İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / OKUMAK
Okunma Sayısı: 1129
Yazar: Behçet Gülenayla mülâkât
ŞUURUN KAPISI ANCAK KİTAPLA AÇILIR

ŞUURUN KAPISI ANCAK KİTAPLA AÇILIR

“Şuurun Kapısısı ancak ve ancak kitapla açılır.” diyen Batman’ımızın yetiştirdiği ve edebiyatımıza  kıymetli eserler vermiş olan değerli hocamız Şair ve Yazar Behçet GÜLENAY’la ‘Her Güne Bir Kitap’ etkinliği ile ilgili konuştuk.

Sayın Hocam son günlerde özellikle şehrimizin kitap ve kitapseverler dünyasında hakikaten kıymetli projelere önayak olmak suretiyle ciddi bir muhabbet kazandınız, bu konuda sizleri tebrik eder ve bize vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Takip ettiğimiz kadarıyla kısa zaman önce başladığınız, okur kitleniz ve kitapseverler arasında da günden güne yankı bulan bir etkinliği hâlâ devam ettirmektesiniz. Son günlerde çokça konuşulan ve etkileri görülen ‘Her Güne Bir Kitap’ etkinliğinizin başlama serüveni ve içeriği ile ilgili bizleri biraz aydınlatır mısınız?

Eyvallah, Bir kitapsever olarak kitaba verdiğiniz kıymet önemlidir. Bizler de size muhabbet beslemekteyiz Muhammed İkbal kardeşim. İşin aslı, çevremizde topluma ve insanlarımıza baktığımız zaman itiraf etmemiz gerekir ki kitaba karşı biraz soğukluk var. Genel anlamda söylemek gerekirse kitaba ısınan bir millet olduğumuz söylenemez. Bir anlamda çevremizdeki insanları kitaba ısındırmak ve onlara kitap sevgisi aşılamak, okuma kültürünü yaygınlaştırmak ve daha önemlisi ihya ihya ve inşa edecek bir neslin kalbinde, zihninde küçük de olsa bir ışığa, bir aydınlanmaya vesile olmak için bir mum yakmaya karar verdim. Başta kitabı seven, okumadan duramayan, yazmadan yaşayamayan biri olarak 9 Kasım 2017’den itibaren 365 gün boyunca tanımadığım, sokakta yürürken herhangi bir insanımıza selam verip – ki bu durum da toplum olarak terk ettiğimiz aramızda selamın yayılması için de iyi bir vesile oluyor. – sonrasında kendi kitaplığımdan aldığım kitaplardan bir kitabı hediye ediyorum. Bilirsiniz ki herkesin kalbinde bir ‘kitap okuma sevgisi’ mevcut fakat sevdiğimiz şeyleri gerçekleştirebilmek için zihnimizde olgunlaştırıp da gerçeğe dönüştürmemiz gerekir. Bunu açığa çıkarabilmek zihnen ve kalben içimizde barındırdığımız hasletlerin fiile dökülmesini icap ettirir. Mehmet Akif İnan’ın da bir şiirinde dile getirdiği gibi ‘Her eylem yeniden diriltir beni’ düsturundan hareketle ‘okumak, yazmak, düşünmek en güzel eylemdir’ fikrini de kalbime yerleştirerek böyle bir etkinliği başlatıp bir yıl süreyle ve her gün bir kardeşimize bir kitap hediye etme sözü verdim kendime. Bununla birlikte o günden sonra kendi kitaplığım için de kitap temini ederken bir yerine iki kitap satın almaya başladım ki birini hediye edebileyim. Zaman zaman okuyup bitirdiğim kitaplığımdaki başucu kataplardan da hediye ediyorum. Bu çalışmayı inşaallah sadece bu yıl değil, önümüzdeki yıllarda da sürdürebilirim. Hatta ümit ederim ki ben devam ettiremezsem bile çevremizdeki insanlara bu konuda önayak olup bu bilinci kazandırabilirim. Zaten kitap hediye ederken şunu altını çizerek belirtiyorum; ‘Bu kitabı size hediye ediyorum, lütfen siz de okuduktan sonra bir başka okura hediye edin.’

Hakikaten de çok faydasını göreceğimiz bir etkinliğe benziyor. Ümit ederim ki amacınıza ulaşabilmek için faydalı sonuçlar elde edersiniz. Peki bu etkinliğe başladıktan sonra aldığınız tepkiler, bunların okurlara olan yansıması, kitapseverlere olan etkileri nasıl oldu?

Çok etkili bir çalışma oldu ve aldığım tepkilerin de ekseriyeti olumlu tepkiler. Örneğin kitap hediye ettiğim tanımadığım bir kardeşim önce şaşırıyor, küçük bir duraksamadan sonra “Ya bu çok güzel bir şey, nasıl daha önce böyle bir şey düşünememişiz. Bundan sonra ben de imkanlarım ölçüsünde kendi çevreme başka hediyeler alacağıma kitap hediye edeceğim” diyebiliyor. Bu tür tepkilerle karşılaşınca zaten amacıma ulaşmış olduğumu hissediyor ve mutlu oluyorum. Etkinliğe başladığım müddet içerisinde bir kitabın tanımadığım insanlarla olan muhabbetimizle birlikte nasıl güzel sonuçlarla kısa süre içinde bizlere geri döndüğünü somut bir şekilde görebiliyorum. Ayrıca yakın çevremizde olan okurlar da zaman zaman kitap talebinde bulunabiliyor. Hatta öyle ki bazen günde 5 kitap bile hediye ettiğim oluyor.

İyi ama günde 1 kitap taahhüt etmiştiniz. Bir gün için birden fazla kitap vermeniz, diğer günleri etkilemiyor mu? Yani bir günde birden fazla kitap verdiğiniz zaman, ertesi günlerden kısmak gibi bir sonuç doğmuyor mu?

Bu anlamda verdiğimiz kitapları bir sonraki günden kısma durumu asla söz konusu olmadı, olmayacak da Allah’ın izniyle. Ama bazen yoğun olduğumuz günlerde vermeye zaman bulamayacağımızı düşündüğümüz kitapları bir önceki günden sonraki günün hediye kitabını verebiliyoruz. Böyle ekstrem durumlar olsa bile bir sonraki günleri etkilemedi şimdiye kadar.

Aklıma gelmişken şunu da sormak istiyorum; bu olumlu tepkilerin haricinde olumsuz bir vaka veya eleştiri ile de karşılaştığınız oldu mu?

Tabi ki oluyor. Kimi dostlarımız, bu etkinliğin insanları bedava kitaba alıştırdığını düşünüyor fakat buna çok ehemmiyet vermiyorum. (gülümseyerek) Çünkü okumaya giden yolların çoğunun mübah olduğu kanaatindeyim. Ayrıca bu etkinlik süresince farklı bir olayla da karşılaştım onu da aktarmak isterim. Etkinliğe başladığım günden beri yanımda sürekli olarak minimum 15-20 kitap bulundurmaya gayret gösteriyorum ki hediye edeceğim kardeşimiz için seçenek şansı olsun. O gün, bir kardeşimizi bulup kendisine kampanyamız ile ilgili bilgi verdikten sonra heybemizdeki kitapları gösterip bunlardan birini seçebileceğini söyledim. Kitapların arasında hakikaten kıymetli eserler vardı. (bunlardan bazıları; Cengiz Atmatov, Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Doğan, Tolstoy’un Risaleleri, İbrahim Tenekeci, Mustafa Kutlu vs.) Kitaplara şöyle bir göz ucuyla bakıp küçümser surette nazar ettikten sonra popüler kültür yazarları arasında kendilerine yer edinmeye çalışan birkaç isim sayıp falanca-filanca yazarların kitapları yok mu diye tuhaf bir istekte bulundu. Bahsettiği yazarların kitaplarının halihazırda yanımızda bulunmadığını söylediğimde kendisi “Ben bunları okumam” diye biraz da yüksek perdeden reddetti. Tabi bunları da hoş karşılamak gerekir.

Tabi böyle tuhaf talepler de olabiliyor. Sanırım sizi kitapçı bellemiş, neyse… Hocam şair ve yazar kimliğinizden ötürü kitapla ve kitapçılarla, yazarlar ve yayımcılarla olan bağınızın da kuvvetli olduğunu biliyoruz. Çevrenizde de bu özellikte insanlar da var muhakkak. Bu kişilerin, kampanyaya olan bakış açıları ve destekleri nasıl peki?

Başta da belirttiğim gibi kendi kitaplarımdan hediye etmek üzere yola çıktım ve hakikaten olumlu yansımaları oldu. Yayınevi sahibi ve yazar arkadaşlarımızın da dikkatini çekti bu kampanya. Yazar arkadaşlarımdan kimisi, kendi imzalı kitaplarını gönderip hediye etmemize vesile oluyorlar. Bunlarla birlikte yayıncı arkadaşlarımız da katkıda sundular; Cağaloğlu Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Siyami Boylu, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı ve Nar Yayınları Genel Yayın yönetmeni Tayfur Esen, Mütercim Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Arslan ve Çıra Yayınları edebiyat dizisi editörü şair ve yazar Şakir Kurtulmuş beyefendiler de katkıda bulundular. Fakat şunu da özellikle belirtmek isterim ki etkinliğe başlarken kimseden özel destek istemedim, zira kendi öz kaynaklarımla bu işe başladım. Yani kitap isteme gibi bir talebimiz yok, kendileri sağ olsunlar lutfettiler. Esas niyetimiz onların da bu etkinliği kendi çevrelerinde uygulayıp insanları okumaya götüren yolda bir kapı aralamaları.

Şunu da merak etmiyor değiliz; Batman haricinde hangi şehirlerde bu kampanyayla ilgili etkileşiminiz oldu ve kampanyanın nerelerde etkilerini gördünüz?

Batmanlı olup Batman’da ikamet ettiğimiz için kampanyaya da burayı merkez alarak başlamamız icap etti ve en yakınımızdakinden başlamak suretiyle yola koyulduk. Bu zaman içinde çevre ilçe ve köylere de kitap gönderdik. bir kaç gün önce dezavantajlı bir köy okulumuzun kütüphanesine 150 civarında kitap kazandırdık. Hatta bu süreçte başka şehirlerden de kitap talebinde bulunan kardeşlerimiz oldu. Bunların bir kısmını karşıladık. Aslında kimi insanlar bunun bir şov olduğunu düşünebilir ama biz attığımız her adımın bir şuur vesilesi olduğunu düşünüp bunun için böyle bir işe giriştik. Aslında mali külfeti olan bir iş, toplu kitap bağışlarımızla yanında 365 gün boyunca vereceğimiz kitapların maddi bedelini karşılamak çok da kolay değil. İşe biraz daha geniş çerçeveden bakmak gerekirse, metropollerden taşra şehirlerine kitap trafiğinin var olduğu gerçeğni bir nebze tersine çevirmiş olduk şükürler olsun. İstanbul’dan, Düzce’den, Diyarbakır’dan kradeşlerimiz kitap talebinde bulunmak için aradılar. Geçen hafta İstanbul Gülsuyu İmama Hatip Ortaokulu’na yüz civarında kitap hediye ettik. Belki de ilk defa Batman’dan kültür sanatın, okumanın merkezi olan İstanbul’a kitap bağışı yapıldı.  Nasip olursa diğer talepleri de zaman içinde karşılayacağız. Yine etkinliğimizin başka güzel bir yansıması Konya’da bir başka güzel dostumuz eğitimci ve yazar İzzet Irmak da ‘Her Güne Bir Kitap’ etkinliğimizden esinlediğini belirterek ‘Her Haftaya Bir Kitap’ etkinliği başlattı. Zaten amacımız da bu işi ulusallaştırmak, ümit ederim ki bu güzel örnekleri çoğaltırız.

Bu çalışmaları yapıyorsunuz ama esas merak ettiğimiz mesele de şu aslında; kitaba ve kitapseverlere olan bu ilginizin sebebi ve kaynağı nedir?

Başta belirttiğim gibi okumadan, yazmadan, kitabı koklamadan yaşamanın zevkini alamıyorum fakat bundan ziyade önemsediğim şey şu ki ben en çok da insanları ve insanlığı önemsiyorum ve bu yüzden bu çabanın içerisindeyim. Çevremizi düşündüğümüz zaman ne kadar bilinçli bir toplum içindeyiz, bu sorgulanmalı. Allah’a inanan bir toplum olarak üzerimize düşeni yeterince yerine getiriyor muyuz? Cenâb-ı Allah, el açıp da sadece kavli dua ile yetinmemizi değil amel etmemizi, dilenmemizi değil direnmemizi ister. Yani bize düşen şu ki kafa ile kalbin evliliğni gerçekleştirip adı ‘şuur’ olan evlatlara ulaşmamız gerekir. Bunun da kapısı ancak ve ancak kitap’la açılır. İnsanlarımızın, olup biten meseleler üzerinde tefekkür edip sorgulaması gerekir. Eyleme geçebilmek için de ancak kitapla kapıları açmamız gerekecektir. Yani kitap, birer araç olup bir vesile olarak elimizde sürekli bulunmalıdır.

Yayımlanmış 9 farklı eserinizin olduğunu biliyoruz, bu kampanya dahilinde hediye ettiğiniz kitaplar içinde kendi kaleminizden çıkan kitaplar da var mı acaba?

Tabi bugüne kadar diğer yazarlarımızdan, farklı isimlerden kitaplar hediye etmeye çalıştım. Fakat kendi kitaplarımdan özellikle isteyen kardeşlerimiz de oluyor. Bunları hediye etmenin doğruluğu tartışılır fakat okurları da kırmamak adına nadiren de olsa müellifi olduğum kitaplardan da imzalı olarak hediye ediyorum.

Son olarak, hediye ettiğiniz kitaplar içinde, Ümmü’l-kitâb olarak bildiğimiz Kur’ân-ı Kerim hediye etmek gibi bir düşünceniz de var mı?

Aslında genel olarak belirtmek gerekirse bunun kurumsal olarak devlet eliyle yapılması gerekir diye düşünüyorum. Zira batı alemine baktığınız zaman orda kutsal kitapların devlet eliyle inananlara verildiğini görürsünüz. Bütün okumaların, bütün kitapların ana kaynağının Kur’ân-ı Kerîm olduğunu düşünürsek okunan, hakkıyla okunacak bir kitabın da sonuç itibariyle bizi Hakk’a götürmesi gerektiğinin bilincindeyim. Bunun bir kamu hizmeti olarak; Kur’ân-ı Kerim’in de devlet eliyle basım ve dağıtımının yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Eyvallah sayın Hocam, kıymeli vaktinizi ayırıp da bu güzel etkinliği başlattığınız için, bu bilgileri bizimle paylaştığınız için, ve insanımıza kitaba ulaşma noktasında kocaman sürprizler yapılmasına vesile olduğunuz için gönülden teşekkürlerimi belirtmek isterim; zevâl görmeyesiniz.

Ben, özellikle kitaba ilgi ve alakanıza ve şahsıma olan teve

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Behçet Gülenayla mülâkât
26-12-17
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ŞUURUN KAPISI ANCAK KİTAPLA AÇILIR
Online Kişi: 31
Bu Gün: 163 || Bu Ay: 5.635 || Toplam Ziyaretçi: 1.780.272 || Toplam Tıklanma: 44.708.529