
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 620 |
Erkan OÄŸur’un İbrahim Kalın üzerinden hepimize yaptığı terbiyesizliÄŸin suçlusu bulundu sonunda da çok rahatladık. Projede yer aldığı için “yanıldım” diyen, gördüÄŸü mahalle baskısı ile rezil bir geri vites yapan ve böylece insanların kutuplaÅŸmasını temin eden “devrimci” Erkan OÄŸur deÄŸilmiÅŸ gibi “bu kutuplaÅŸma ortamını bu siyasal iktidar saÄŸladı, Erkan OÄŸur’un hareketinin sorumlusu AK Parti’dir” cümlesine baÄŸladılar iÅŸi iyi mi?
Bu Kamalist solcumsuluk böyledir iÅŸte. Hem her ÅŸeyi gerine gerine yapar hem de üzerine ne kir bulaÅŸtırır ne pas deÄŸdirir. Mesela Türkiye’deki darbelerin suçlusu askerler deÄŸil, iÅŸlerini iyi yapmayan siyasi partilerdir ortalama bir Kamalist solcumsuya göre. BaÅŸörtüsü yasağının suçlusu başını açmayan kızlar, köy yakmaların suçlusu köyünden çıkmayan Kürtler… Uzar gider bu liste.
90 yıl boyunca memleketi tek kutuplu, tek bir “makbul vatandaÅŸ” tanımlı olarak ve elbette “siyaset dışı alanlardan” yöneten Kamalist solcumsuluk ÅŸu an bas bas “kutuplaÅŸtık da kutuplaÅŸtık” diye bağırıyorsa bunun tek bir nedeni vardır: Zayıflayan, daha doÄŸrusu hiç olmazsa zayıflama belirtileri gösteren vesayetini tehlikede görüyor. Hal böyle olunca da Erkan OÄŸur’un yaptığı terbiyesizliÄŸi bile AK Parti’ye ihale etmeye çabalıyorlar.
Bu, burada bir dursun.
“Kutuplaşıyoruz” numarasını yememek lazım gelir. “Mahalle baskısı” numarasını yememek lazım gelir. KutuplaÅŸtırma da, mahalle baskısı da Kamalistlerin bildiÄŸi, sürdüregeldiÄŸi ÅŸeylerdir, bizim deÄŸil.
Bakınız bir örnek. Burhan ÅžeÅŸen isimli zanaatkâr, Erkan OÄŸur’a nizamat verdiÄŸi yazısında İbrahim Kalın hakkında “aydın demeye dilim varmıyor ama hiç olmazsa kitapları falan var” demiÅŸ. Yahu nasıl diyeceksin bu adama “İbrahim Kalın bilgisinin zekâtının zekâtını sana verse ortalıkta Hegel gibi dolaşırsın, çalımına daÄŸlar yetmez” diye? Diyemezsin çünkü Kamalist solcumsuluÄŸun hikmeti kendinden menkul bir “üstünlük teorisi” vardır. Ve o teoriye göre Cemil Meriç’ten Süheyl Ünver’e, Nabi Avcı’dan İbrahim Kalın’a deÄŸin hiç kimse “aydın” deÄŸildir. Zira bu isimler, Kamalizm ile aralarına belirli bir mesafe koymuÅŸlardır. Üstelik bundan da daha beteri, Batı’yı kendilerinden bile iyi okumuÅŸlar; ancak zihinsel kölelik geliÅŸtirmek yerine “eleÅŸtirel bir serinkanlılık” ile yaklaÅŸmışlardır Batı’ya. Affedilir ÅŸeyler deÄŸildir bunlar. (İspat edemem ama yazının ÅŸu noktasında Burhan ÅžeÅŸen Google’dan Süheyl Ünver’i arıyordur. Nabi Avcı’nın kitapları olduÄŸunu falan öÄŸrenmiÅŸtir.)
Toplamda iki gram etmeyecek “ezbere daÄŸarcıkları” ile bize nizam vermeye çalışan adamlar ve onların bize her an ayar vermeye kendilerini memur saymaları kutuplaÅŸtırıcı tavır deÄŸil de Türkiye’de hiç kimsenin yaÅŸam tarzına karışmayan, hatta bazı seçmenleri tarafından bunun yüzünden eleÅŸtiri alan AK Parti iktidarı kutuplaÅŸtırıcı öyle mi? Ört ki ölek.
Bakınız size baÅŸka bir örnek. Genel Yayın Yönetmeni olduÄŸum Cins Dergisi, ÅŸubat sayısında “Yüzyılı Anlamak İçin Yüz Åžiir” dosyasıyla selamladı okurlarını. Burada, ben, Furkan Çalışkan, Yusuf Genç ve Rıdvan Tulum, Türkiye’nin son yüzyılına damga vuran 100 ÅŸiir seçtik. Ziya PaÅŸa’dan Didem Madak’a kadar uzanan bir liste. Bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki listeyi hazırlarken hiçbir ÅŸairi ve/veya ÅŸiiri ideolojik nedenlerle bu listeye koymamazlık etmedik. Ahmet Telli’den Özkan Mert’e, Can Yücel’den Ataol BehramoÄŸlu’na, Ziya Gökalp’ten Süleyman ÇobanoÄŸlu’na, Necip Fazıl’dan Hüseyin Atlansoy’a “ideoloji bağımsız” bir liste yaptık. Niçin böyle yaptık peki? Çünkü ÅŸiir, doÄŸal olarak “dar ideolojik kalıplara sığacak” bir ÅŸey deÄŸildir.
Bizden bir ay sonra Notos Dergisi, bu kez “Yüzyılın 100 Åžairi” isimli bir dosya ile yayımlandı. Pek çok isimden oluÅŸan bir jürinin seçtiÄŸi ve 55’i yabancı, 45’i Türk olan bu listede bilin bakalım kimler yok? Cahit ZarifoÄŸlu yok, Cahit Koytak yok, Hüseyin Atlansoy yok mesela. İsmet Özel, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç var. Hepsi bu kadar.
Fakat tabii kutuplaÅŸtırıcılık bize, kuÅŸatıcılık onlara... Germek bize, gevÅŸetmek onlara…
Bence yersek iyi dolma bu. Memleketi “tek kutuplu” olarak görmek isteyen çevrelerin “bizi kutuplaÅŸtırıyorlar” propagandasını yani.
Altın Portakal’da Semih KaplanoÄŸlu’nun elini sıkmayan Meltem Cumbul’un, DiriliÅŸ dizisinin oyuncuları ödül alırken mikrofon kapatan Altın Kelebek’in, “Bu hanıma haddini bildirin” diyen Bülent Ecevit’in falan kutuplaÅŸtırmayan, uzlaÅŸtırıcı diline öyle çok ihtiyacımız var ki…
SON NOT: Notos’u bir seviye, o listeyi de “bir ÅŸey” sandığım zannedilmesin sakın. “Niye yoklar?” demiyorum, demem. Sakın ola bir “ÅŸaÅŸkınlar topluluÄŸu” olarak gördüÄŸüm bu topluluktan bir onaylanma ihtiyacı beklediÄŸimiz falan gelmesin akla. Onlar kim ki ZarifoÄŸlu’nun, Atlansoy’un tek bir dizesine onay verebilsinler?
Yazar: İsmail Kılıçarslan |
21-04-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||