İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 78
Yazar: Ömer Lekesiz
ÂKİF'İ SİSTEMLE BARIŞTIRMAYA HAKKIMIZ VAR MI?

ÂKİF'İ SİSTEMLE BARIŞTIRMAYA HAKKIMIZ VAR MI?Mehmed Âkif yılı ama neden

UNESCO’da, iki yılda bir üye devletlerin katılımlarıyla yapılan Genel Konferans kararlarıyla, evrensel öneme sahip şahsiyet veya tarihî olaylara ilişkin anma ve kutlama yıl dönümleri programının belirlendiğini, geçmişte Türkiye’den de birçok değerli zatın ölüm ya da doğum yıl dönümlerinin zikredilen kapsamda kutlandığını biliyoruz.

Bunun son örneği ise, daha önceden UNESCO tarafından alınan, Yunus Emre’nin vefatının 700. yılının anılması ve kutlanılması kararının, 30 Ocak 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle, 2021 Yılı Yunus Emre ve Türkçe Yılı olarak yürürlüğe koyulmuş olmasıdır.

Hal böyleyken, “Özgürlük, bağımsızlık ve Milli Mücadele’nin en önemli belgelerinden biri olan İstiklal Marşı’nın Milli Marş olarak kabul edilişinin 100. yıl dönümü olması münasebetiyle, 4/5/2007 tarihli ve 5649 sayılı Kanuna 24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Kanunla eklenen geçici 1’inci madde uyarınca, 2021 yılı İstiklal Marşı Yılı olarak kabul edilmesine” istinaden, yine Devlet Başkanımızın, geçtiğimiz Mart ayındaki bir genelgesiyle aynı yılda ikinci bir anma ve kutlama daha gerçekleşti: 2021 Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı.

Bu anma ve kutlama yılının UNESCO ile bir ilgisi yoktur ve zaten evvel emirde milli bir konu olduğu için ilgisi olması da gerekmez. Onun tahakkukunda Türkiye Yazarlar Birliği’nin ve hassaten Birlik adına D. Mehmet Doğan’ın gösterdiği yoğun gayret ise herkesin malumudur.

Bundan sonrası artık, Devlet Başkanımız Erdoğan’ın, ilgili genelgesinde yer alan “2021 Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı kutlamaları kapsamında yıl boyunca düzenlenecek etkinliklerin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulacak her türlü destek, yardım ve kolaylığın tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca geciktirilmeksizin öncelikli olarak yerine getirilmesi hususunda gereğini rica ederim.” ifadelerine uygun bir hal ve hareketin gerçekleştirilmesine kalmıştır ve aynı zamanda İstiklal Marşı şairi olan, her şiiriyle milli şairimiz Akif de en güzel şekliyle anılmayı hak etmektedir.

Akif’in Anadolu hareketi için daha İstanbul’dayken kürsü kürsü dolaşarak halkı düşmanlarla mücadeleye hazırladığı, bu gayretini Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ertesi günü Ali Şükrü ile birlikte Ankara’ya vasıl olup, Hacı Bayram camiinden başlayarak Anadolu’ya yaydığı bilinen bir durumdur. Akif Anadolu’nun düşmanlardan kurtarılması yolundaki gayretini, Burdur milletvekili iken de, Anadolu’yu gezerek, İstiklal Marşı’nı yazarak ve Sebilürreşad’ı çıkartarak sürdürmüştür.

8 Şubat 1921 tarihinde Meclis’teki gizli celsede verdiği bir teklif nedeniyle Mustafa Kemal’le karşı karşıya gelen ve mevcut yönetimle ilgili ilk kırılmayı yaşayan Akif, ilerleyen günlerde artarak çoğalan bir baskıya maruz kalacak; yol ve dava arkadaşı Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in iple boğulduğunun anlaşıldığı tarihten itibaren de Meclis’teki arkadaşlarıyla birlikte yönetimin hedefi haline gelecek; TBMM’nin ikinci dönemi için yapılan seçimlerde ise yine arkadaşlarıyla birlikte Mustafa Kemal tarafından tasfiye edilecektir.

Ezanın Türkçe olarak okutulmasına kadar gelip dayanan, bir dizi olumsuz uygulamadan sonra, gönüllü sürgünlüğe çıkan Akif’in, yeni sisteme karşı derinleşen kırgınlığı vefatına kadar sürecektir.

Özetin de özeti olan bu hususlardan bakıldığında, 2021 yılının Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı olarak seçilmesi, şairin mezkur kırgınlığının sistem tarafından telafisine ve onunla zıtlığının yerini bir tür barışmaya bırakmasına vesile olması bakımından önemlidir.

Sistem ve barışma kelimeleri birer nispetten ibaret olduklarına göre, aslında fiili olarak barışan kimse de yoktur; bu barıştırmayı bizler yapıyoruz. Ki, bu sayede yazılacak yeni kitaplarla, sergilerle, gösterilerle... Akif’in değeri herkesçe çok daha iyi bilinsin.

Ancak, burada birilerinin aklına şu sorunun gelmesi de mümkündür:

Akif’i, inanç olarak onaylamadığı, zihniyet olarak tasvip etmediği, anlayış olarak benimsemediği bir sistemle barıştırmaya teşebbüs etmek, ona karşı yapılmış büyük bir haksızlık olmaz mı?

Bu soru şu nedenle göz ardı edilemez: Akif’in daha başlangıcında yapılandırılırken karşı çıktığı, uygulamalarına tahammül edemediği için kendini sürgüne vurduğu sistemin, temel esaslarında bir değişme olmadığına göre, şairin onunla barıştırılması, ancak kendisinin muhafazakarlaştırılmasına, daha genel bir söyleyişle sağcılaştırılmasına hizmet etmekten başka bir sonuç doğurmayabilir.

Akif’i sevelim, her vesileyle sevilmesini sağlayalım, ama bu soruyu da yabana atmayalım.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
07-05-21
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÂKİF'İ SİSTEMLE BARIŞTIRMAYA HAKKIMIZ VAR MI?
Online Kişi: 25
Bu Gün: 122 || Bu Ay: 4.946 || Toplam Ziyaretçi: 1.765.745 || Toplam Tıklanma: 44.304.342