
| Kategori : İKTİBAS / ÇARPIK VAZİYETLER | Okunma Sayısı: 2599 |
"Çocuk" dediÄŸime bakmayın. Åžu anda hemen hepsi en az 50-55 yaşındalar. 60'a merdiven dayayanları da vardır.
12 Eylül'de hapse girip bir daha çıkamayanlardan söz ediyorum. Zulmün bile adaletsizce dağıtıldığı bu ülkede, aynı suçu iÅŸleyenlerden bir grup "ÅŸuncu"ysa, affa kadar uzanacak bir süreç, diÄŸer grup "buncu"ysa bas cezayı, sürünsün, hapislerde çürüsün!...
1980 öncesi, kardeÅŸin kardeÅŸe kırdırıldığı günlerde, darbe ortamının hazırlanması için, birilerinin kazanın altına odun attığı günlerde, 18-20 yaÅŸlarında pek çok genç birbirlerini öldürdü. Bunlardan bazıları, suçsuzlukları sonradan ortaya çıksa da "ibret olsun" diye "Bir oradan, bir buradan" mantığıyla idam edildi. Gidenler, bedel ödeyerek ve arkalarında acı bırakarak gittiler; kalanlar ise ölmekten de beter edildiler; ölümü ister hâle getirildiler.
Ne biçim yargı ve adalettir ki, Marksist suçlular, ne kadar adam öldürmüÅŸ olsalar da, "örgütlü suç" adı altında bir defa idama mahkûm edilirken, Ülkücüler, her olay için ayrı ayrı idam ile cezalandırıldılar. "Zulmün bile adaletsizce dağıtıldığı" derken, kastım budur.
¥
1980'lerden bugüne pek çok yasal düzenlemeler ve af kanunları çıktı. 1991 Åžartlı tahliyesinde, pek çok "kader mahkûmu" salıverilirken, Adalet Bakanı Mehmet MoÄŸultay'ın müracaatıyla, bir grup Ülkücü, hapishanelerde kalmaya devam etti. Zulümde adaletsiz olan zihniyet gene iÅŸ başındaydı ve tahliyelerde de adaletsizlik yapılmıştı.
1999'da çıkan "RahÅŸan Affı"nda önce 45 bin kiÅŸi hapishanelerden çıkarken "unutulmuÅŸ çocuklar" Yusufiye'lerde çile çekmeye devam ediyorlardı. Dikkat edin, tahliye edilen 45 bin kiÅŸinin içinde de yoklardı ve gönül verdikleri parti iktidar ortağıydı.
Bugün, 12 Eylül öncesini kana bulayan, asker, polis, devlet adamı öldüren THKO; DHKP-C, Dev-Genç, Dev-Yol, Dev-Sol mensuplarından bir kiÅŸi bile kalmadı hapiste. Ama eylemlerini "vatan için" yaptığını zanneden bir grup Ülkücü, "içerde unutuldular."
Suça bulaÅŸtırılmamış olsalardı ÅŸimdi torun sahibi olacak 5 genç, 30 yıldan fazla bir zamandan beri içerde. 100-150 kadarı da yurt dışında. Bugüne kadar herkes için tecelli eden "merhamet", bugüne kadar bir türlü tecelli etmedi ve o 5 kiÅŸi, dünyadan koptu.
Bu 5 kiÅŸinin elleri, bugüne kadar hiç cep telefonuna deÄŸmedi meselâ...
Bu 5 kiÅŸi, "bilgisayar"a "elektronik beyin" denilen çaÄŸda hapse girdi ve hiç biri ne internette sörf yaptı ve ne de mail adresleri facebook profilleri ve twitter hesapları var!
Bu 5 kiÅŸi içeri girdiÄŸinde, siyah-beyaz ve tek kanallı televizyon vardı.
Bu 5 kiÅŸi, ne otobanlardan geçtiler, ne duble yollardan ve ne de ikinci köprüden!...
Bu 5 kiÅŸi, hayatı 35 yıl geriden takip edecekler... 35 yıl içerde yatmaktan daha trajiktir bu.
Bu 5 kiÅŸi, dünyanın tamamen deÄŸiÅŸtiÄŸinden habersiz tıpkı Ashab-ı Kehf gibi unutuldular hapishanelerde...
İşte ÅŸimdi bu "unutulmuÅŸ çocuklar" özgürlüklerine kavuÅŸuyor.
3. Yargı Paketi'ne eklenen bir madde ile bu "unutulmuÅŸ çocuklar" da tahliye olacaklar
Konuyu güncelleÅŸtiren ve maddenin yasaya eklenmesini saÄŸlayan Manisa Milletvekili Dr. Selçuk ÖzdaÄŸ'ın da dediÄŸi gibi yapılan iÅŸ, "hukuk devletine yakışan" bir iÅŸtir.
İçlerinden bazılarıyla fikrî uyuÅŸmazlığım olabilir ve bunlar 5 kiÅŸi deÄŸil de 1 kiÅŸi bile olabilirdi. 1 kiÅŸinin unutulmuÅŸluÄŸu bile insanlık için büyük bir ayıptır. 3. Yargı Paketinin bu maddesi ile Türkiye bir yandan bu ayıptan kurtulurken, öbür taraftan "zulmü bile adaletsiz dağıtma anlayışı"ndan biraz daha uzaklaşılmıştır. Vesile olanları tebrik ediyorum.
Åžimdi sıra Salih MirzabeyoÄŸlu'nda. Kitaplarını hiç okumadığım ama sadece düÅŸüncesinden dolayı mahkûm edildiÄŸini bildiÄŸim, 28 Åžubat maÄŸduru MirzabeyoÄŸlu'nun tahliyesi ile özgürlüklerin önündeki bir perde daha kalkmış olacak.
Yazar: Namık Açıkgöz |
07-07-12 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||