HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 744
Yazar: Ali Aydın
ORHAN PAMUK, NURETTİN TOPÇU VE EĞİTİMİN ASIL PROBLEMİ

ORHAN PAMUK, NURETTİN TOPÇU VE EĞİTİMİN ASIL PROBLEMİOrhan Pamuk, Nurettin Topçu ve baÅŸka mesele

Ortaokul ve liseyi Türkiye’nin önde gelen eÄŸitim kurumlarından Robert Kolej’de okuyan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un "Bir ezberdir gidiyor. Altı yıl lisede edebiyat okudum. Diyelim dünya çapında bir yazarıyım Türkiye’nin. Okulda öÄŸrendiklerim neye yaradı? Sıfır, sıfır..." dediÄŸi video kaydı, edebiyat eÄŸitiminin yeterliliÄŸiyle ilgili tartışmaları alevlendirdi. Yazar Orhan Pamuk’un “Lise edebiyat derslerinin yazarlığıma katkısı sıfır” sözleri üzerine baÅŸka yazarlara da mikrofon uzatıldı. Tartışmaya Selim İleri, Ahmet Ümit, DoÄŸan Hızlan, Canan Tan, İnci Aral, Buket Uzuner gibi yazarlar dâhil oldu.

Tartışmaya dâhil olan yazarlar Pamuk’un sözleri üzerine kendi okul yıllarındaki edebiyat dersleri ve edebiyat öÄŸretmenleri ile ilgili yorumlarda bulunmuÅŸlar. Ancak burada bence önemli olan husus ÅŸu: Bu sözler Orhan Pamuk’un ÅŸahsi tecrübesini mi yansıtıyor, yoksa eÄŸitim sistemi üzerine bir tartışma yapmamız için bir davet mi içeriyor?

EÄŸer Pamuk’un sözlerini salt ÅŸahsi tecrübenin aktarımı olarak görürsek yanılırız. Pamuk’un sözlerini, “A sizin dersler öyle miydi? Bak bizde nasıldı, dur anlatayım.”, türünden hatıra paylaşımı fırsatı olarak da görürsek yanılırız. Bu sözler Pamuk’un ÅŸahsi tecrübesi olarak kendisinin dışındakiler için çok fazla kıymet atfetmeyebilir. Ne var ki Orhan Pamuk burada; kitlesel, zorunlu, tek tip eÄŸitim-öÄŸretim düzeneÄŸimizin temel bir yanına temas ediyor. Bence sözlerini anlamlı kılan da tastamam budur.

1957’de verdiÄŸi bir konferansta merhum Nurettin Topçu ÅŸöyle diyordu: “On beÅŸ sene mekteplerde okuduktan sonra, kendiliÄŸinden bir hayat deÄŸeri ortaya koyamayan, bir ekonomik davanın veya bir tarihi ÅŸahsın tenkidini yapmaktan korkan, ÅŸahsi bir sanat ve din anlayışına sahip olmayan kafasının iÅŸleyiÅŸi bakımından “mektebe girdiÄŸi gibi çıkan” gençleri hayat sahasında bulduk.”, demiÅŸti. Aynı konuÅŸmayı Topçu; “Mektebe ilim ve fikir dışı çalışmalar dolduruyoruz. Ders kâbus haline gelmiÅŸtir; neÅŸve ile doldurucu bir ziyafet ve ÅŸenlik deÄŸil; diploma arzusu ve istikbal endiÅŸesiyle çekilmesi mukadder bir dert, taşınacak bir yük, dolacak bir çile…” sözleriyle sürdürüyordu.

Hem öÄŸrencinin hem öÄŸretmenin zorunlu eÄŸitim sürecinin okul isimli istasyonunda aynı anda kıstırılmışlıklarından çıkan dersin bir ÅŸey vermekten uzak oluÅŸu Topçu’nun çarpıcı ifadelerin de böyle resmedilir. Dolayısıyla Orhan Pamuk’un sözlerini doÄŸru bir biçimde yorumlayabilmemiz evvela doÄŸru bir biçimde anlamayı gerektirir. Orhan Pamuk Robert Kolej mezunu. Robert Kolej Türkiye’nin en iyileri arasında sayılan bir eÄŸitim kurumu. Mesele kurumun ne kadar iyi olması ile ilgili deÄŸil. Mesele salt öÄŸretmen ile ilgili de deÄŸil. Evet bir taraftan tüm bunları da içeriyor; ne var ki mesele tüm bir kitlesel, zorunlu eÄŸitim pratiÄŸinin temel niteliÄŸi ile ilgili.

Özetle mesele; baÅŸka yerde!

Nurettin Topçu ile Orhan Pamuk’un sözleri arasında ne fark var?

Görmek isterseniz hiçbir fark yok!

İşte tam burası; Türkiye’nin eÄŸitim meselesinin can damarıdır.

Görmek isterseniz, dedim. Bizim aktüel sancılarımızdan birisi iÅŸte budur. Bizim kimsenin görmediÄŸini görmek istemek gibi bir derdimiz yok. Herkesin her gün önünden geçtiÄŸi bir ÅŸeye alıcı gözle bir daha dönüp bakmasını talep ediyoruz sadece.

Herkese ve her ÅŸeye cömertçe sunulan bakış; sıra eÄŸitim meselemize gelince özenle esirgeniyor.

EÄŸitimcilerin çoÄŸu Marx’ın iÅŸçinin emeÄŸine yabancılaÅŸması türünden bir sendromun içinde. Nurettin Topçu 60 sene önce öÄŸretmenin mektep kırtasiyeciliÄŸi ile nasıl büro müstahdemi haline getirildiÄŸini de anlatmıştı. Büro müstahdemine indirgeyen bir iliÅŸki biçimini reddedemeyen bir öÄŸretmen, derslerine zamanında girip çıkmayı yılın öÄŸretmeni olmakla karıştıracaktır. Amirlerinin gözde memurudur; ne var ki eÄŸitim için büyük bir zayiat olacaktır.

Kültür-sanat ile meÅŸgul olan zevat içinde, belki böyle bir duyarlılık vardır diye çok ümit etmiÅŸtim. Bilhassa kitle iletiÅŸim araçları ile müthiÅŸ bir medya imkânı doÄŸmuÅŸtu. Dünün çeperde duran idealist gençleri bugünün ekran yüzleri haline gelmiÅŸlerdi. İçlerinde kafası çalışan, aÄŸzı laf yapan, eli kalem tutanlar vardı. Güzel ÅŸeyler de yazıyorlardı, zaman zaman bam teline de dokunuyorlardı. Dergi çıkartıyorlar, TV’de boy gösteriyorlardı. Belli ki finans desteÄŸi de esirgenmiyordu onlardan.

Onlar da iki anekdot anlatıp meddahlıkta karar kıldılar. Belediyelerin Kültür A.Åž’lerinin vazgeçilmezleri oldular. Ha! Kitlenin keyfi yerinde, yine maÅŸallah!

Akademide çalışkan 1-2 ismi tenzih edersek orada da manzara nahoÅŸ.

Orhan Pamuk’tan, Nurettin Topçu’dan nerelere geldik.

Devam edelim buradan…

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Aydın
24-12-20
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ORHAN PAMUK, NURETTİN TOPÇU VE EĞİTİMİN ASIL PROBLEMİ
Online KiÅŸi: 29
Bu Gün: 64 || Bu Ay: 6.869 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.479 || Toplam Tıklanma: 58.644.281