HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : TÂRİH / TÂRİHİN ARA SOKAKLARI
Okunma Sayısı: 2307
Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
HARF DEVRİMİNİN EN MÜHİM HEDEFİ-2

Dünden devam ediyoruz, birleÅŸtirip tekrar okursunuz artık… “İkinci olarak, Anadolu’da tarih boyunca ku­rulan uygar­lıklar incelenerek, bunların Türk uygarlıkları olduÄŸunun gösterilmesine çalışıldı. Anadolu uygarlıkları arasında, özellikle Sü­merler ve Etiler üzerinde duruldu. Sümerler ve Etilerin tercih edilmiÅŸ olması sebepsiz de­ÄŸildir. Osmanlı Devletinin kalıntılarının yı­kılmak is­tendiÄŸi bir devrede, Osmanlı tarihi incelene­mezdi. Sonra gerek Selçuklu, gerek Osmanlı tarihinin araÅŸtırılması, Türklerin İslâm’a olan yakın ilgisini de belirtmek zorun­daydı. Lâik­leÅŸme döne­minde İslâm’ın bir araÅŸ­tırma konu­su edilmesi uygun düÅŸ­mezdi. Hâlbuki Sümerler ve Etiler, Anadolu’da yaÅŸa­mış oldukları gibi, Selçuklu ve Osmanlıların ortaya çıkardığı sa­kıncalar (yani Müslümanlık) onlar için varit deÄŸildi (çünkü onlar Müslüman deÄŸildi). Dola­yısıyla onların pek de kesin olmayan Türklük­leri—ki, bugün Etilerle Sümerlerin Türk olmadı­ÄŸÄ± konusundaki deliller kesindir—üzerinde du­ruldu, kurdukları uygarlıkların “Anadolu Türk uygarlığı” olduÄŸu ve Türklerin Anadolu’da uzun bir tarihe sahip olduÄŸu gösterilmeye ça­lışıldı.

“Çalışmalar belirli bir gayeye hizmet etmek için yapıldı­ÄŸÄ±ndan zaman zaman bilimsellik dışına çıkmışlardır” (s. 93-94).

“Belirli bir gaye”den muradın ne olduÄŸunu bugün hepi­miz biliyoruz. Kitleleri dininden, dilinden, kültüründen, me­deniyetinden, tarihinden koparıp BatılılaÅŸtırma gaye­sidir bu. Hatta bu “gaye”nin gerçekleÅŸmesi için isyanlar ter­tip­lenmiÅŸ, sehpalar kurulmuÅŸ, kelleler alınmış, arkada kandan bir iz bıra­kılmıştır.

Ama acaba umulan elde edilmiÅŸ midir?

EÄŸer bir türlü belini doÄŸrultamayan, kendi ayakları üzerinde du­ramayan, bir asra dünya çapında birkaç deha oturtama­yan fukara, ilmî geliÅŸmelerin dışında, kabuÄŸuna büzülmüÅŸ bir Türkiye murat ediliyordu ise, evet, umduklarını elde etmiÅŸ sayılabilirler.

Yok, kültürlü, dünyada sözü geçen ve ilim, fen, edebiyat, teknik sahalarında söz sahibi bir Türkiye murat ediliyordu ise, bunun hâlâ çok uzağındayız.

Zaten o yoldan yürüyüp parıltılı bir noktaya gelmek, geçmiÅŸi in­kâr zeminine saÄŸlam bir gelecek inÅŸa etmek imkânsızdı. Gele gele inkârcıların gelebileceÄŸi bir noktaya gelmiÅŸiz: Hüsran noktası...

Bu noktadan geçmiÅŸi tahlile çalışırken, kahırlanmamak elden gelmiyor. Ancak kahırlanıp kalmak da çare olarak gözükmüyor. Öyleyse çare nedir? Bizce ilk çare, kaybettiÄŸimiz deÄŸerleri, kaybettiÄŸimiz yerlerde ara­maya baÅŸlamaktır. İşte bu sebeple “tahlilî tarih”lere ve bi­yografilere ihtiyaç var. Böylece, elinizdeki kitabın hangi maksatla ve hangi tarz içinde kaleme alındığını da açık­lamış oluyoruz.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
23-05-13
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
HARF DEVRİMİNİN EN MÜHİM HEDEFİ-2
Online KiÅŸi: 21
Bu Gün: 113 || Bu Ay: 6.918 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.558 || Toplam Tıklanma: 58.645.611