AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / AKTÜALİTE
Okunma Sayısı: 111
Yazar: Selçuk Türkyılmaz
BOĞAZİÇİ OLAYLARINDA KİM NEREDE DURUYOR?

BOĞAZİÇİ OLAYLARINDA KİM NEREDE DURUYOR?28 Şubat Süreci’nin en önemli sonuçlarından biri yol açtığı zihnî tahribattır. 90’ların karanlık dünyasında liberal düşüncenin zaferi ilan edildiğinde ortaya çıkacak sonuçları tahmin etmek çok kolay değildi. Küreselleşme kavramı o zamanlarda da gündemi işgal ediyordu fakat kozmopolit ilişkilerin etnik ve dinî kimlikler üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip olacağı görülemiyordu. Bu, elbette yadırganacak bir şey değildir. Fakat liberal düşüncenin temel kavramlarının ideolojik bir kabule dönüştüğü fark edildiğinde önemli sayıda insan geriye dönmek istemedi. Yirminci yüzyılın ortalarına doğru liberalizm belirli bir hukuk sistemini evrensel değer olarak benimseyerek elitler ve kitleler üzerinde etkili olabilecek bir sistem inşa etmişti. Bu sistem Türkiye’de de zihniyet dönüşümü açısından etkili oldu. Emperyalist Avrupa ve Amerika’da güçlenen sermayenin engel tanımayan yayılmacı siyaseti liberal kavramların çok daha hızlı yayılmasına yol açtı. Bunun sonucunda bağımlı yapılar içine dâhil olmayı başaranlar, kişisel avantajların ışığında cazip bir gelecek perspektifine sahip olabiliyorlardı. Artık dinî değerlerle liberal düşünceyi birbirine katmanın önünde bir engel kalmamıştı.

Bu yıllarda sivil toplum kuruluşları her yerdeydi. Bu kurumların etkisini sosyolojik dönüşümde sahip olduğu pay ile sınırlandırmamak gerekir, zihniyet dönüşümünde de güçlü bir etkiye sahiptiler. Örgütlü yapılarda yoğun bir etkileşim vardı ve kozmopolit ilişkilere müsait zeminler meydana getirilmişti. Örgütlü yapıların etnik ve dinî kimlikleri dönüştüren bir ağ işlevi gördüğünü tespit etmek gerekiyor. Görünmez bir akıl yönlendirici rol oynuyordu. Etnik ve dinî kimlikler üzerindeki dönüştürücü baskı tabanda ayrışma ve çatışmaları hızlandırdı. 2007’de gayr-i millî kozmopolit bağımlı yapıların özellikle sivil toplum kuruluşları üzerinden büyük bir üstünlüğe ulaştığı görülebiliyordu. Bu FETÖ’nün sivil toplum kuruluşları alanında üstünlüğü ele geçirdiği anlamına da geliyordu.

FETÖ’nün bu üstünlüğünün ilk sonuçları Gezi Parkı’nda ortaya çıktı. Olaylar, birbiri ile ilişkili olmayan kozmopolit ideolojik grupların alenî bir ortaklığına işaret etti. Etnik ve dinî kimliklerin önemli ölçüde aşındığı, liberal düşüncenin şekillendirdiği ilişkilerin seküler kesimleri de içerdiği anlaşılıyordu. Bu, yeni bir ittifaktı. Gezi Parkı olaylarında boy gösteren gruplar ve şahıslar iyi incelendiğinde muhafazakâr muhalefetin genel çerçevesi de belirginleşir. Erdoğan’ın geriye çekilmesini ve etkisizleşmesini istediler. ABD ve Avrupa, Erdoğan’ı devirmek için bütün gücünü sahaya yansıtıyordu. Bu, mücadelenin son aşaması olsaydı belki üzerinde uzun uzadıya durmaya gerek olmayabilirdi. Ne yazık ki bu, bir başlangıçtı. Artık, 15 Temmuz’a kadar geçen sürede AK Parti içinde Erdoğan’ı yalnız bırakan siyasî figürlerin sıradan ilişkilere sahip olmadığını rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Aynı figürlerin birçok defa olduğu gibi Boğaziçi Üniversitesi merkezli hadiselerde boy göstermesini de zihniyet dönüşümü bağlamında ele almak gerekir. Gezi Parkı’nda ortaya çıkan karmaşık yapı varlığını sürdürüyor. O zaman açıkça görülen ABD ve Avrupa desteği bugün için de geçerlidir. Bunu, elbette, Biden etkisi olarak düşünebiliriz.

FETÖ zaman içinde din, millet ve vatan ile bağlarını tamamen koparmıştı. Bu yapı kendi elemanlarını başka yapılara katarak davranış değişikliğini sağladı. Bu sebeple Türkiye’ye ve coğrafyaya karşı açılan savaşa çabuk uyum sağladılar. Coğrafyamızdan kopuş süreci yaşadılar ve hedeflerine ulaştılar. Örgütlü bir şekilde yurt dışına kaçtılar. Bahsettiğimiz değişim süreci orada da devam ediyor. Zihniyet değişimi ve fiilî durum tamamlandığı için din değiştirmekte dahi zorlanmayacaklar. Ne yazık ki coğrafyadan kopuş süreci hâlâ devam ediyor.

Muhafazakâr dindar yapıların tehdit altında olduğunu görmemiz gerekir. Zira AK Parti’den ayrılan ve Erdoğan düşmanlığı ile çok hızlı bir değişim geçiren siyasî figürler de bu yapılara hitap etmektedir. Bunun için en temel İslâmî kavramları liberal düşüncenin hizmetine sunmaktan imtina etmeyecekleri ileri sürdükleri fikirlerden anlaşılabilir. FETÖ üzerine yapılan çalışmalar geçmiş üzerindeki esrar perdesini yavaş yavaş kaldırıyor. Artık coğrafyadan kopuşun nasıl tezahür ettiğine dair birtakım verilere sahibiz. Bunlar aydınlatıcı verilerdir, günümüze tatbik etmenin bir sakıncası yok.

15 Temmuz’da başarılı olamayınca hep birlikte liberal kavramlara sarılmaları boşuna değil.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Selçuk Türkyılmaz
04-02-21
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BOĞAZİÇİ OLAYLARINDA KİM NEREDE DURUYOR?
Online Kişi: 17
Bu Gün: 113 || Bu Ay: 2.360 || Toplam Ziyaretçi: 1.737.185 || Toplam Tıklanma: 43.588.039