HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 2677
Yazar: Muharrem Coşkun'un mülâkâtı
Ebubekir Sifil: Medreselerin kapatılmasıyla birlikte hurafe ve bidatler arttı

Ebubekir Sifil: Medreselerin kapatılmasıyla birlikte hurafe ve bidatler arttı

- Ebubekir Hocam, itikadi olsun ameli olsun pek çok hadis için, günümüzde reddedilmesi yönünde tartışmalar yaşanıyor sebebi ne olabilir?

Mutezile ve Kaderiyye mezheplerini dışarda tutarsak, hadis ve sünnet sahasında şüphe oluşturan oryantalistlerden önce böyle bir problemimiz yoktu. Ne zaman ki oryantalist çalışmalar ortaya çıkmaya başladı İslam dünyasının modernleşme serüveni de o zaman başladı. Batı’ya giden talebeler oryantalistlere öğrenci oldular, bu oryantalistlerin eserlerini İslam dünyasına tercüme ile getirdiler. Bir şekilde bu fikirler İslam dünyasına girmeye başladı. Tam da sancılı bir sürece denk geldi bu.. Askeri olarak mağlup olduğumuz, üst üste toprak kayıpları yaşadığımız bir dönem, toplumsal ve kültürel bir geçiş dönemi, hassas  bir sürece de denk geldi. Sonrasında İslam dünyasındaki reformistler eliyle, hadis ve sünnet konusunda kategorik şüphecilik, redci tavır İslam dünyasında yayılmaya başladı.

Önce sünnetler hedef oldu

Hollandalı bir müsteşrik var.. Endonezya’da Hollanda sömürgesi iken diplomatik görevde de bulunmuş bir zat.. Bir hac mevsiminde, malum Hicaz’a gayrimüslimlerin girmesi yasak, kıyafet değiştirmiş bir Müslüman kimliği ile, isim değiştirerek yeni bir kimlikle hacca gitmiş, Müslümanları orada gözlemlemiş, çok zeki bir adam, bu gözlemlerini notlar halinde kaydediyor. Sonra da Batı’daki meslektaşlarına bu notlarından oluşan mektuplar yazmış. Adam diyor ki; “Ben burada adamları gözlüyorum, kimisi Fas’tan gelmiş, kimi Endonezya’dan.. sokakta karşılaşıyorlar, dilleri, kıyafetleri farklı, ama birbirlerini selamlarken selam veren hep aynı cümleyi söylüyor, selam alan da hep aynı cümle ile mukabele ediyor ve bu hiç değişmiyor. İbadethanelerine hep sağ ayakları ile giriyorlar. Çıkarken sol ayaklarıyla çıkmaya çalışıyorlar. Yemeği sağ elleriyle yemeye dikkat ediyorlar, sofraya otururken bir kelime söylüyorlar kalkarken bir kelime söylüyorlar. Bunlar hiç değişmiyor. Benim kanaatime göre bunların hiçbiri Kur’an’da yok. Kanaatime göre bunlar Peygamberlerinin geleneğidir.

Oryantalistlerin sünnetle ilgili çalışmaları o tarihten sonra başlıyor. Tabii ne olduğunu anlamaya dönük bir çalışma değil, mevcudu çözümlemeye, dağıtmaya, tahrip etmeye dönük bir şey.  Biz o tarihten sonra sünnet ve hadisi tartışmaya başladık.

- Sadece müsteşriklerden duymuyoruz, yerli ilahiyatçılardan da duyuyoruz benzer şeyleri?

İlahiyat fakültelerinin müfredatına baktığı zaman, merhum Ali Fuat Başgil, “Buradan din alimi yetişmez yetişse yetişse din tenkidcisi yetişir” demişti, ilk kuruldugu zaman. Belli çünkü, bu sistemden, bu mantaliteden, bu muhtevadan din alimi değil, din tenkidçisi yetişir. Olan budur. İlahiyat fakültelerinin tabii tamamını zan altında bırakmak gibi bir niyetimiz yok. Ama ilahiyatların belli bir ekolüne hakim olan zihniyet “Tenkidci” bir zihniyettir. Tenkidden elbette korkmuyoruz.. İslam dünyası kendisini hep tenkid ve tahkik faaliyetiyle diri tutmuştur bugüne kadar.

- Sorun sanıyorum buradaki yöntemde..?

Burada iki nokta önemli; Bir; tenkid yaparken ortaya nasıl bir usül koyuyoruz; metodsuz, usulsüz usül olmaz. Kısır metodla yapıyoruz bunu. Kur’an kabul ediyorsa kabul edelim etmiyorsa reddedelim söylemi çok da ayakları yere basan bir söylem değil. Bu söylemi dile getiren insanların bizzat kendileri bu söylemi ideal tarzda işlettiklerini iddia edemezler.  Bakın pek çok hadis ‘Kur’an’a aykırıdır’ iddiasıyla reddedildi. Bunlar arasında meşhur, mütevatir hadisler de var. Mesela Allah Kur’an’da, abdesti detaylı olarak anlatmıyor, Kur’an’ın anlatımıyla abdestte ayaklar her halukarda ya yıkanacak, ya da Şianın kabul ettiği gibi mesh edilecek. Peki toplumumuzda giyilen meshi mesh etme var mı Kur’an’da..  Dikkat edin; ayaklarımızı değil, meshi meshederiz. Şimdi bu Kur’an’a uygun mudur, aykırı mıdır? Kur’an’da mesh diye bir şey yok. ‘Kur’an’a aykırı’ söylemiyle hareket edenlerin hiç birisi, meshler üzerine meshlerle ilgili hadisleri reddetmiyor. Neden? Çünkü modern din algısını rahatsız eden bir şey yok. Modern din algısı hadisleri reddederken moderniteye aykırı olduğu için reddediyor.

Rüya ve ilham  delil olmaz

- Hocam eskiden ramazanlarda boy gösteren ilahiyatçıları son yıllarda göremiyoruz. Halkımız da bunlara pek itibar etmedi sanıyorum.?

Söyledikleri şeylerin bu toplumun genetik yapısında, kültüründe bir karşılığı yok. Dışardan müdahalelerle, ideolojik dayatmalarla bir toplumu dönüştüremezsiniz. Cumhuriyetin kuruluşunda da dayatmalar oldu, tutmadı. Buna irfan diyoruz biz.

- Sizce Türkiye’de en acil problemimiz nedir bugün?

En acil problemimiz medreselerin yeniden ihyasıdır. Bunu devletten beklemek yerine sivil yapılar yapabilir.. Bugün vakıflar üniversite kuruyor.. Tarikat vakasını inkar edemezsiniz.. Ama bir arıza tarikat eliyle vücut buluyorsa bunun üstesinden nasıl geleceksiniz. Medreseleri ihya ederek. Medreseler kaldırıldıktan sonrra hurafelerde de bir patlama yaşandı. En temel problemimiz budur. İşin ilginci Müslümanlar diğer problemleri konuşuyor ama bu en temel problemi konuşmuyorlar. Dini ayakta tutan İslami ilimlerdir. İslami ilimleri de işlek kılan, mekanizmaya dönüştüren ise usu’l-u din ve usul-ü fıkıhtır. Bu iki ilim dalı malesef İslam dünyasında kayboldu. Bugün Türkiye’de bir talebe, ‘Ben Eş’ari, Maturudi ekolünü okumak istiyorum’ diyecek olsa başvuracağı mercii yok. Bakın bugün sorun olan bu cemaat (paralel yapı) bugüne kadar bu çalışmalarını ne ile yürüttü? Rüyalarla, ilhamlarla.. Toplumda usul-ü din ilmi, Osmanlı döneminde olduğu gibi etkin olsaydı, birileri diyecekti ki, ‘Durun kardeşim rüya, ilham bir delil değil, bunlar bizi bağlamaz’ diyecekti. Bunu diyemedik rüyalar o kadar hayatımızın içinde ki.. Bunu önleyecek şey işte bu iki ilimdir. Medrese müfredatına bakın, özellikle bu iki ilim, usul-ü fıkıh ve usul-ü din dikkat çeker. Bunlar da sadece medresede öğrenilir. Metnin içine girmeniz gerekir. Medreselerin ortadan kaldırılması büyük boşluk oluşturdu. Pek çok sapma bu boşluktan doğdu. Birileri ‘Mehdiyim’, birileri ‘rüya gördüm’ diyor. Evliya hata yapmaz denilerek peşinden gidiliyor. Peygamber, sahabe hata yapar da evliya hata yapmaz mı..?

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Muharrem Coşkun'un mülâkâtı
17-07-14
E mail: stargazete.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Ebubekir Sifil: Medreselerin kapatılmasıyla birlikte hurafe ve bidatler arttı
Online Kişi: 21
Bu Gün: 952 || Bu Ay: 7.757 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.893 || Toplam Tıklanma: 58.661.565