle mi davrandlar? Resulüllah’ aan bir eyh, sahabeyi aan bir mürit olabilir mi? O ‘ben size Allah’tan bir ey getiriyorsam onu aln, ama bunun dnda bir ey söylüyorsam, siz dünya ilerinizi iyi bilirsiniz’ buyurmad m? Artk Allah’tan vahiy alan birisi kalmadna göre biz her söyleneni, kimden olursa olsun, ‘maruf’ ölçüsüne vurmak zorundayz. Kalbi bilme olayn daha önce birkaç yazyla anlattm. Okunmasnda fayda vardr.
Mümin kalbine sadece eyhinin yannda deil her zaman sahip olacak, suizan etmeyecek. Ama mesele Allah’n dinini doru yaama meselesi olunca Allah’n u sözüne de kulak verecek: ‘Yaayan da bir delille yaasn ölen de bir delille ölsün’ (Enfal 42). Onun için daha önce demitik ki, bir tarikatn istikamet üzere olduunun belirtilerinden birisi orada alimlerin bulunmasdr. Bununla irtibatl olarak bir dieri de istiareye önem verilmesidir. Resulüllah Allah’tan vahiy almakta olduu halde umumu ilgilendiren konularda ashabyla istiare etti ve kendi tercihi olmad bir durumda bile istiareden çkan sonuca uydu. Mürit, Resulüllah’a en çok ittiba edendir. Oysa biz ona fikrimizi ya da tereddüdümüzü söylemenin su-i edep olduu basksyla yetiiyoruz. Allah (cc) insanlarn her birini müstakil bir muhatap olarak yaratt ve her birine dierlerinden bamsz olarak hitap ettii halde batni tarikatlarda ie, kiiliin/bireyliin öldürülmesiyle balanyor. Bu açdan ‘fena-fi’-eyh’ ifadesinin, sen yoksun o vardr, ya da sen ancak onunla varsn demekten baka bir izah olabilir mi? Allah’n ‘mükerrem’ olarak yaratt bir kulu için böyle bir kanaat meru mudur? Yeter ki, insan haddini bilmeyi de örenmi olsun. Bu da bir ilmihaldir.
stiare için ehlinin yani bilenlerin bulunmas gerekir ve istiaresizlik ite o sözünü ettiimiz edebiyat dourur; eyh her eyi bilir, onun kimseye sormasna gerek yoktur, onun her yaptnda bir hikmet vardr. arap içerken bile görsen kalbini bozmayacaksn gibi garabetlerin yüz katn her gün duyuyoruz. yileri töhmet altnda brakmamak için bunlar zikretmiyorum. Ama iyiler de bu iin kontrol mekanizmasn bizzat kendileri oluturmaldrlar. Aksi takdirde çounlua dahil edilme riskini de göze almaldrlar. Kötülükler belli bir dozun üzerine çknca Allah bile artk cezalandrmada iyileri kötülerden ayrmyor, fitne geldi mi hepsine birden geliyor (bkz. Enfal 25).
Yazar: Faruk Beþer |
13-12-20 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||