HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 2036
Yazar: Ömer Lekesiz
MODERN ÇAĞDA BİR MEDRESE ESİNTİSİ: KLÂSİK DÜŞÜNCE OKULU

MODERN ÇAĞDA BİR MEDRESE ESİNTİSİ: KLÂSİK DÜŞÜNCE OKULUKlasik Düşünce Okulu’nda ders başlıyor

Klasik Düşünce Okulu'nu ilk öğrendiğimde duyduğum heyecanı, bu sütundaki (10 Temmuz 2016 tarihli) yazımda okurlarımla paylaşmıştım.

İrşad, Lüma, genel felsefe ve klasik İslam literatürü üzerine Ekrem Demirli, Ahmet Hamdi Furat, Hayrettin Nebi Güdekli, Murat Kaş ve Ömer Türker hocaların yaklaşık üç yüz öğrencileriyle yaptıkları okumalar tam hızla sürüyordu.

Onlarla birlikte İrfan İnce, Abdullah Kahraman, Harun Kuşlu, Hasan Ocak ve Mehmet Özturan hocaların da katılımıyla el-Füusus Fi'l-Usul, Kitab-ı Usuli'd-Din, eş-Şemsiyye ve et-Taarruf'un okunduğu güz dönemi de bittiğinde, Demirli Hoca'nın selam vermesine tutunarak, hem bu iki dönemle ilgili sonuçlar hem de yeni çalışmalar hakkında bilgi edinmek maksadıyla, Sibel Eraslan ile birlikte KDO'nun faaliyetlerini yürüttüğü İskenderbaba Tekkesi'ne gittik.

Kaymakçı Tekkesi olarak anılan İskenderbaba Tekkesi, yapımı 1544 yılında tamamlanmış bir mescit; 1752 yılından itibaren tekke olarak kullanılmaya başlanmış. 1800'lü yılların başında tamir gören tekke, Cumhuriyet devrinde yıkılmaya terkedilmiş ve CHPlilerin arzuladığı şekilde 1945'te yer ile yeksan olmuş.

Üsküdar Belediyesi'nin gayretleriyle yeniden inşa edilerek, 2013 yılında kullanıma hazır hale getirilmiş. Silsile itibariyle kullanımında manevi hakka sahip bulunan zat-ı muhterem, buranın tekrar tekke olmasını arzu etmeyip, KDO yetkilileri de kendilerine derslik ihtiyacını beyan edince zikrettiğim faaliyete çok çok yakışan bir mekan oluvermiş.

Demirli Hoca, tekkede, mütevazı iki masa ile beş sandalyenin yer aldığı bir odada bizi konuk etti. Naklettiğim bilgileri verirken, Halit Çelikyön ile Tayyip Durceylan Hocalar da bize katıldılar.

Demirli Hoca'ya başlangıcından bugüne KDO çevresinde planladıkları işlerin nasıl gittiğini sormamıza hiç gerek yoktu. Çünkü Lazlık enerjisiyle yüzüne yansıyan neşesi, derslerden, hocalardan, öğrencilerden söz ederken gözlerinde şavkıyan ışık onun gelinen sonuçtan çok memnun ve mutmain olduğunu söylüyordu.

Şikayetine neden olabilecek tek bir hususu vardı ki, sanki bunu da zamanın zorunluluklarıyla bitiştirerek kanıksanabilir kılmıştı.

Mesele şuydu: KDO, İslam klasiklerinin okutulmasıyla kazandırılan bilginin, ikinci bir eğitimle (deyim yerindeyse terbiyeyle) taçlandırılmasını hedeflemişti. Bu hedef, öğrendikleri yeni bilgilerin ışığında öğrencilerin yazma yeteneklerini geliştirmelerinden ibaretti.

Malum olduğu üzere, bir öğrenci bilgiyi ilgili hocalardan ders almak suretiyle öğrenir. O bilgiler üzerinden veya onlardan hareketle düşünmesinin en pratik yolu ise yazı yazmasıdır. Diğer bir ifadeyle, bilmek bildirilen(l)e hükmetmek olduğundan düşünmeyi kapsamaz. Düşünmek bilineni farklı bir düzeyde işlemeyi zorunlu kılar ki, bunun bilinen en garantili yolu da yazı yazmaktır.

Demirli Hoca, öğrencilere kendi hocalarından danışmanlar seçmek suretiyle bu meselenin üstesinden el birliğiyle gelmeye çalıştıklarını ancak öğrencilere hakim bir korkuyla, tedirginlikle, hatta tembellikle yüz yüze geldiklerini söyledi.

Elbette KDO derslerinde (tıpkı medrese eğitiminde olduğu gibi) öğrenciler hocalarını, hocalar da öğrencilerini kendi iradeleri ile seçtikleri için zikrettiğimiz olumsuzluk hepsini kapsamıyor. Ancak küçük bir grubu kapsıyor olması bile Demirli Hoca'yı üzmeye yetivermiş. Yetivermiş ama soyadıyla uyumlu olarak onun azmine, gayretine olumsuz bir etkisi olmamış.

Sohbetimiz esnasına Demirli Hoca, yeni dönemde Fütûhât-ı Mekkiyye Dersleri'ni başlatacağını da istişari bir nezaketle söyledi. Ben bu nezaketten hareketle İbn Arabî okumalarından yana popülerlik endişemi dile getirmeye çalışarak, Vahdet-i vücut öncesi tasavvuf anlayışını öğretmenin / öğrenmenin gerekliliği üzerinde durdum.

Çünkü, her fırsatta ilettiğim gibi, Vahdet-i vücut kavramı şeyhime ait değildi; Sadreddin Konevî, Davud el-Kayserî ve Abdülkerim el-Cîlî'nin onun tasavvufi anlayışını sistemleştirirken müştereken ortaya attıkları temel bir kavramdı.

Dolayısıyla bu kavramın hak ettiği yere yeniden oturtulabilmesi için, tasavvufun klasik devrindeki anlayışlara bakmak gerekiyor, bu maksatla da el-Herevî – Kuşeyrî devrinden, Ubeydullah Ahrar – Molla Câmî devrine kadar olan ilgili düşüncelerin öğretilmesini öncelemek gerekiyordu.

Bu düşünceme rağmen, Demirli Hoca'nın KDO nezdinde Fütûhât-ı Mekkiyye Dersleri'ni başlatmasını çok değerli girişim olarak gördüğümü de beyan etmeliyim. Neticede iş ehli olana yakışır ve ifası ona haktır.

Söz konusu ders için son başvuru tarihi, 30 Ocak 2017.

Ben bu yaşta öğrenci olamayışıma hayıflanırken, halen bu vasfı taşıma şansına sahip olanların KDO'na erişmede aceleci olmalarını salık veriyorum.

KDO'nda ders yeniden başlıyor...

Muhataplarına hayırlar, bereketler ve başarılar temenni ediyorum.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
22-01-17
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MODERN ÇAĞDA BİR MEDRESE ESİNTİSİ: KLÂSİK DÜŞÜNCE OKULU
Online Kişi: 23
Bu Gün: 666 || Bu Ay: 7.471 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.455 || Toplam Tıklanma: 58.657.297