
| Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM | Okunma Sayısı: 2557 |
Mevlid Hâtırası
Önce bir hadis-i şerif:
'Benim misalimle sizin misaliniz, şu temsile benzer: Bir adam var, ateş yakmış, ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya, onlara mani olmaya çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe doğru koşuyorsunuz.' (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nevevi...)
***
Bu Taberi Tarihi'nde kayıtlı bir hutbeden:
'Peygamberlerin gelmesi kesildiği, ilim azaldığı, insanların sapkınlığa düştüğü, zamanın kesintiye uğradığı, kıyametin kopma ve alemin sona erme zamanı yaklaştığı bir sırada Allah (cc), O'nu tam bir hidayet, tam bir nur, tam bir öğüt olan Kur'anla göndermiştir.'
***
Samiha Ayverdi'nin Dost'undan:
'Hazret-i Muhammed (s.a.), insanlık aleminin önüne, kıyamete kadar yetecek bir dünya görüşü, bir manevi ve ruhi nafaka dökmüştü. Bu yüzden de, on dört asırdır, İslam dünyasının büyükleri, beşeriyete yeni bir teklifle gelmediler.'
***
Bu karalama da acizane bendenizden:
İki cihanın birden güneşiydi O.
Nûra garkederdi nerede bulunsa, neye dokunsa, nereye gitse.
Hangi karış toprağa bassa ihya ederdi.
Bir gün yolu çölleri aştı, müstesna bir gülistana düştü.
Girdi kapısından, yöneldi en yakın güle, koklamak için ol gülün misk kokusunu.
Ama gül ki tez canlıydı fıtraten, eğdi başını aşk hızıyla O'nun mübarek varlığına doğru ve çekti O'nun başka hiçbir şeyde olmayan ve ne kadar koklansa kanılmayan kokusunu içine.
Gül ki, çiçeklerin en güzel kokulusu, bu harikuladelik karşısında unuttu dünyanın kokusunu.
Gülistanın bütün gülleri eğdiler başlarını sonra bir bir, o güzeller güzeli bir cennet mevsimi gibi buram buram geçerken yanlarından. O'nun kokusuyla dolmak ve bir lâhzâ-i şerîfte olsun O'nunla olmaktı gülcileyin murâdları.
Sonra vakt erişti, çıkıp gitti iki cihanın güneşi sessizce gülistanın kapısından.
Ardında bin bir gül büyüklüğünde bir gurbet bahçesi bırakarak.
O günden sonradır ki hüzn ile bestolunur derler her gülistan.
Ve yine o sebeple ki, güllerin cümlesi vazgeçip gül kokmaktan, her dem hasret kokar oldular.
Yazar: Gökhan Özcan |
23-01-14 |
||
| E mail: yenisafak.com.tr | Tweet | ||