
| Kategori : EDEBİYAT / UNUTULMAYANLAR | Okunma Sayısı: 3508 |

Akif İnan Malatya'da dostları tarafından anıldı
Bugün sizlere, bir kültür adamı, ÅŸair, mütefekkir, mücadele ve dava adamı, kısaca adam gibi bir adam hakkında birkaç cümle yazmaya çalışacağım. Adam gibi adam dedim ya; iÅŸte o: Mehmet Akif İnan.
6 Ocak 2000 tarihinde sevenlerinin gözyaÅŸları arasında Hakk'a yürüdü bu güzel insan. Hakk'a yürürken de arkasında birçok kitap, koskoca bir sendika ve belki de en önemlisi bir dava ruhu, bir mücadele biçimi bıraktı, biz yeni nesillere...
4 Ocak Cumartesi günü EÄŸitim Bir Sen Malatya Åžubesi, Mehmet Akif İnan'ın ölüm yıldönümü münasebetiyle bir anma programı düzenledi. Programın konuÅŸmacısı EÄŸitim Bir Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Hıdır Yıldırım'dı.
Hıdır Yıldırım M. Akif İnan'ı anlattı
Hıdır Yıldırım, Akif İnan'ın bilinmeyen çeÅŸitli yönlerini anlattı. Bu dünyaya gelen milyarlarca insan vardır, çoÄŸu da unutulup gitmiÅŸtir. Çok azını hatırlıyor ve anıyoruz. Bu anmaya çalıştığımız kiÅŸiler hangi nitelikleri taşıyor, bunlara bakmak lazım. Milletin safında yer tutmuÅŸ, milletin deÄŸerleriyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸ, milletin deÄŸerlerinin yükseltilmesi yönünde faaliyet göstermiÅŸ bu insanlar arasında, hiç kuÅŸkusuz Mehmet Akif İnan'da vardır.
“Akif İnan için düzenlenmiÅŸ çeÅŸitli etkinliklerde, merhumun çeÅŸitli yönleri üzerine anlatımlar yapılıyor fakat bu yönlerinden biri üzerinde yoÄŸunlaşılarak, diÄŸer yönleri genellikle ihmal ediliyor. Ben burada Akif İnan'ı farklı, bilinmeyen yönleriyle anlatmak istiyorum,” diyerek Akif İnan'ı anlatmaya baÅŸladı Hıdır Yıldırım...
Urfa'da, MaraÅŸlı bir anne ve Urfalı bir babanın çocuÄŸu olarak dünyaya geldi. Akif İnan, dindar bir ailenin çocuÄŸuydu. O dönemin Urfa'sı düÅŸünüldüÄŸünde, nasıl bir çevrede büyüdüÄŸü hakkında bizlere fikir verebilir. Lise son sınıfa kadar bu çevrenin havasını teneffüs etti. Lise son sınıfta, MaraÅŸ Lisesi’nde tanıştığı, sonraki yıllarda “Yedi Güzel Adam” olarak anılacak grubun arasında olması, Necip Fazıl Kısakürek ile tanışması, onunla birçok konferansa katılması, Üstad’ın fikirlerinden yararlanması, daha sonra Nuri Pakdil ile tanışması onunla birlikte yazması, yetiÅŸmesinde ve kimliÄŸinin oluÅŸmasında son derece önemlidir. İnsanı yetiÅŸtiren de çevre deÄŸil midir?
MaraÅŸ Lisesi'nde tanıştığı ve ölümüne kadar dost kaldığı arkadaşı Erdem Bayazıt, Akif İnan hakkında bakın neler söylüyor: “Bir medeni adam, dört başı maÄŸrur bir dava adamına yakışan bir kiÅŸilik ve üslubun sahibi. Ona baktıkça Ensar gelirdi aklıma. Sadakati Sıddık-ı Ekber'i, celaleti Ömer'i, ÅŸefkati Osman'ı, belagat ve hikmeti Ali'yi hatırlatırdı.”
Yine Erdem Bayazıt: “AÄŸabeyimiz, bir er kiÅŸi, bir çömert kiÅŸi, bir derviÅŸ, sevdiklerini Allah için sever, düÅŸmanlarına Allah için düÅŸmanlık ederdi. Eli açık, sofrası açık, gönlü açıktı.” diyor bir baÅŸka yerde...
Tasavvuf eri Akif İnan
Hıdır Yıldırım, “deÄŸiÅŸik profiller sunarak onu anlamaya çalışalım” diyerek devam ediyor. O Allah yolunun yolcusuydu. Tasavvufun temel prensiplerinden biri Allah'a kavuÅŸmak, O'nun cemalini görmektir. Aslında cennet bile deÄŸersizdir bütün bunların yanında. Tasavvufu Akif İnan'da hem söylem olarak, hem de fiili olarak görüyoruz. Siirt'in Baykan ilçesinin Arınç köyü menÅŸeli bir tarikatın mensubudur Akif İnan. O, dünyevi beklentilerden arınmış ve tasavvufu bir yaÅŸam biçimi olarak algılamış bir kimsedir.
“Soyundum çileye dönmemesine,
Bilendim ışıktan gözyaÅŸlarıyla”
mısralarında olduÄŸu gibi, birçok ÅŸiirinde de tasavvufun izleri görülür.
Akif İnan, ölümünden kısa bir süre önce Arınç köyüne gitmiÅŸ ve ölen ÅŸeyhinin mezarını ziyaret etmiÅŸtir. Ayrıca yakın arkadaÅŸlarına da tasavvuf konusunda tavsiyelerde bulunmuÅŸtur.
O bir namaz dostuydu
Hıdır Yıldırım, “Özellikle ÅŸunu belirtmek isterim ki, o bir namaz dostuydu” diyor. Manevi yönden de bir liderdi. Yakın çalışma arkadaÅŸlarından Nurettin Sezen ÅŸöyle anlatıyor: “Abdestini alır, beyaz takkesini takar ve namazını kılardı. Sendikada kimse olmadığı zamanlarda, bütün liderlik vasıflarını geride bırakarak, ‘Nurettin Hocam, imamlığı sen yap!’ diye ileriyi iÅŸaret ederdi. Israrlarıma raÄŸmen imamlık yapmazdı.”
Şair Akif İnan
Yayımlanan iki ÅŸiir kitabında sadece elli beÅŸ ÅŸiiri olması onun nitelikli ÅŸiir yazmak istemesindendir. “Åžiire yoÄŸunlaÅŸarak yazıyordu,” diye ekliyor Hıdır Yıldırım. Yahya Kemal'in öldüÄŸü zaman yayınlanmış bir ÅŸiir kitabı yoktu. Yine Ahmet HaÅŸim'in ancak seksen civarında ÅŸiiri var. Ama bu iki ÅŸair, ÅŸiir dünyamızın en önemli isimlerinden. Önemli olan çok üretim yapmak deÄŸil, nitelikli ürün verebilmektir. Nuri Pakdil öncülüÄŸünde kurulan Edebiyat Dergisi'nde yazmaya baÅŸladıktan sonra, yazdığı ÅŸiirlerini kitaplarında toplamıştır. Daha önce 1969 yılına kadar yazdığı bütün ÅŸiirlerini ise reddetmiÅŸtir, Akif İnan.
Rasim Özdenören, Akif İnan'ın ÅŸiirleri hakkında ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulunuyor: “Åžiirinin en belirgin özelliÄŸi duygu ve düÅŸünce tasarrufudur. Kelimeleri öylesine seçer ki; dil, anlam ve duygu bakımından seçilen kelimelerin oluÅŸturduÄŸu iliÅŸki içinde tam bir bütünlük teÅŸkil eder. Çok az sözle kiÅŸiyi büyük bir duygu ve düÅŸünce çaÄŸrışımı ve akıntısı içerisinde bırakır. Bu özellik, çaÄŸdaÅŸ ÅŸairler içerisinde İnan'a özgü bir özelliktir. Bu özelliÄŸi ile Akif İnan, Yunus Emre'nin icaz sanatını günümüzde en verimli ÅŸekilde kullanan çaÄŸdaÅŸ bir ÅŸair olarak görülür.” diyerek bu güzel konuÅŸmaya nokta koyuyor Hıdır Yıldırım.
Bir yazısında aynen ÅŸöyle diyordu Akif İnan:
“En büyük seferberlik, inancı yükseltme, inceltme, ÅŸümullendirme, ÅŸuurlandırıp ÅŸekillendirme seferberliÄŸidir.”
“Vur kazmayı daÄŸa Ferhat, çoÄŸu gitti azı kaldı.”
Mekânın cennet olsun...
Åžakir Gönülce yazdı
Yazar: Şakir Gönülce |
06-01-14 |
||
| E mail: dünyabizim.com | Tweet | ||