
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 3790 |
Canm çok skld zaman, bir iç muhasebe yaparm; "Nefsime mi, ruhuma m (kalbime mi?) ar geliyor?" diye. Bunu anlamann çeitli yollar var.
Mesela bir dostuma yaknma gücenmisem, öyle hayal ederim: Karma alsam, aykr davrann sertçe ve etraflca söylesem, rahatlar mym, böyle bir arzu var m içimde? Yok. Bunu yapmam, ayrca bir arlk getirir üstüme. Dargnlklar uzun sürmeyebilir, sürmemesi de gerekir, mâlumdur. Ama gücenme duygularna hükmedemezsiniz. Gücenme duygusu bir sevgi yaralanmas gibidir. Nefs ile ilgili deil bu.
Lisedeyken bir apandisit ameliyat olmutum. Biraz arca geçmiti, 10 günden fazla kalmtm hastanede... Yanmdaki yatakta yal sakall bir amca vard. Baz gençler onun yanna gelip onunla eleniyorlar, müstehcene yakn sözler söyletiyorlard ve ben bu duruma çok üzülüyordum. Dayanamadk bir uyarda bulunmak istedim: "Sakaln var, yan var, ben üzülüyorum bu duruma" dedim. Sen misin diyen! Belki bir saat barp çard bana. Sama döndüm, elimi bamn altna koydum ve sustum. Daha sonra bütün kou tebrik etti "sen ne sabrl bir gençmisin" diye. Sustum, çünkü kaabil-i hitap deildi. Onun konumalar belli, benim söylediim belli. Söze yer kalmam. Üstelik babam yanda ve zaten ameliyatlym, arlarm var. Sustum ve onun söylediklerini duymadm bile. Tedirgin dahi olmadm. O uyarmn duyarllk sebebi de sakall oluuydu, o haliyle elencelik olmas bana dokunmutu... Karmazdm yoksa. Bölüm bakan olan doçent tandmzd, "stersen onun istersen senin yerini deitirelim" dedi, kabul etmedim. Ruhumla kalbimle ilgili bir ey yoktu ki, nefsimi de düünecek halde deildim. Yok saydm onu. Ama o alaylk elence çirkinlikleri de bitti. Birkaç gün daha kalmam tavsiye ediliyordu, sorumluluk imzasn atp taburcu oldum... 1961'in Kasm'yd. nfazlar yaplm, içim yanarda gibi; zihnim ruhum dopdolu. Geceleri herkes uyuyor, ben Vatan Caddesi'ne doru bakyorum, sonra yatama gelip bir eyler yazyorum... Kendinde olmayan birini kafama takacak kadar aklsz mym? Ama ziyaretime biri gelmedi, "Acaba haberi mi olmad?" sorusunun çengeli kafama taklyd. Kabulünü mümkün görmediim bir isteini yerine getirememitim. Hani "gücenmene gücendim" denir ya. O duygu içimi yokluyordu. Ben ac çekerek bir doruyu uygulamak zorunda kalyorum, sen güceniyorsun. te o zaman ben de senin gücenmene gücenirim. Bunun nefsle yakndan uzaktan hiçbir ilgisi yok. Sonradan örendim ki, duymam, bilmiyormu. Bilseydi artlar ne olursa olsun gelirdi. Çok yl geçti aradan; inaallah ahirette yine görüürüz.
"Dikkat" ve "rikkat" kelimelerini birlikte çok kullanrm. Dostluk ve sevgi, dikkat ve rikkat ister. Rikkat benim lugatimde "derûnî dikkat" anlamna gelir. Bunsuz gerçek dostluk ve sevgi olmaz. O dostumun isteini "gücenme ve gücendirilme" korkusu sebebiyle anlamazlktan gelmitim. Yllar sonra anladm ki, anlamazlktan gelip gelmediimi tam çkaramam. Bu benim elde etmek istediim sonuçtu, demek ki baarl olmuum. Anladm, fakat anlamadmdan da anlamazlktan gelip gelmediimden de emin olmamasn istedim. Bir "acaba?" kalsn içinde; gün olur hayat o "acaba?"ya ruhî bir deerlendirme düürür. Amacm baz incelikleri biraz anlatabilmek. Müphemiyet burada caizdir ve duyarllk çizgilerinin belirtilmesi yeterlidir.
Güzel ahlâk, incelikler ahlâkdr, halden anlama ahlâkdr. "Dikkat ve rikkat" gösterme ahlâkdr. Ahlâkszlklardan uzak durma hali, güzel ahlâkn tanmna yetmez. "Güzel ahlâk"ta ayr bir boyut vardr. Ayr bir "ruhî ve aklî" boyut. ncelikler boyutu... unu da unutmayalm: Bir umullü kavramda, birçok kavramn rengi pay ilgi uzants, onay yetkisi vardr. Bir kitabn deerini anlamak için tamamn dikkatle okumak gerekir ama, deersizliini tehis için tek cümlesi yetebilir.
Ahlâk aynasna yansyan görüntü; mimarî eserler gibi manzara resimleri gibi, bir "kiilik yaps bütünü"nün görüntüsüdür. u farkla ki, güzellik derecesini alglayabilmek için biraz dikkatlice düünmek gerekir. Ama aslolan o aynada herkesin kendini görmesi ve bilmesidir.
Yazar: Ahmet Selim |
10-11-11 |
||
| E mail: zaman. com.tr | Tweet | ||