HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 337
Yazar: Refik TuzcuoÄŸlu
YENİ ÇAĞIN KOMPOZİT YAYI

YENİ ÇAÄžIN KOMPOZİT YAYITarih, sadece savaÅŸ meydanlarında kazanılan zaferlerin kronolojisi deÄŸildir. Tarih, aynı zamanda teknolojiye hükmedenlerin ve yeni stratejiler geliÅŸtirenlerin yazdığı bir destandır. Aziz milletin binlerce yıllık serüvenine baktığımızda, bu gerçeÄŸi kristal netliÄŸinde görürüz.

Türkistan bozkırlarında baÅŸlayan demir ustalığıyla savaÅŸ aletleri üretmek, sadece bir zanaat deÄŸil bir hayatta kalma stratejisiydi. Türkler, at üzerinde hareket halindeyken isabetli ok atabilmek için demirden yaptıkları “üzengiyi” icat ettiklerinde, dünya harp tarihini deÄŸiÅŸtirdiler. Ancak asıl devrim, “kompozit yaydı”. Batı’nın hantal yaylarıyla kıyaslanamayacak kadar uzun menzile ve vuruÅŸ gücüne sahip bu teknoloji, süratli ve dayanıklı atlarla birleÅŸince, durdurulamaz bir güce dönüÅŸtü. Onları ne Çin Seddi durdurabildi ne de Malazgirt Ovası'nda Roma’nın maÄŸrur orduları. Bu zaferler sadece bilek gücüyle deÄŸil, üstün savaÅŸ teknolojisi ve stratejik zekâyla kazanıldı.

Teknoloji Üreten Kazanır

Bu genetik kod ve kompozit yayların kullanımı, Osmanlı ile zirveye taşındı. Ancak bu yeterli deÄŸildi; çaÄŸ deÄŸiÅŸiyordu. AteÅŸli silahlarla tanışan ecdat, dönemin en ileri teknolojisine sahip toplarını dökerek İstanbul surlarını yerle yeksan etti. Fatih, İstanbul’un Fethi’yle adına "yeni çaÄŸ" dediÄŸimiz barut çağını baÅŸlattı. Tüm savaÅŸ stratejileri yeniden yazıldı. Orduda yeni sınıflar ihdas edildi. ÇaÄŸlara uzanan düne dair ne kadar tecrübe varsa yeniden yorumlandı. DoÄŸu’dan gelen ve eskide kalmış süvari taktiÄŸinde ısrar eden Akkoyunlu Uzun Hasan’ı Otlukbeli’de, Safevi Åžah İsmail tehdidini Çaldıran’da bertaraf eden güç, yine bu teknolojik üstünlüktü.

Denizlerde de durum farksızdı. Barbaros Hayrettin PaÅŸa’nın Preveze’de Haçlı donanmasını dize getirmesi; denizcilik dehası yanında, Andrea Doria’nın gemilerinden çok daha uzun menzilli ve etkili toplara sahip olmasındandı. Hayrettin PaÅŸa, elindeki teknolojik üstünlüÄŸü dâhiyane bir savaÅŸ stratejisiyle uyguladı.

Rehavetin Bedeli

Ancak zamanla "biz en iyisiyiz" rehaveti baÅŸ gösterdi. Bir devlet kendini kuran fikriyatı, ihlasını, gayretini ne kadar diri tutar ve yeni koÅŸullara kendini uyarlayabilirse, o kadar uzun dönem zirvede kalır. Osmanlı da bir zamanlar öncülük ettiÄŸi teknolojiyi, içine düÅŸtüÄŸü rehavet nedeniyle üretmek yerine satın almaya baÅŸladı. İşte o zaman gerileme baÅŸladı. İkinci Viyana KuÅŸatması’ndaki baÅŸarısızlığın üzerinden yıllar geçtikten sonra, Osmanlı ordusu Humbaracı Ahmet PaÅŸa eliyle Fransız tipi “Sürat Topçuları”nı kurmak zorunda kaldı. Yani harp sanatındaki öncülüÄŸümüz artık geride kalmıştı.

İnebahtı’da donanmamız yakıldığında, Haçlıların top teknolojisi ve top menzili daha geliÅŸmiÅŸ durumdaydı.

Tarih bize acı bir ders veriyor: “Savunma teknolojilerini geride bırakan, coÄŸrafyayı da bırakır.”

KIZILELMA: Yeni Çağın Kompozit Yayı

Bugün Türkiye, o rehavet uykusundan uyanmıştır. Batı’nın uyguladığı ambargolar, ABD’nin hava savunma sistemlerini vermemesi, F-35 projesinden çıkarılmamız ve CAATSA yaptırımları; bizi yeniden kendi göbeÄŸimizi kesmeye mecbur bıraktı. İyi ki de öyle oldu.

Bayraktar KIZILELMA’nın, bir insansız savaÅŸ uçağı olarak milli havadan havaya füzeyle hedefi vurup dünyada bir ilke imza atması, uyanışın en somut niÅŸanesidir. Bu baÅŸarı; bir metal yığınına can vermek deÄŸil, yıllardır üzerimize serpilmiÅŸ 'biz yapamayız' ölü toprağını da silkelemektir. Bugün KIZILELMA'yı uçuran irade, 'Devrim' arabalarının deposunu boÅŸ bırakıp yolda bırakan o eski vesayetçi zihniyeti ve yıllar boyunca milli harp sanayiine darbe vuranları da tarihe gömmüÅŸtür.

KIZILELMA, bugünün "kompozit yayı", Fatih’in “ÅŸâhî topu” gibidir. Kendi hava savunma sistemimiz SİPER, kendi savaÅŸ uçağımız KAAN ve İHA/SİHA’daki dünya liderliÄŸimiz, sadece birer mühendislik baÅŸarısı deÄŸil, bu coÄŸrafyada var olma senedimizdir.

Endülüs ve Türkistan Uyarısı

İçinde bulunduÄŸumuz coÄŸrafyada zayıf düÅŸen bir ülkenin ayakta kalma ÅŸansı yoktur. Müttefik dediklerimizin insafına güvenmek ise gafletin en büyüÄŸü olur.

EÄŸer biz bu teknolojileri geliÅŸtirmezsek, direnç gücümüzü kaybedersek, Ukrayna’yı nasıl pazarlık masasına yatırdılarsa, Türkiye’yi de öyle yatırmak isterler. "Nasıl olur?" demeyin. 800 sene semalarında ezan okunan Endülüs’ten geriye ibretlik birkaç saray kaldı. Binlerce yıllık Türk yurdu Türkistan coÄŸrafyasında bugün Rusça resmi dil olarak konuÅŸuluyor. Rusya’nın ilhak ettiÄŸi Orta Asya steplerinde menÅŸeleri ve dilleri unutturulan Türk boyları var. Bugün sadece belgesellere konu olan tarihi bir araÅŸtırma konusuna dönmüÅŸ durumdalar.

Memleket olarak uyanık ve güçlü olmak zorundayız. KIZILELMA’nın baÅŸarısı, bir füze testinden çok daha fazlasıdır. Endülüs olmamak, Türkistan gibi erimemek için verdiÄŸimiz beka mücadelesinin göklerdeki imzası olmuÅŸtur.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Refik TuzcuoÄŸlu
02-12-25
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YENİ ÇAĞIN KOMPOZİT YAYI
Online KiÅŸi: 59
Bu Gün: 1145 || Bu Ay: 30.102 || Toplam Ziyaretçi: 3.118.280 || Toplam Tıklanma: 59.390.737