
| Kategori : / DİL KALESİ | Okunma Sayısı: 656 |
İngilizce meselesi
Sömürgeciler, Afrika’yı iÅŸgal etmeye baÅŸladığı yıllarda, o ülkenin dilini önce görmezden geldiler, ardından kendi dillerini zorunlu kıldılar. Öyle zamanlar oldu ki, kendi dilini konuÅŸan çocuklara, okulda cezalar bile verildi. Anadilini kullananlar, kullanmayan “ajan” arkadaÅŸları tarafından sömürge okul yöneticilerine ihbar edildiler. Anadilini okulda oyun oynarken konuÅŸan öÄŸrencinin üstüne “ben eÅŸeÄŸim” gibi yazılar asarak, öylece gezdirerek, yaptırım uyguladılar.
1960 yıllarda, sömürgeciler ülkelerine gittiklerinde dillerini ve kültürlerini Afrika’da bıraktılar. Bugün 54 Afrika ülkesinin her biri, sömürgeci 9 ülkenin dillerinden biriyle resmi iÅŸlerini yapıyor, okullarında o ülkenin dilini kullanıyor. Mesela Mozambik’in resmi dili Portekizce, Çad, Kamerun, Madagaskar’ın dâhil olduÄŸu 22 Afrika ülkesinin resmi dili Fransızca. Hemen her ülkede İngilizce yaygın kullanılan dillerden biri.
Birde ne sömürgeci geçmiÅŸi olan ne de emperyalizm gölgesinde yaÅŸayan ama BatılılaÅŸmak isteyen bizim gibi ülkelerde yaygınlaÅŸan İngilizce var. Türkiye’de 1980’e kadar eÄŸitimde yaygın dilin Fransızca olduÄŸunu da hatırlamakta fayda var. Çünkü o yıllarda yüzümüz Amerika’dan çok, batı Avrupa’ya dönüktü.
Ülkemizde okulların öÄŸretim dili Türkçe ama İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerimiz baÅŸta olmak üzere illerdeki özel okulların azımsanmayacak kısmı İngilizce, Almanca veya Fransızca eÄŸitim vermektedir. Bu okullar zaten bunu saklamıyor, internet sitelerinde “bir kısım dersler Fransızca verilmektedir yahut fen grubu dersler İngilizce verilmektedir” diyerek belirtiyorlar.
BoÄŸaziçi, Galatasaray, ODTÜ gibi devlet üniversitelerinin öÄŸretim dili zaten Türkçe deÄŸil. Vakıf üniversitelerin epey kısmı da öÄŸretimlerini Türkçe yapmıyorlar.
Ülkemizde ilkokul ikinci sınıftan üniversite birinci sınıfa kadar yabancı dil dersi zorunludur. Türkiye’de yüksek lisans için İngilizce artı deÄŸer taşıyor, Doktora yapmak için ise zorunlu bir dil. Aynı ÅŸekilde ülkemizde doçent ve profesör olmak için İngilizce ÅŸart olduÄŸu gibi akademik yükselmeler için İngilizcenin hâkim olduÄŸu dergilerde yayın da ÅŸart. Yine Ülkemizde düzenlenen bilimsel kongrelerin hemen hepsinin kongre dili mutlaka İngilizce. Hülasa bizim eÄŸitimimiz Afrika’nın yüzyıl önceki haline benzemeye baÅŸladı. (İngilizce dışında Almanca, Fransızca, Rusça gibi diller de yabancı dil olarak öÄŸretilmekte ya da bu dillerde öÄŸretim yapılmakta ama bunların İngilizceye göre çok az olduÄŸu malumdur).
Bizim eÄŸitim sistemimizde ve eÄŸitimcilerimizde uzun süreden beri dil öÄŸretiminde yaygın bir yanlış inanış var: Dil öÄŸretiminin erken yaÅŸlarda baÅŸlaması gerektiÄŸi. Bunun doÄŸrusu ÅŸöyle: Dil öÄŸretimine erken yaÅŸlarda baÅŸlanırsa öÄŸrenmede hem hız artmakta hem de kolaylık olmaktadır. Bu doÄŸru olmakla birlikte, dil öÄŸretiminin erken yaÅŸlarda verilmesi gerektiÄŸi anlamına gelmez.
Kaldı ki son zamanlarda yapılan araÅŸtırmalar yabancı dil öÄŸrenmeye daha ileri yaÅŸlarda baÅŸlayanların daha genç yaÅŸta baÅŸlayanlara kıyasla daha hızlı ve kolay öÄŸrendiÄŸini ortaya koymaktadır(https://www.bbc.com/future/article/20181024-the-best-age-to-learn-a-foreign-language).
Mevcut durumda İngilizce öÄŸretimi meselesi maalesef bir problem olarak görülmemektedir. Oysa bu ciddi bir sorundur. Bu konuda ülkemizdeki müzmin batıcıların eleÅŸtirilerinden korkmadan, aÅŸağılık kompleksine kapılmadan yapmamız gerekenleri yapmalıyız. Bunlar;
a) 12 yıllık zorunlu eÄŸitimde ve üniversitelerin bütün bölümlerinin birinci sınıflarında halen var olan yabancı dil ders zorunluluÄŸu tamamen kaldırılmalıdır.
b) İlkokul seviyesindeki yabancı dil zorunluluÄŸu kaldırılmalı, ortaokul ve lisede ise seçmeli ders olarak verilmelidir.
c) Üniversitelerin tüm bölümlerinin birinci sınıfında zorunlu olan yabancı dil dersi kaldırılmalı, sadece yabancı dilin gerekli olduÄŸu bölümlerde yabancı dil dersi zorunlu olmalıdır. Hemen akla üniversitedeki gençlerin alt yapısı olmadığından yabancı dil öÄŸreniminde baÅŸarılı olamayacakları gelebilir. Bu doÄŸru deÄŸildir, çünkü yabancı dil dâhil herhangi bir öÄŸrenmede yaÅŸ deÄŸil azim gereklidir.
d) EÄŸitim sisteminde yer alan özel okullar bu konuda ciddi bir denetime tabi tutulmalıdır.
e) EÄŸitimle ilgisi dolaylı da olsa her türlü ticari iÅŸletmelerin isimlerinin Türkçe olması için mevzuat iÅŸletilmelidir.
Son olarak; içinde bulunduÄŸumuz normal görünümlü anormal durum, 1980’den beri gelen kartopunun büyümüÅŸ halidir. İş iÅŸten geçmeden Türkçe’nin yok olmasının önüne geçilmelidir. Türkçe demek bağımsızlık demektir çünkü.
Yazar: İsmail Aydoğan |
06-09-21 |
||
| E mail: maarifinsesi.com | Tweet | ||