AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 327
Yazar: Zekeriya Kurşun
LİBYA'DA SESSİZ SEDASIZ BİR ŞEYLER OLUYOR

LİBYA'DA SESSİZ SEDASIZ BİR ŞEYLER OLUYORTürk-Libya ilişkileri ve Orhan Koloğlu

Libya’da sessiz-sedasız bir şeyler oluyor. Hafter’in elinde bulunan Vatya ve Tarhuna üslerine Libya’nın meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı güçlerin gerçekleştirdikleri operasyonlar sürüyor. Türkiye’den sağladığı teknik destek sayesinde UMH’nin son teşebbüsleriyle, Hafter’in 2019 yılında stratejik Tarhuna bölgesinde bir saldırı üssü olarak kurduğu 9. Tugayı’nın yetersizliği sahadaki dengeleri değiştirmeye başladı. Dış dünyadan, özellikle de BAE’den aldıkları desteğe rağmen başarısız olan 9. Tugay, meseleyi propaganda savaşına taşıdı. Daha doğrusu Hafter’in adamları mezarlıkta ıslık çalmaya başladı.

Tugay komutanı ile yapılan ve kendi haber sitelerinde, 18 Nisan’da yayımlanan mülakatta, “Türkiye’nin Libya’ya müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna cevabı aynen şöyle idi:

“Tugayımız, Türkiye’nin müdahalesine tıpkı diğer Libyalıların baktığı gibi bakmaktadır. Bunu, Türkiye hükümetinin bölgede nüfuzunu kurma ve genişletme gayreti olarak görmektedir. Bu girişim bir Türk işgalidir, Osmanlı Devleti’ni iade ederek, Libya’nın kaynaklarını ele geçirmektir. 9. Tugay ve ordunun diğer kısımları, Osmanlı işgalinin yeniden geri dönmesine izin vermeyecektir. Tıpkı ordunun diğer birimleri gibi tugayımız, Osmanlı’nın iadesi projesinin gerçekleşmemesi için savaşmaktadır.”

Bütünüyle propaganda kokan ama daha önemlisi son yüzyılda bölgede oluşturulan zihniyetin bir yansıması olan bu sözlerin tutar tarafı yoktur. Buna rağmen etkisi çoktur. Zira mandacıların tayin ettikleri eğitim programcıları kaç nesildir Arap Dünyası’na aynı iddiaları söyletmektedir. Kendi sömürü düzenlerini perdelemek için dayattıkları eğitim programları, Osmanlı dönemini “işgal” olarak nitelemektedir. Oysa tarihi belgeler ve kaynaklar göstermektedir ki; -Abbasi ve Emevî devletlerinin toplamından sonra- Arap dünyası, en uzun siyasi istikrarı Osmanlılar asrında yaşamıştır. Bu hakikati Arap kamuoyu en azından son yüzyılda yaşadıklarından dolayı çok iyi bilmekte, fakat onlara musallat olan rejimler ve cellatlarına âşık yöneticileri yüzünden itiraf etmekten korkmaktadırlar.

Biraz Libya tarihinde dolaşalım. Osmanlı Devleti, Libya’ya İstanbul’dan bir cihat fetvası alarak gitmemiştir. Bilakis, Libya halkının İspanyol zulmünden kurtulmak için davetleri üzerine gittiğini bütün kaynaklar yazmaktadır. Nitekim, bu davet asırlarca onları dış tehditlerden korumuş ve Türkler ile Libyalıların adeta bir aile gibi kaynaşmalarına imkan sağlamıştır. Bu bilinçte olan Libyalılar, oradaki Türklerin varlığından hatta tarihte kurulan Türk hanedanlıklarından asla rahatsız olmamışlardır. 1911 yılında İtalyanlar yeni bir dış tehdit olarak ortaya çıktığında Libyalıların yanında yine iki genç Osmanlı subayı yer alacaktır. Enver ve Mustafa Kemal beyler. Her ikisinin adı Libya çöllerinde hâlâ destansı anlatımlara ve şiirlerine konu olmaktadır. Tıpkı, Ahmet Senüsi’nin Libya’dan gelip Türk Milli Mücadelesi’ne verdiği destek gibi. Henüz genç bir askeri öğrenci iken Libya savunmasına koşan ve “Trablusgarp’ı ikinci vatanım bilirim” diyen General İhsan Aksoley’den; ya da imparatorluk çökerken, Libya cephesinin kumandanlığını sürdüren Şehzade Osman Fuad’dan ve daha nicelerinden söz etmiyorum bile.

İtalyanlar, Libya’yı kendi haline bırakıp Senüsi Krallığı kurulduğunda, Kral İdris’in ilk yöneldiği ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. O kadar ki, Türkiye’den başbakanlık yapacak birini talep etmiştir. Libya Krallığı’nın ilk başbakanı olan Koloğlu Sadullah Bey’in (Arap kaymakamın) hikâyesi bugüne kadar çok anlatıldı. Tekrara hacet yoktur. Ama onun iki ülke ilişkilerinde attığı tohumlar farklı bir hâlet-i ruhiye ile krallığı deviren Kaddafi’de bile yeşermiştir. Nitekim o tohumlar, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda meyvesini verecek ve Kaddafi’nin yardımları Türkiye’ye ulaşacaktır.

Kaddafi zamanında bir istisna dışında bütün sivil toplum kuruluşları yasaklanmış ve yenilerinin kurulmasına izin verilmemiştir. İstisnai olan tek kuruluş, Türk-Libya Dostluk Derneği’dir. Bu derneğin Libya’daki faaliyetlerine izin verildiği gibi, Trablusgarp’ta II. Abdülhamid zamanında inşa edilen Sanat Mektebi binasının bir bölümü de derneğe tahsis edilerek, ilişkiler ihya edilmiştir. Kaddafi felsefe olarak, zaman zaman Osmanlı asırlarına, diğer Arap milliyetçileri gibi bakmasına rağmen, Kuloğullarından ve Türkiye-Libya ilişkilerinin gelişmesinden hiç rahatsız olmadığına bizzat şahidim.

Kaddafi döneminde Libya’da en çok sevilen, sürekli davet edilen ve konferanslarına en üst yöneticilerin bile katıldığı isim kimdir bilir misiniz?

Geçen hafta rahmet-i Rahman’a kavuşan ünlü gazeteci-tarihçi aziz dostum Kuloğullarının son temsilcisi; Of ve Sürmene’nin Arap kaymakamı, Karadeniz damadı ve Libya Başbakanı Sadullah Bey’in oğlu Orhan Koloğlu’dur.

Orhan Koloğlu, Türkiye’de tarihi sevdiren; özellikle popüler tarihçilikte uçlarda dolaşanlara ayar verip yakın tarihin insaf dairesinde ele alınabileceğini öğreten kişidir. Aynı zamanda o, -pek bilinmese de- Libya tarihçiliğinin kurumsallaşmasının ve özellikle uzun bir aradan sonra Libyalıların Osmanlı tarihini keşfetmelerinin önünü açan kalemdir. Libya’da Türkiye basın temsilcisi olarak bulunduğu yıllarda Orhan Koloğlu, hem araştırmalarıyla ve hem de dikkatlerini Osmanlı belgelerine çekmesiyle eski Libya Milli Mücadele Merkezi (Merkez el Cihad el-Libî), şimdiki Libya Arşiv ve Tarih Kurumu’nun şekillenmesine büyük katkı vermiştir.

Hülasa, Türk-Libya İlişkileri ne içeride kafalarını kuma gömenlerin ne de Hafter’in etrafındaki dar kafalıların anladığı gibi değildir. Bu ilişkiler çok daha derinlerdedir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınz.

Yazar: Zekeriya Kurşun
20-04-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
LİBYA'DA SESSİZ SEDASIZ BİR ŞEYLER OLUYOR
Online Kişi: 26
Bu Gün: 240 || Bu Ay: 6.659 || Toplam Ziyaretçi: 1.670.533 || Toplam Tıklanma: 42.822.277