HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 1848
Yazar: Serdar Demirel
İRAN-ABD İTTİFÂKI

Doğu Türkistan üzerinden tekrarlanan oyunlar İran’ın geçen salı günü P5+1 ülkeleri olarak tanımlanan Birleşmiş Milletler Daimi Üyeleri ve Almanya ile anlaşmaya varması dünyanın en önemli gündemi oldu. Büyük ülkeler bu anlaşmanın yakın ve uzak gelecekte etkilerinin neler olacağını, bölge ve dünya dengelerini nasıl değiştireceğini tartışıyor, bu anlaşmanın getireceği ekonomik girdilerden kendi paylarına düşeni almayı planlıyorlar.

Anlaşmanın en dikkat çeken maddesi, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin nükleer silah üretmesini engelleyecek düzeyde sınırlandırması, bunun karşılığında İran’a karşı uygulanan tüm yaptırımların kaldırılması oldu. Böylece İran’ın dondurulan mal varlığı serbest bırakılacak, ekonomik ambargo kaldırılarak İran’a yüzbinlerce milyar dolar para akışı sağlanacaktır.

Bu para yeni bir İran inşaa etme anlamına gelebileceği gibi Ortadoğu’ya önemli ölçüde nüfuz etmiş İran’ın bu nüfuzunu pekiştirmesi, bölgede en güçlü karar verici ülke konumuna gelmesi manasına da gelebilecektir.

Bir misal olsun diye zikredelim. Türkiye Suriyeli mültecilere şimdiye kadar 5 milyar dolardan fazla insanî yardım yapmış durumdadır. İran ise daha büyük paraları Baas rejimini ayakta tutmak için harcamıştır.

Geçtiğimiz ay BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, İran’ın Suriye Baas rejimini ayakta tutmak için yılda 6 milyar dolar harcadığını söyledi. Ekonomik ambargo altında olan İran, eğer Baas rejimini ayakta tutmak için yıllık bu kadar para harcayabiliyorsa, ekonomik yaptırımlara maruz kalmayan İran neler yapabilir acaba?

Bu anlaşmayı mümkün kılan ABD ve şürekası elbette bunu biliyorlar. Küresel güçlerin bir tercih yaptığı söylenebilir. İran’la Afganistan, Irak ve Suriye’de içinde bulundukları zimnî ittifakı aleni ittifaka dönüştürmüşlerdir artık..

Bu anlaşmayla Ortadoğu’da kartlar yeniden karılmaktadır. Bunun iktisadî ve askerî boyutlarının haricinde İran’ın bölgeyle, AB ve ABD ile olan ilişkilerini de etkileyeceği açıktır.. Ancak bu etkileşimin İran’ın lehine olacağını ve bölge ülkelerinin aleyhine işleyeceğini bugüne kadarki tercihlerine bakarak söylemek de mümkündür.

Körfez ülkelerinin petro dolar şeyhlerinin anlaşmayı olumlu bulduklarını açıklamalarına rağmen epey tedirgin oldukları bir sır değildir. İran’la korkutularak ABD’ye kul köle yapılan ülkeler küresel sisteme kabul edilmiş bir İran’ın bu ülkelerdeki Şiî nüfusu da kullanarak daha fazla bölgeye müdahil olacağını biliyorlar.

Anlaşmanın bir de İran Baharı’nı engelleme istidadı vardır. Arap Baharı dediğimiz süreçte Arap sokakları hür iradeleriyle belirleyecekleri bir sistemin hakim olmasını talep etmişlerdi. Sonuç malum sebeplerden dolayı büyük yıkım oldu. Bu tarz taleplerin İran’a gecikmeli olarak da olsa yansıması ihtimali elbette yabana atılamazdı.  

İran’ın liberal eğilimli siyasi partileri ve onları destekleyen halk kesimleri kaç kez sokaklara çıktı fakat devlet çok katı yöntemlerle bu gösterileri bastırdı. Ancak hâlinden memnun olmayan İran halkının değişim talepleri Batı’nın da yardımıyla yeni huruç hareketlerini sürekli mümkün kılıyordu. Batı bu anlaşmayla artık İran rejimini devirecek bir halk ayaklanmasını desteklemeyeğini de deklare etmiş bulunmaktadır..

Anlaşma sonrası liberal ve ılımlı kesimlerin İran şehirlerinde sevinç gösterileri tertiplemesi onların da gidişattan gâyet memnun olduklarını göstermiştir. Küresel sisteme dahil olan İran’ın kendiliğinden değişim sürecine gireceği varsayılıyor kanaatindeyim.

İran’ın antiemperyalist iddialarının revaçta olduğu dönemlerde, İran’ın bir gün Amerika ile uzlaşıp uzlaşamayacağı sorusu bana sorulduğunda hep şunu söyledim:

İran’ın dinî sosa bulaştırılmış ulus devlet çıkarları “Büyük Şeytan Amerika” ile prensiplerden dolayı değil, uyuşmayan çıkarlar sebebiyle çatışmaktadır. Eğer emperyalist ABD, İran’ın yayılmacı politikalarıyla müşterek bir yol bulabilirse, devrimin anti Amerikan sloganlarına rağmen rahatlıkla bir ittifak kurulabilir.

Keşke bu tesbitimizde yanılsaydık...

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Serdar Demirel
19-07-15
E mail: gazetevahdet.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İRAN-ABD İTTİFÂKI
Online Kişi: 23
Bu Gün: 253 || Bu Ay: 8.075 || Toplam Ziyaretçi: 2.932.427 || Toplam Tıklanma: 58.669.280