HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 1566
Yazar: Zekeriya KurÅŸun
ÖĞRETMENDEN HABERSİZ ÖĞRETMEN YETERLİLİK PROGRAMI

ÖÄžRETMENDEN HABERSİZ ÖÄžRETMEN YETERLİLİK PROGRAMIEÄŸitim ve öÄŸretmen: Hayaller ve gerçekler

EÄŸitim ve öÄŸretimde nefes alma zamanı. Üniversiteler ile ilk-orta öÄŸretim kurumları yarıyıl tatiline hazırlanırken MEB’den bir okuma ödevi geldi. Uzun araÅŸtırmalar, toplantılar, anket ve görüÅŸ toplamalar sonunda ülkemizin Milli EÄŸitimi’ne yön verecek bir doküman oluÅŸturuldu. Bütün paydaÅŸları ile paylaşılan bu belgenin baÅŸlığı “ÖÄŸretmenlik MesleÄŸi Genel Yeterlikleri”dir. Metin içinde yüzlerce defa kullanılan “yeterlik” kelimesine takılmadan geçilse bile gerisini anlamak için bir hayli çaba göstermek gerekiyor. MEB’in paydaÅŸları olabilecek pek çok kiÅŸiye, ayrıca teÅŸkilatın içinde bazı yetkililere sordum pek okuyana rastlamadım. Oysa sessizce hayatımıza giren bu iddialı belge Türkiye’nin doÄŸrudan üçte ikisinin, dolaylı olarak da herkesin hayatına dokunuyor.

EĞİTİMDE ‘YETERLİK’ Mİ, ‘YETERLİLİK’ Mİ?

İlki 2006 yılında hazırlandığı anlaşılan ve muhtemelen o tarihlerde üretilen tercüme ve ucu açık kalıplara dayanan bu yeni belgenin gerekçesi; dünyada yaÅŸanan “toplumsal dönüÅŸüm sürecinde etkili iletiÅŸim, farklı kültürleri tanıma ve yüksek düzeyde iÅŸbirliÄŸi geliÅŸtirmeye” dayandırılmıştır. “Küresel rekabetin” arttığı dünyada, “çözüm odaklı düÅŸünme gibi üst düzey biliÅŸsel becerilerin öneminin” farkında olduÄŸunu söyleyen MEB, bu belge ile öÄŸretmenlerimizin “mesleki bilgilerini, becerilerini, tutum ve deÄŸerlerini” arttıracaktır. Buna da “yeterlik” denilmektedir.

Sadece yan yana ve alt alta yerleÅŸtirilmiÅŸ kelimelerden ÅŸiir yazıldığı bir dünyada, tırnak içinde verilmiÅŸ kavramlar ile öÄŸretmenlerimize de ‘yeterlik’ saÄŸlanması mümkündür elbette. Ama bu belge mesleÄŸe yeterlilik, uygunluk ve ehliyet kazandırır mı, bilemem. On altı sahifelik metnin zaten yarısı sunuÅŸ ve giriÅŸten ibaret. Uzun uzun öÄŸretmenlik mesleÄŸinin kutsiyetinden, dünya ve Türkiye’deki eÄŸitim tarihinden bahsedildikten sonra mahcup bir edayla “yeterlik” bahsine geçiliyor.

MESLEKİ ‘YETERLİK’ BELGESİ YETERSİZ

Eflatun’dan Farabi’ye; Fatih’in Eyüp ve Ayasofya medreselerindeki sıbyan muallimlerine verilen derslere, RüÅŸtiyelerin kurulmasından, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na kadar lafı dolaÅŸtıran uzun mukaddime keÅŸke bir eÄŸitim tarihçisinin kaleminden çıksaydı da zevkle okuyabilseydik. Ama yine de böyle bir metinde bu tarihçenin hele bu tarzda sunulmasının gerekçesini sormadan geçemezdik. Tabii ki bu uzun giriÅŸin konuya bir türlü gelemeyen, dersini çalışmamış tembel bir öÄŸrenci davranışı olduÄŸunu da gözümüzden kaçırmadık.

Metinde bugüne kadar konu ile ilgili Türkiye ve Avrupa mevzuatı ve deÄŸiÅŸikliklerine de yer verilerek, aslında bu belgenin bir strateji belgesinden ziyade sanki üretilmesi gereken zorunlu bir belge olduÄŸu izlenimi verilmiÅŸtir.

Oysa biliyoruz ki bizim en çok geliÅŸtirmeye ihtiyacımız olan alan eÄŸitimdir ve eÄŸitimin de öÄŸretmen yeterliliÄŸi veya ehliyeti ile birebir iliÅŸkisi vardır. Türkiye’yi 2023, 2050, 2071 hedeflerine ulaÅŸtıracak yegâne araç, ilköÄŸretimden yükseköÄŸretime kadar geliÅŸtirilmiÅŸ, dünya ile yarışabilen, sorgulayan, eleÅŸtiren ve üretebilen; evrensel deÄŸerleri kazandırırken milli deÄŸerleri önceleyen eÄŸitim sistemimiz olacaktır. Bu yüzden “dostlar alışveriÅŸte görsün”  diye kaçamak bir tarzda, “yapmış gibi” olmak Türkiye’ye fayda deÄŸil zarar vermektedir. Hele hele bunu üç-beÅŸ tercüme cümleler üzerinden yapmaya kalkmak felâkettir.

Bu düÅŸüncemde yanıldığımı varsayarak bu belgeyi okumuÅŸ olan eÄŸitim uzmanlarına baÅŸvurdum. Uzmanlardan bu dokümanda “yapılandırmacı” bir anlayışın egemen olduÄŸu ve ne evrensel deÄŸerleri ve ne de milli deÄŸerleri gerçekleÅŸtirebilecek yeterliliklerin burada sunulan ucu açık ifadeler ile mümkün olmadığı cevabını aldım. EÄŸitimde yapılandırmacı yaklaşımın avantaj ve dezavantajlarından bağımsız olarak; öÄŸretmen yeterliliÄŸinin saÄŸlanmasını amaçlayan bir belgede,  mümkün olduÄŸunca öÄŸretmeni devre dışı tutan bir anlayışın nasıl bir motivasyon saÄŸlayacağını da sormadan geçemedim.

Belgede hiç mi iyi bir ÅŸey yok. Elbette var. Milli EÄŸitim Temel Kanunu’nda zaten yazılı olan veya bugüne kadar yapılan Milli EÄŸitim Åžûraları’nda gösterilen ama hayata geçirilemeyen idealler burada da yer almaktadır.

Bir güzel ayrıntı da ülkemizdeki öÄŸretmenlere verilen deÄŸere dairdir. Belgemize göre “Türkiye öÄŸretmene deÄŸer verme bakımından dünyada önde gelen ülkelerdendir. Küresel ÖÄŸretmen Statüsü Endeksi'ne göre de Türkiye’de öÄŸretmenler, toplumda gördükleri saygınlık bakımından dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Hatta TÜBİTAK tarafından desteklenen bir mesleki itibar araÅŸtırmasına göre, öÄŸretmenlik Türkiye’de statüsü en yüksek dördüncü meslektir” denilmektedir. DoÄŸrusu bu sonuçların deÄŸerlendirmesini milyona dayanmış öÄŸretmenlerimiz yapacaklardır. Ama “bilen ile bilmeyenin bir olmadığını” bildiren âyet-i kerime ile Hz. Ali’ye atfedilen “bana bir harf öÄŸretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünü referans gösteren bu metinde öÄŸretmenin statüsünü daha yükseklere çekme konusunda bir iddianın olmaması da doÄŸrusu yadırganmaktadır.

EĞİTİMDE REFORM ŞART

ÖÄŸretmen niteliklerinin artırılmasına dönük niyet ve arzunun ortaya konduÄŸu bu belgede bunlara ulaÅŸma yolları konusunda sadece bir arayış gözlenmektedir. Yoksa bu belge, iddia edildiÄŸi gibi, öÄŸretmenlere bilgi, beceri ve tutum kazandıracak referans bir nitelik taşımamaktadır. Ancak yapılabilirliÄŸi ÅŸüpheli de olsa performansa dayalı, geliÅŸtirici ve ödüllendirici bir yaklaşımın sergilenmesi ise umut vericidir.

Türkiye zor bir dönemden geçmektedir. Kendimize gelmek zorundayız. Pek çok konuda önemli baÅŸarılar elde eden Türkiye, maalesef eÄŸitimde ilköÄŸretimden üniversiteye kadar yığınla sorunlar ile boÄŸuÅŸmaktadır. Bunların üstesinden gelmenin yolu ortak akıl ile üretilip sıkı sıkıya takip edilen, sürdürülebilir bir eÄŸitim sisteminden geçmektedir. Parça parça iyileÅŸtirmeler, kurumlar veya ÅŸahıslar bazında elde edilen baÅŸarılar aldatıcıdır. MEB, YÖK ve bütün paydaÅŸlar palyatif tedbirler, içi boÅŸ belgeler üretmekten vazgeçerek, birlikte Yeni Türkiye’nin eÄŸitim sistemini oluÅŸturmak zorundadırlar. İlgili bütün kurumlar yeniden “baÅŸaramadık” piÅŸmanlık ve uyarısını duymamak için eÄŸitimde ihtiyacımız olan reformu hemen baÅŸlatmalıdırlar.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Zekeriya KurÅŸun
15-01-18
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÖĞRETMENDEN HABERSİZ ÖĞRETMEN YETERLİLİK PROGRAMI
Online KiÅŸi: 36
Bu Gün: 195 || Bu Ay: 7.000 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.684 || Toplam Tıklanma: 58.647.915