HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 15
Yazar: Hüseyin Öztürk
MİLLİ EĞİTİMDEKİ ARAZLAR YÜZ YILLIK

MİLLİ EĞİTİMDEKİ ARAZLAR YÜZ YILLIKMilli eğitimdeki arıza bugünün eseri değildir. Yüzyılı aşkın bir geçmişi vardır.

Müslüman halkımız nezdinde asla kabul görmeyen resmi ideolojinin, şiddetle uygulanmaya başlanmasıyla, milli eğitimde de arazlar meydana gelmiştir.

Müslüman bir ülke olmamız hasebiyle, Müslüman evlerde yetişen çocuklar, yüzyılı aşkındır okullara gidince, İslam’dan ve Müslümanlıktan soğutulmuşlardır.

Evde başka bir ders ve aile, okulda ise ev ve aile düzenine ters bir eğitim! Yüzyıldır da bugün de aile parçalanmalarının sebebi, milli eğitimdeki bu arazlar yüzündendir.

Ev ile okulu, okul ile evi, mektep ile dini-milli değerleri birbirinden ayırdığımız ve öğrencileri soğuttuğumuz için eğitimdeki arızalar tamir edilememektedir.

CHP zihniyetinin kendisi ve başını çektiği kesimler ile medyasına bakıldığında, direkt düşmanları Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir.

Urfa ve Kahramanmaraş’ta cinayet işlendi. Kimse çocukların nasıl bir ortamda ve nasıl bir ailede yetiştiğine bakmadı.

“Bu çocuklar nasıl bu hale geldi” diye sormadı ve direkt bakanlık suçlandı.

Yusuf Tekin, milli eğitim tarihinde tam da yerli ve milli bir bakandır. Bilgisiyle, görgüsüyle, ahlakıyla, adabıyla, hayâsıyla, bu ülkenin milli eğitiminin bakanıdır.

Sevilmemesi ve sürekli iftiraya uğraması da bu özelliklerindendir. Mesela Ramazan ayında yaptığı programları hatırlayın, kimler hop oturup kalkmıştı?

Rahmetli Erol Güngör eğitime dair şunları söyler:

“Hepimizin birinci derecede eğiticileri anne ve babalarımızdır. Öğretmen, hayatımızın ancak belli bir döneminde karşımıza çıkar.

Öğrendiklerimizin pek çoğunu, gayrı resmi yollardan, yani doğrudan doğruya öğretici gaye taşımayan kaynaklardan almışızdır”.

İşte bu kaynaklar, ailedeki dini eğitim ve çevresidir. Din ile mücadele aracı olarak kullanılan resmi ideoloji, bu kaynakları kurutmuş ve eğitimden öğretimden atmıştır.

Milli Eğitim Bakanı ve yardımcıları ise çocukları bu zavallılıktan kurtararak; ülkesine, milletine, bayrağına, dinine sahip çıkan birer fert olarak yetiştirmek istemektedir.

Ne yazık ki, öğretmen yetiştiren okullar da öğretmenleri, öğrencilerin karşısına resmi ideolojinin spikeri olarak çıkarmaktadır.

Resmi ideolojinin kuklası öğretmenler hariç, diğer öğretmenlerin öğretmen olma şahsiyetleri yerle bir edilmektedir. Ters bir şey söylememek için korkarak ders anlatmaktadırlar.

Çünkü öğretmenler, inandıkları değer yargılarını istedikleri gibi anlatamamakta, öğretememekte, bilgilendirememektedir.

Ezcümle:

Türkiye Müslüman bir ülkedir ve halkı da Müslümandır. Böyle bir ülkede elbette her dersin bir yerinde din vardır ve olacaktır.

Yerlilik ve millik adına her şeye düşman olan solun bin türlüsü ile bu türlülerin siyasi teşekkülü; “devlet, millet, bayrak ve din” kavramlarını, eğitim ve öğretimde tümden çıkarmak istemektedirler.

Her iki şehirdeki cinayetlerin sebeplerine bu zaviyeden bakmak ve meseleyi enine boyuna insanca incelemek varken; bakanı, il milli eğitim müdürünü ve okul yöneticilerini suçlamak ucuz kahramanlıktır. 

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Öztürk
21-04-26
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MİLLİ EĞİTİMDEKİ ARAZLAR YÜZ YILLIK
Online Kişi: 34
Bu Gün: 329 || Bu Ay: 20.824 || Toplam Ziyaretçi: 2.880.315 || Toplam Tıklanma: 58.219.646