HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 3436
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
Levlâke rivayeti ve Nur-u Muhammedî meselesi

Geçen hafta, “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” anlamındaki söz üzerinde dururken bu sözün “hadis” olarak sabit olmadığını, ancak anlamının doÄŸru olduÄŸunu söyleyen alimler bulunduÄŸunu belirtmiÅŸtim.

Ali el-Karî, el-Mevridu’r-Revî fi’l-Mevlidi’n-Nebevî isimli risalesinde  konuyla ilgili oldukça dikkat çekici ÅŸeyler söyler. Evvela “Adem su ile çamur arasındayken ben nebi idim” rivayetini zikredip, “Her ne kadar bazı Hadis hafızları, “Bu rivayeti bu lafızla bulamadık” demiÅŸse de, manası sahih tariklerle gelmiÅŸtir.” Bu çerçevede el-Karî, “Adem ruh ile ceset arasındayken ben nebi idim” hadisini ve bu anlamdaki birkaç rivayeti zikreder.

Tam bu aÅŸamada sorulması gereken kritik soru ÅŸudur: Hz. Adem (a.s)’ın yaratılış sürecinin henüz tamamlanmadığı bir aÅŸamada Efendimiz (s.a.v)’in “nebi/peygamber” oluÅŸu ne anlama gelmektedir?

Bu soruya “Efendimiz (s.a.v) Allah Teala’nın ilminde peygamber olduÄŸunu anlatmak istemiÅŸtir” ÅŸeklinde cevap vermek açıklayıcı deÄŸildir.  Zira Allah Teala’nın ilminde peygamber olmak bakımından Efendimiz (s.a.v)’le diÄŸer peygamberler arasında herhangi bir fark yoktur. O halde Efendimiz (s.a.v) bu ifadeyle daha farklı, daha “özel” bir ÅŸey anlatıyor olmalıdır.

Ali l-Karî bu soruya cevap teÅŸkil edebilecek izahı İmam es-Sübkî’den ÅŸöyle nakleder: “Ruhlar bedenlerden önce yaratılmıştır. Efendimiz (s.a.v), “Ben nebi idim” sözüyle, ruh-i ÅŸerifine veya hakikatlerinden bir hakikate iÅŸaret etmektedir ki, onları Allah’tan ve lütfuyla muttali kıldığı kimse(ler)den baÅŸkası bilmez. Sonra Allah Teala, o hakikatten dilediÄŸi ÅŸeyi dilediÄŸi vakitte (dildiÄŸine) verir. İşte Efendimiz (s.a.v)’in hakikati, Allah Teala’nın Hz. Adem (a.s)’ın hilkati sürecinde ona verdiÄŸi nübüvvet vasfı olabilir ki, o hakikati, O’nun nübüvvetine hazır bir ÅŸekilde yaratmış ve ona o vakit nübüvvet vasfı vermiÅŸtir. O bu suretle nebi olmuÅŸ ve melekler ve baÅŸka varlıklar O’nun ind-i ilahîde ne yüce bir mevkie sahip olduÄŸunu bilsin diye adı ArÅŸ’a yazılmıştır. Binaenaleyh her ne kadar o hakikatle muttasıf mübarek bedeni daha sonra yaratılmış ise de, Efendimiz (s.a.v)’in hakikati o vakitten beri mevcuttur. O’na nübüvvet, hikmet ve hakikatinin diÄŸer vasıflarının verilmesi iÅŸi de o zaman tamamlanmıştır. O’nun kemalatı bedeni yaratıldıktan sonraya bırakılmayıp kendisine önceden verilmiÅŸtir. Tehir edilen, O’nun bedensel oluÅŸumu ve dünyaya en mükemmel ÅŸekilde gelene kadar temiz sulblerde ve rahimlerde nakledilmesidir –Allah’ın salat ve selamı üzerini olsun–.

“Bahse konu rivayetin, Efendimiz (s.a.v)’in peygamber olacağının Allah Teala tarafından bilindiÄŸini anlattığını söyleyenler, yukarıda anlattığımız manaya vakıf olamayanlardır. Çünkü Allah Teala’nın ilmi bütün eÅŸyayı kuÅŸatmıştır. Hz. Adem (a.s)’ın hilkatinin henüz tamamlanmadığı bir vakitte Efendimiz (s.a.v)’in peygamberlik vasfına sahip olduÄŸu ifadesinin, O’nun nübüvvetinin o vakit sabit olduÄŸu ÅŸeklinde anlaşılması gerekir. Aksi halde Efendimiz (s.a.v)’in nübüvvetinin zikredilmesinin özel bir anlamı olmazdı. Zira bütün peygamberler Allah Teala’nın ilminde peygamberdirler!”

Daha sonra el-Karî, Sahîhu’l-Buhârî ÅŸarihi el-Kastallânî’den ÅŸu nakilde bulunur: “Bize Ebû Sehl el-Kattân’ın Emâlî’sinden bir cüz zımnında, onun Sehl b. Sâlih el-Hindânî’den nakli olarak ÅŸöyle rivayet edildi: “Ebû Ca’fer Muhammed b. Ali’ye (İmam Muhammed el-Bâkır, E.S), “Peygamberlerin sonuncusu olarak gönderilmiÅŸken Hz. Muhammed (s.a.v) nasıl oluyor da diÄŸer peygamberlerden önce geliyor?” diye sordum. Åžöyle dedi: “Allah Teala ademoÄŸullarının zürriyetlerini, kendilerini kendilerine ÅŸahit tutarak “Ben sizin Rabbiniz deÄŸil miyim?” diye sorduÄŸunda Hz. Muhammed, “Evet (Sen bizim Rabbimizsin)” diyenlerin ilkiydi.”

Devam edecek.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
24-01-13
E mail: milligazete.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Levlâke rivayeti ve Nur-u Muhammedî meselesi
Online KiÅŸi: 14
Bu Gün: 754 || Bu Ay: 6.732 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.301 || Toplam Tıklanma: 58.642.118