HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 18
Yazar: Mustafa Armağan
Kemalizme dönen bir anti-Kemalist: Yalçın Küçük(1)

Kemalizme dönen bir anti-Kemalist: Yalçın Küçük(1)Bu Antakya’nın mayasında bir şeyler var zahir. Anavatandan 21 yıl ayrı kaldığından mıdır yoksa Osmanlı’daki etnik ve dini çeşitliliği bir şehir çapında misal-i musaggar (prototip) olarak temsil etmesinden midir bilinmez, aykırı adamlar çıkarmakta pek mahir.

Yasaklı 150’liklerden Sorbon doktoralı edebiyat öğretmeni Ali İlmi Fani ve yılmaz Nazım Hikmet müdafii sendikacı Kemal Sülker gibileri bir yana, önümüzde iki uçta iki çarpıcı kişilik duruyor: Cemil Meriç ve 6 Nisan günü vefat eden Yalçın Küçük.

 

Cemil Meriç aykırı bakışlarıyla nasıl Türk aydını içerisinde bir tür pirincin içindeki taş muamelesi görmüşse, Yalçın Küçük de solda, sosyalist çevrede aynı muameleye tabi tutulmuştu. Çünkü Türk solunun ve entelektüellerinin yaşadığı Kemalizasyon veya Kemalist dönüşüme direniyor ve itirazlarını sosyalist/Marksist temellerden kışkırtığı “tezler”le dillendiriyordu.

 

Bağımsız Hatay Devleti’nin kurulduğu yıl dünyaya gelen, Hatay’ın “ana vatan” Türkiye’ye iltihakı ve Türkiye tarafından ilhakında henüz bir yaşında bulunan Yalçın Küçük, yetişme yıllarında müthiş bir sosyal laboratuvar olan Antakya mozaiğinin kendi formasyonunu nasıl etkilediğini aşağıdaki sözlerle anlatmaktadır:

 

“Bugün de özlemini duyduğum benim çocukluğumdaki en sevdiğim arkadaşımın adı Züheyr’di, bir Arap çocuğu. Bir George, Aldo, Michael, tabii Güngör de var. Böyle bir toplumun çok karışık bir kentte büyüdüm ben. O bir avantaja dönüştü, dezavantaja da dönüşebilirdi. Bütün halkları seviyorum.” (1)

Ermenisi, Süryanisi, Nusayrisi, Çerkesi, Türkmeni, Arabı, Kürdü, Ortodoks Rumu, Alevisi, Sünnisi, Fellahı Hatay’ın etnik ve dini mozaiğini oluşturmaktadırlar o yıllarda. Bugün bile Hatay, Suriyeli göçmenlerin eklenmesine rağmen, bir “birlikte yaşama” örneğini sergilemektedir.

 

Yalçın Küçük’ün Cumhuriyetin tek tipleştirici eğitim ve hele egemen tarih anlatısına itirazları Cemil Meriç’inki kadar ağır olmuş, Osmanlı tarihi ama en çok da yakın tarih üzerindeki Kemalist tabulara cesaretle hücum etmiş, onları gücü yettiğince sarsmış, fakat bunu İslamcı dünya görüşündekiler gibi Hilafetin kaldırılması, hocaların idamı veya Arapça ezanın yasaklanması gibi münferit ve bazı kesimlere yönelik hadiselere tepki olarak değil, sosyalizm adlı ideolojileri bitirmeye yeminli “bilimsel” dünya görüşünün bir gölge dünya görüşü veya ideoloji olan Kemalizmi tekzibi veya bir hakiki temeli olmadığını, tutarsız ve bir epifenomen olduğunu ortaya koyma yolunda bir cerrah soğukkanlılığıyla müdahale kıvamında yapmıştır.

 

Yalçın Küçük’e göre bu “bilimsel” müdahaleye, zamanla bir yalanlar ormanı haline getirilen Kemalist tarihçiliğin de ihtiyacı vardı. Tarihçilik esasen gerçek babayı tespit ve onu çocuğa açıkça söyleme mesleği ise onu yapmaya soyunmakta ama en büyük kabahati, gerçeği dobra dobra söylemektedir.

 

Neredeyse Ak Parti iktidarının ortalarına (2010’lara) kadar bu anti-Kemalist söylemde direnen Yalçın Küçük son yıllarında Kemalizmi savunmanın bir görev olduğuna inanmaktaydı. Direnmiş ama sonunda o da arkadaşlarına uyum sağlayarak Ak Parti karşıtlığından Kemalizm gemisine nakletmişti.

Nitekim 2013 yılında Çün dergisinde Kemalizm ile gelgitlerini şöyle dile getirmişti:   

“AKP bizi tekrar Kemalist yaptı. Biz ne idik? Biz Sosyalisttik. Sosyalist, Kemalist değildir. Kemalist’le ortak yanları vardır ama aynı değildir. Biz Kemalizm’i aşmaya çalıştık sosyalist olarak.Ben o dönemde de çok şey yaptım.

Bizim öğretmen kökenli aktivist arkadaşlarımız vardı. Fakir Baykurt şunları çok söylerdi: ‘Kemalizm sosyalizmdir’. Biz bunlara itiraz ederdik, çok doğru şeyler değildi. Biz anti-Kemalist değildik ama çok ciddi olarak eleştirilerimiz vardı.

Yeteri kadar halkçı olamadığını bulurduk 1920’li, 30’lu yılların. Şimdi daha başka bir sentezdeyiz, daha iyi bir noktadayız.”

Kendisi “anti-Kemalist değildik” dese de aşağıda okuyacağınız beyanların bugün başka bir kesimden sadır olması durumunda “Cumhuriyet düşmanı” kategorisine sokulması an meselesidir.

 

Kemalizmi aşmak

Kemalizmi aşmaya çalışan ama yarım asır sonra ona teslim olan Yalçın Küçük’ün siyasi çizgisi kendisini ilgilendirir ama Kemalizmi aşmaya çalışırken getirdiği sert eleştirilerin aynısı Kadir Mısıroğlu’ndan gelse ortalığa ayağa kaldıracak olanlar, aşağıda okuyacağınız yenir yutulur cinsten olmayan eleştirileri sineye çekmiş veya görmezden gelmeyi yeğlemişlerdi.

Ne de olsa Türkiye’de söylenene değil, söyleyene bakılmaktadır.

Öte yandan, onlarca kitaba imza atmış olan Yalçın Küçük hemen her yazı ve kitabında Kemalizm, Mustafa Kemal ve resmî/egemen tarih anlayışına isyanını delilleriyle ortaya koymuş, yalanları çürütmüş ve daha önemlisi, resmî ideolojiye kafa tutmuştu.

Mesela 1998 yılında Hepileri dergisinde söyledikleri bu cinstendi:

“…Ülkemizde, şimdi sadece ve sadece, iki tarih vardır. Bunlardan birisi, “resmi” ve yazılan, zaman zaman adına, “kemalist” de denilen tarihtir ve bir de benim yazdığım tarih vardır.

Bunun ikisi dışında, Türkiye’de veya başka bir yerde, yazılmış tarih bulunmamaktadır, bu ikisi arasında bazı noktalarda tam bir zıtlık bulunuyor.”(2) 

 

Ben burada bütün yazı ve kitaplarına dağıtamayacağım dikkatinizi, sadece ilk baskısı Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, 1992 yılında yapılan Türkiye Üzerine Tezler’in 5. kitabında odaklanacak ve oradan geniş nakillerde bulunacağım.

Naklettiğim parçaları okuduktan sonra bu zehir zemberek iddiaların sahibinin gerçekten kendisinin dediği gibi dönüp “Kemalist” olup olamayacağına siz karar verin.

 

Türkiye’nin aydın trajedisidir burada okuyacaklarınız. Solun trajedisi evet ama sağda Müslüman kesim de benzer bir süreçten geçiyor. Kemalizmi aşmaya çalışıp sonunda şu veya bu sebeple yorgun düşüp ona teslim olma çaresizliğinde birleşir.

Gelinim sana söylüyorum, kızım sen anla diyelim ve sözü Yalçın Küçük’e bırakalım(3):

“Kemal Paşa Tarihi, tutarlılığını ölümle sağlayan bir yazımdır. (...) Kemal Paşa’nın Nutuk’u okumaya hazırlandığı sırada, Kemal Paşa Tarihi’ne itiraz edebilecek bütün canlıların cansızlaştırılmış olduğunu gösterebiliyorum.

Kemalizm neden böylesine abartılmıştır, bu soru beni çok düşündürüyor. (Çünkü-M.A.) Kemalistler, Kurtuluş Hareketi’ne daha sonra katılanlardan ortaya çıkıyor. Bunlar, kendilerini ve yaptıklarını abartmak durumundadır.” (s. 15)

 

“Bugün Türkiye’de Kemalist tarihi bakışı, doğru ve bilimsel sayan ve sadece bunun dilini bilenler ve yalnızca bu dili bildikleri, tekrarladıkları, giderek daha yüksek şiddette savundukları için karnını doyurabilen çok geniş bir “ulema” tabakası bulunuyor.

Bunların direnci, bunların bu Kemalist dili saklı tutmak için gösterdikleri inat, aynı zamanda, geçimlerini sağlama inadıdır. (...) Kemalist ideologların işsizliğe karşı dirençlerini anlıyorum.” (s. 16)

 

(1) Yalçın Küçük’e Armağan, Hazırlayan: İlker Maga, YGS Yayınları, İstanbul, 1999, s. 20.

(2) Yalçın Küçük, Türk-Helen telgraflar”, Hepileri, Sayı: 14, Haziran 1998, s. 14.

(3) Bütün alıntılar şu baskıdan yapılmıştır: Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler, cilt 5, Tekin Yayınevi, İstanbul, 1992. Alıntılar tırnak içinde verilmiş olup sonlarında parantez içinde verilen rakamlar alıntının bu kitaptaki sayfa numarasıdır. Kendi açıklamalarımı M.A. rumuzuyla belirtiyorum.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Armağan
12-04-26
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Kemalizme dönen bir anti-Kemalist: Yalçın Küçük(1)
Online Kişi: 31
Bu Gün: 477 || Bu Ay: 11.900 || Toplam Ziyaretçi: 2.867.129 || Toplam Tıklanma: 58.146.046