
| Kategori : EDEBİYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERİNE | Okunma Sayısı: 2104 |
Bizi biz yapan, bizi millet yapan deÄŸer dilimizdir. Dilimizi korumak demek tarihimizi, kültürümüzü ve vatanımızı korumak demektir. Dilimiz olmadan biz millet olamayız. Dil kültürün en büyük taşıyıcısıdır, köprüsüdür. Dolayısıyla kendi ana dilimize ait eserleri okumak suretiyle dilimize hâkim olacağız, dilimizin zenginliklerine sahip çıkacağız. Bu maksatla dilimizin yüzyıllardan bu tarafa unutulmayan en güzide eserlerini veren Yunus Emre’yi baÅŸta okuyacağız ve ÅŸiirlerini ezberleyeceÄŸiz. Bugün Yunus Emre bu coÄŸrafyadan geçeli yaklaşık asırlar yıl olmuÅŸtur ama Yunus Emre ölmemiÅŸtir, Türkçe ile yaşıyor. Gelecek yüz yıllarda da Türkçe varsa Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Hacı BektaÅŸ Velî, Fuzulî, Âşık Veysel, Necip Fazıl, Nazım Hikmet gibi Türkçemizin ses bayrakları yaÅŸayacaktır.
Bizi bu güne taşıyan en önemli unsur dil olduÄŸu için bu köprüyü saÄŸlamlaÅŸtırmak, kendi dilimizle yazılan eserleri okumakla mümkündür. Ömer Seyfettin’i baÅŸta gençlerimizin okumaları hatta bazı hikâyelerini aynen yazmaları gerekir. Yazdıkça açılacaklar; çünkü dile hâkim olmak sadece okumakla deÄŸil, aynı zamanda yazmakla mümkündür.
YAZMAK DA ÖNEMLİ
Gençlerimizin veya toplumumuzun okuması yeterli deÄŸil, okuryazar olabilmeleri için yazmaları da gerekir. Biz kitap medeniyetinin çocuklarıyız. Ben, bu kavramı sıklıkla zikrediyorum ve buna deÄŸer veriyorum. Bizim tarihimizde kitabın deÄŸeri çok fazladır. İslam medeniyeti kitap medeniyetidir. Yazı yazmak sanattır. İnsan ruhunu ve gözünü dinlendiren hat sanatımız bunun anlatmaya yeterlidir.
Teknolojinin olumsuz etkileri ne yazık ki bizi kalem ve kâğıttan uzaklaÅŸtırdı. Mektup yazabilsek mesela… Gençlerimizin elinde daima kalem ve kâğıt olmalı. Yazı atölyelerini yaygınlaÅŸtırmalıyız. Kitap tahlili yaptığımız gibi yazı çalışmaları da yapmalıyız. Edebiyatımızın köÅŸe taşı olan yazarlarımızın eserlerini yazmalıyız. Bu, bize üslûp kazandıracaktır.
KALEM ÂÅžIK, KÂÄžIT MAÅžUK
Bizi var eden iki deÄŸer var: kalem ve kâğıt. Kalem âşıktır, kâğıt maÅŸuktur. Bu iki aÅŸk bizim medeniyetimizi doÄŸurmuÅŸtur. Bu gün tarihe baktığımızda kılıçla kazandığımız birçok coÄŸrafyayı kaybetmiÅŸiz. Ancak kalem ile kazandığımız kalpler ve coÄŸrafyalar hâlâ bize ait. Bunun en önemli örneÄŸi Yunus Emre’nin ve Mevlana’nın Amerika’dan, Japonya’ya Dünyanın her beldesinde karşılık buluyor olmasıdır. Bu deÄŸerlerimizin okunuyor olması bizim kalem ile kazandığımız kalplerin ve coÄŸrafyaların hâlâ bize ait olduÄŸunu gösteriyor. O bakımdan kalem ve kâğıt bizim tutunacağımız en önemli silahtır, güçtür. Gençlerimizin muhakkak suretle kalem ve kâğıtla yetiÅŸmesi gerekir. Okuması yetmez, yazmalarını da arzu ediyoruz.
Büyüklerimizin kâğıda karşı hürmetini biliriz. Kâğıt kutsaldır. Kâğıda Allah ismi yazılmıştır dolayısıyla kâğıt yere atılmaz, pis iÅŸlerde kullanılmaz. Bu bakış idi bizi medeniyet sahibi yapan. Ahlakî öÄŸretilerimiz en çok ÅŸiirle anlatılmıştır.
Åžairlerimizin çoÄŸu derviÅŸtir. DerviÅŸler de kalem ve kâğıda sarılmıştır. İnsan çoÄŸu kez konuÅŸarak ifade edemediÄŸini yazarak anlatır.
Kalem ve kâğıt bizi geçmiÅŸten bugüne taşıdı, yarına da bu iki âşık taşıyacak.
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Ali Bal |
10-11-17 |
||
| E mail: milatgazetesi.com | Tweet | ||