HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 5726
Yazar: Ercan Çağlar
İhsan Eliaçık'ın 'Yaşayan Kur'an' Meal/Tefsir çalışmasına dâir 1

Açık adı Recep İhsan Eliaçık. Birkaç yıldır antikapitalist Müslüman hareket olarak ekranlarda gördüğümüz bu isim son olarak gezi olaylarına verdiği tam gaz ile gündeme geldi. Bu kişinin sağda solda kendisini meal yazarı ve müfessir olarak tanıttığını da rastlıyoruz. İnanması güç de olsa hakkında böyle bir propagandayı becerdiği anlaşılıyor. Peki bu gerçek mi? İhsan Eliaçık’tan müfessir çıkar mı hakikaten? Bize göre hayır. Çünkü bu zatın yazdım diye ortaya attığı kitap tam manasıyla ibretlik bir Kur'an tahrifciliği ürünü.

Bazılarımızın bu meal/tefsirin iyi niyetle yazılmış olduğunu düşünmesi muhtemeldir. Ancak bu çalışmada yapılan hadsiz hudutsuz tahrif, tebdil ve tağyir bizi böyle düşünmekten alıkoymuş bulunmaktadır.

Bize göre Eliaçık bu kitabında modernist ve akılcı saplantılarıyla; karmakarışık düşünceleriyle (1/86); oryantalizm kokan düzmecelerle; batıl ve çirkin yorumlarıyla Allah’ın kitabı hazreti Kuran’ı meal ve tefsir ettiğini söyleyerek bir fecaate daha imza atmıştır.

Kur'an’daki birçok gerçeğin aslında öyle olmadığından dem vurarak söze başlayan Eliaçık Kur'an’da zikredilen o hakikatlerin hakikat olmadığını söyleyerek sözlerini noktalamaktadır.

Eliaçık’ın yaptığı aslında iddia ettiği gibi bir Kur’an meal/tefsiri değil; bilakis Kur'an’ın sadece insan aklına indirgenen bir üslupla okunması ve yorumlanması olmaktadır ki bu, Kur’an'da olup da akla aykırı her şeyin inkârı anlamına geliyor. Aslında bu durum belli bir modernist Kur'an okumacılığının sonucu. Şimdi bu modernist Kur'an okuması da ne oluyor derseniz M. Sait Şimşek hocamızın “Günümüz Tefsir Proplemleri” isimli kitabında bu akımı nasıl tanımladığına kulak vermelisiniz. Hocamız işaret ettiğimiz eserinde şunları söylemektedir:

“19. asrın başlarından itibaren Avrupa’ya hakim olan pozitif düşünce laboratuvara girmeyen ve deneyle ispatlanamamış her fikri reddediyordu. Yine bu dönemde hüküm süren determinist düşünce de pozitivizmi destekliyordu.Determinizme göre evrende olup biten her şey önceden belirlenmiş tek düze yasalara bağlanmıştır. Buna göre aynı olay ve sebepler zorunlu olarak aynı sonuçları verirler. Bu felsefi anlayışın maddi alanda ilerlemelere neden olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Çünkü bu anlayış bir yandan deneyleri teşvik etmiş diğer yandan evrene hakim olan sebep-sonuç ilişkilerinin keşfi ile ilgili bilimsel araştırmalara büyük bir hız kazandırmıştır. Ancak bu anlayışın laboratuvara sığmayan metafizik izahları hayatın dışına ittiği toplumların ahlaki yapılarını tahrip ettiği insanın düşünce ufkunu daralttığı da bir vakıadır. Madde ve maddenin kanunları içerisine insanı hapseden bu anlayış toplumlarda materyalist felsefenin hakim olmasına neden olmuştur. İşte modernistler felsefeyle uzlaşmayan dini nasları  felsefe doğrultusunda tevil etme yolunu seçmişlerdir. Bunun bir sonucu olarak da mucizelerle kerametler gibi olağanüstülükleri beş duyu ile algılanamayan cin ve melekleri inkar etmişlerdir. Böyle bir tefsir kitabında bütün zorlama  yorumlar determinist anlayışa ters düşmemek içindir ve modernistler Müslümanların bu tür anlayışları önceki milletlerin mitolojilerinden aldıklarını savunurlar.”

Şimdi Eliaçık’ın meal/ tefsir olarak yazdığını söylediği kitabına dönelim ve hatalı bulduğumuz yönlerini açıklayalım:

Kanaatimizce ilgili meal/tefsir’de şu hatalar bulunmaktadır:

1- Eliaçık Kur’andaki en açık yani tevili en imkânsız mucizeleri bile inkar etmekten kaçınmamıştır.
2- Hz. İbrahim’in ateşe atılmadığını, bunun mecaz olduğunu;
3- Salih(as)’ın devesinden maksadın yeryüzü olduğunu;
4- Süleyman(as)’ın karıncalarla konuşmasının, karınca flamalı milletlerle olan diyaloğu olduğunu;
5- Musa(as) zamanındaki deniz yarılması olayının gel-git hadisesinden ibaret olduğunu iddia etmektedir.
6- İsa (as)’ın doğumu olayında yapmaya çalıştığı yorum ise çirkinliğin de çok ötesine geçmiş ve Hz. Meryem’e zina iftirası edecek kadar ileri gidebilmiştir.
7- Allah(cc) Kur’an’da İsa(as) hakkında açıkça: “ Onu katledemediler, onu asamadılar; fakat karıştırdılar” dediği halde yazar; “İsa(as) çarmıha gerilerek öldürüldü ancak Kur’an bunu şehitler ölmez, o ölmedi yaşıyor, tarzında ifade etmektedir” demektedir. (1/238)
8- Eliaçık Yunus(as)’ın balığın karnında kalmasını “hapse girmesi” olarak izah ettiği halde ayette açık bir şekilde “onu balık yuttu” deniyor.(37/142)
9- Eliaçık yecüc mecüc diye muşahhas kavimlerin olmadığını, olmayacağını; bunların hercümerc anlamında kötülüklerin artması olduğunu, deccalın de kargaşa zamanlarındaki despotlar, başı çekenler olduğunu söyleyerek bir başka Kur'an hakikatini inkar etmektedir.
10- Yine o bazı Kur’an kavramlarını kendi akılcı saplantılarına kurban etmekten çekinmemektedir.
11- Eliaçık ayrıca melekleri, cinleri, şeytanları ve iblisi insan muhayyilesinin ürünleri olarak göstermektedir.
12- Yazarın din/İslam anlayışı da sorunludur. Çünkü o  “Allah katında din islamdır” ilkesini, “ Bütün dinler islamdır” şekline büründürmüştür.
13- Yazara göre “siyasal islam” ya da “din, devleti öngörür” iddiaları tamamen yanlıştır. Kur'an bir siyasallık vurgusu yapsa da bu din adamlığına karşı yapılan bir vurgudur. Eliaçık burada da hızını alamıyor olsa gerek şöyle devam ediyor: “Siyasal islam denecekse bu bir ülke yönetimini din adamları sınıfına teslim etmenin değil, tam tersi yönetimi din adamları sınıfının elinden kurtarmanın adı olabilir(1/86)

HZ.MERYEM VE MUCİZEVİ DOĞUM OLAYI

Mucizelere ve görünmeyen varlıklara asla geçit vermeyen yazar bu tutumunu Hz. İsa’nın doğumunun anlatıldığı Meryem Suresi’nde de sürdürmekte ve “Bakire Doğumu” başlığı altında incelediği konuyu şöyle izah etmektedir:
“Hz.Meryem’in meşru bir yoldan bir erkekle ilişkisi olmamışsa bunu iki şekilde yorumlamanın mümkün olduğunu, bunlardan birincisinin nişanlısı Yusuf’tan hamile kalmış olabileceği, ikincisi ise genç erkeklerin rüyalarında ihtilam olmaları gibi Hz. Meryem’in de rüyasında bir erkekle ilişkiye girdiğini görüp rahmindeki yumurtacığı harekete geçirmiş olabileceğidir. Kur'an ise bu olayı üslubu çerçevesinde nezih bir dille anlatmaktadır.” diyebilmektedir.(2/143)

Evet akılcılığı putlaştırıp önüne geçip ibadete dalan yazar Kur’an’ın mucize olarak sunduğu “erkeksiz doğum” olayını, meleğin gelişini ve üflemesini böylelikle tamamen reddetmekte ve aklıyla uydurduğu yukarıdaki ihtimallere inanmamızı beklemektedir. Dikkat ediniz ihtimal olarak zikrettiklerinden birincisi Hz. Meryem’in zina etmesidir. Bunu “Hz.Meryem’in meşru bir yoldan bir erkekle ilişkisi olmamışsa diyerek evlenmemiş iken Meryem’in “nişanlısı Yusuf’tan hamile kalmış olabileceği olduğunu söylemektedir. Halbuki  bu düpedüz  “Meryem zina etmiştir” demektir. Eliaçık burada aynı iddiayı savunan Yahudilerle beraber olmaktadır. Daha çirkin olanı Kur'an’da Meryem annemiz tertemiz bir şekilde anılırken kendisini Müslüman gösteren birinin böyle bir iddiayı ortaya atarak Müslümanlardan da buna inanmalarını beklemesidir.

İkinci ihtimal olarak zikrettiğine gelince gülünüp geçilmekten öte bir anlam taşımayan bir durumdur. Allah’ın bir mucizesini reddetmek için Eliaçık’ın attığı taklalardan birine daha böylece şahit olacağız. O  ihtimal de Meryem’in; “ genç erkeklerin rüyalarında ihtilam olmaları gibi Hz. Meryem’in de rüyasında bir erkekle ilişkiye girdiğini görüp rahmindeki yumurtacığı harekete geçirmiş olabileceğidir.” Eliaçık’ın bu açıklaması da çok çirkindir. Çünkü  İsa (as) babasız doğmuş biridir ve bu olaya Allah’ın bir mucizesi olarak bakmak yerine ille de bu tür açıklamalara dalmak; “şöyle olmuştur”, “böyle olmuştur” demek inanmış biri için doğru bir şey midir? Allah bizden buna inanmamızı beklemektedir. Böyle değilse ve Eliaçık’ın dediği gibi yumurtaların bu denli rüyayla hareket edip kendi kendisine döllenmesi mümkünse neden şimdiye kadar Adem kızlarından hiçbirinin başına gelmemiştir. Anlaşılmaktadır ki Eliaçık kendini fiziki dünyaya aynı bir komünist gibi iyice kaptırmış ve düşünce dünyalarını onlardan aldığı fikirlerle şekillendirmiş bulunmaktadır. Kapitalizme düşmanlığı da İslam’ı sevdiğinden değil komünizme yakınlığındandır. Kapitalizmi eleştirirken İslami içerikli söylemler kullanmasındaki sebep ise bellidir: İstismar ve İslam’ı içinden yıkma gayretidir.

MEAL-TERCÜME ÜSLUBU MU?

ORTADA USLUP GÖRÜNMÜYOR; MALESEF TAM BİR FACİA!

Eliaçık’ın Kur’an’ı tercüme ve meal üslubu da tam bir faciadır. Hatalı gördüklerimizin tamamını burada zikretmemiz mümkün değildir elbette. Bir iki örnekle yetineceğim:

- Bakara 102′de; “Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür.” mealindeki ayet kıymetli(!) yazarımızın edebiyat zevki ile:

”Kendilerini üfürükçü bezirganlar haline getiren büyücülük ne kötüdür.” şekline dönüşmüş. Bu ancak olsa olsa bir açıklama olabilecek iken Kur’an hakkında bu ne laubaliliktir?

- Bakara 93’te; “Hani bir zaman sizden söz almıştık ve dağı üzerinize yükseltmiştik” ifadesi yazarımızın zevkine ve aklına uymamış olacak ki şöyle meal edilmiş:

“Hani bir zamanlar dağı şahit tutarak sizden söz almıştık.”

- Neml suresi 82. ayet-i kerime; “…onlara yerden bir dabbe (mahluk) çıkarırız da; o onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmemiş olduklarını, söyler.” iken, yazar bu ayeti de şu hale sokmuş:

“onlara yeryüzünü canlandırıp dile getireceğiz.”

- Saffat 141′de; “gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler” ayetini;

“Aralarında çekişmişler(yani Yunus as ile kavga ettiler)” şeklinde tercüme ediyor.

- Müddessir 52′de; “onlardan her biri kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor” buyrulurken, yazar;

“Her biri kendisine özel, isme yazılı davetiye istiyor.” demektedir…

Bunlar, sadece birkaç örnek. Eliaçık bu usulsüz çevirisini tüm kitap boyu sürdürmektedir. Ben acizane Eliaçık’ın aslında Kur'an-ı Kerim’i önünde bulundurarak bir tercüme ve meal işine giriştiğini bile sanmıyorum. Bence O önüne birkaç meali koymuş ve hangisi hoşuna gittiyse, nasıl anlamak istediyse meal mealciliği yapmaya çalışmıştır. Kitabındaki bunca büyük hatalar bizi böyle düşündürmektedir. Yoksa bunlar Arapça bilen, azıcık da olsa bir ilim ve bilgiye sahip, belki de en önemlisi dürüst birinin cüret edebileceği şeyler değildir.

Devamı var

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ercan Çağlar
12-10-13
E mail: muratturker.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İhsan Eliaçık'ın 'Yaşayan Kur'an' Meal/Tefsir çalışmasına dâir 1
Online Kişi: 26
Bu Gün: 312 || Bu Ay: 7.117 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.889 || Toplam Tıklanma: 58.650.862