İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : SANAT / ŞEHİR ve MÎMÂRÎ
Okunma Sayısı: 215
Yazar: Hüseyin Acarlar
MÜSLÜMAN ŞEHİR VE EV ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-4

MÜSLÜMAN ŞEHİR VE EV ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-4Şehir gazeli...

Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında
Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin
Doğayı çarptıran konumlarına
Doğ ey güneş erit taştan adamı
Ve kurut taşları diken elleri
Babamın gölgesi koruyor beni
Oh ne güzel şehir bu eski şehir
Dönüştür ey kalbim bahçeli eve
Anlamı ezen o makinaları
Kurtuluş haberi olsun dünyaya
Ayırma üstümden bir an gölgeni

Mehmet Akif İnan

Doğru yola gitmek isteyen doğru yöne yönelmeli. Şeş cihetten habersiz kalan evin yolunu şaşırır.

İçinde hikmetin olduğu beytler (evler) hay olunan mahalleleri; dirilen ve dirilten mahalleler, medineyi (şehri) oluşturur.

Çıplak sesle ezanın duyulduğu en son evde mahalle biter, yeni mahalle başlar. Mahallenin sınırı bulvarla çizilmez, ezanla belirlenir.

Mahalleli beş vakit ezanla dirilir her gün…

Mahallenin sınırını belirleyen Allahü Ekber nidasıdır. Odur diriltir meskenleri. Kulak ölçüsü esastır, göz nizamı değil. Ezanda kulağı olmayanın namazda gözü olmaz!

Din merkezlidir mahalle…

Şehir (medine), dini kimlikle oluşur. Kırk mesken bir cemaat olur ve o mahalde Cuma namazı kılınır. Kırk kişi olmayan yerde Cuma namazı eda edilmez. Cuma namazı için mahalle şarttır.

Mahallenin namusu olur ama mahallenin sermayesi olmaz. Sermayedar o nedenle modern kentlerde mahalleden ırak gettolara yerleşir. Mahalleye giriş için mahallenin hüviyetine riayet edilirse mahalleli olunur. Mahallede evvel emirde şart, mahallenin adabına, kimliğine uygun olmaktır. Sermaye, şahsiyet için şart konulmaz...

Din kelimesinden türemiş bir kelimedir medine. Medinelilerin toplamında medeniyet (uygarlık –ümran-bayındırlık) oluşur.

Hangi din evin merkezinde ise şehrin merkez kaç kuvveti de odur. Şehirlerin din anlayışı da o medeniyetin belirleyici ruhudur.

Şehir bedeninde ev kalp gibi deveran ediyorsa evdir. İnsan, o evin içinde dolaşarak bir çeşit tavaf yaparak kan görevi görür. Nasıl ki sözü değerli kılan manadır, nasıl ki kalbi işlevsel tutan kandır. Evi işlevsel yapan da içinde dolaşan insandır.

İslam şehri canlı insan gibi bedeni ve ruhu olan, kokusu ve dokusu olan geçmişi ve geleceği olandır.

Müslüman Şehirde Cami o şehrin kalbidir. Kalpsiz şehir polis(kent) olur. Mabed; şehrin kalbi, eğitim öğretim görülen yerler ise o şehrin aklıdır. Yeşillik; şehrin ciğeri, su; o şehrin hayat pınarı, bereketidir. Akrabalar ve komşular şehrin organlarıdır.

Şehi/i/r farsça kökenli olmakla birlikte Arapçada ay manasına gelir. “Şehr” kendini gösteren, açığa çıkaran mealindedir. Meşhur kelimesi şehirden türer. Şehir dendiğinde, yüreğinde ne barındırıyorsa onu açığa çıkaran, gönlünü ortaya yere seren anlaşılmalı.

Şehir, dinsiz olmaz. Din, şehirsiz yaşanmaz.

Din, “Deyn” borç demektir. Deynin oluşabilmesi için bir ticaretin olması gerekir.

Alışverişin olduğu yerde alacaklı ve borçlu var demektir. Alacak verecek olunan yerde alışverişin kuralları olur Bu dolayısıyla üst kavram olarak bir hukukun varlığına delalettir. Alacaklı verecekli arasında birinin diğerine üstünlüğü yoksa bu hukukun üstünlüğünü ifade eder. Hukuki ihtilafları gideren kişiye de deyyan denir.

Abdullah bin Selam anlatıyor:

Allah'ın Resulü Medine'ye geldiği zaman halk, bölük bölük ona koştu. Allah'ın Resulü geldi, denilince O'nu görmek için ben de halk arasına karıştım. Nebiyyi Muhteremin yüzünü görünce anladım ki, O'nun yüzü, yalancı yüzü değildir. Ondan ilk işittiğim söz:

- Ey insanlar! Selamı, selamlaşmayı yayınız!

- Yemek yediriniz Akrabalık gözetiniz.

- Halk uyurken, siz namaz kılınız! Selametle cennete gidersiniz!

Yesrib ismini Medine-i Münevvere yapan Peygamber( as). Yesribli Müslümanlar(ensar) ile Mekke’den göç eden Müslümanları (muhacir) kardeş ilan etti.

Sonra bu Müslümanlarla birlikte Mescid-i Nebi’yi inşa ederek şehrin kalbini belirledi. Allah Resulü kendileri de bizzat malzeme taşıyarak inşaatta çalıştılar ve şöyle duada bulundular: "Ey Rabbimiz! Yüklenip taşıdığımız şu balçıktan dizilmiş ham kerpiç yükü Hayber (in hurma ve üzüm mahsullerinin nefis)hamulesinden daha hayırlıdır ve daha temizdir. Şüphesiz ki hayır menfaat ahiret ecri sevabıdır. Rabbim! Sen, Ensar ve Muhacirlere merhamet buyur!".

Sonra Suffe mescidi kurarak şehrin aklını (eğitim öğretim) inşa etti. Kalbin imarından sonra aklın imarı…

Medine pazarıyla ticaret merkezi kurdu.

Sonra Medine sözleşmesi ile anayasal çerçeveyi belirledi. Bununla şehirde birlikte yaşamanın hukukunu çizdi. İslam şehirlerinde olmazsa evvel kaide, adalet için hukukun üstünlüğü…

Din, şehrin ruhunu belirler demiştik.

Günümüzde Modern şehirler ve kadim şehirler nasıl bir ruha sahipler?

Barok ve rokoko mimarileriyle Rönesans ürünü Paris, Londra, Berlin, Moskova bir meydan etrafında milimetrik çizilmiş caddeleriyle militarist bir ruh esintisiyle öne çıkan binalardan örülü semtlerden kurulu. Binaların yükseldikçe insanların küçüldüğü bir dünya…

Birbirine değmeyen, selamlaşmayan, birbirini tanımayan, binalar arasında yok olan kalabalıklar… Birbirine sırt çevirmiş evler.

Bu modern dünyadan teknoloji çıkar ama büyük hikâyeler çıkmaz. Büyük şiirler çıkmaz. Büyük dostlukların çıkmaması gibi burada yemekten komşuya pay düşmez. Bu kentlere öykünen imarcılardan merhamet dilenilmez.

Mardin, Diyarbekir, Şanlıurfa, Şam, Bağdat Priştina, Buhara...

Merkezde bir camii ve ona çıkan yollar… Etrafını çevreleyen evler ile çıkmaz sokaklarıyla mahremiyetin tasviri birbirine değen, birbirinin sırtına yaslanmış, yüzünü camiye, yönünü kıbleye vermiş tavaf eden evler…

Destursuz girilemeyen, selamsız çıkılamayan ve hayatın diri diri yaşandığı mahalleler (içinde dirilen yer) ile Peygamber ve tevhid kokulu şehirler…

Bu şehirlerin içinde bütün müdahalelere rağmen tarihi kadar kadim kokulu mağrur ve mahcup mütevazı duruşlar…

İnsanlık damarı koca yürekli insan manzaraları…

Burada şiir çıkar, burada dost çıkar, burada büyük hikâyeler çıkar…

Burada komşuda pişen aştan diğer komşunun hakkı da düşer.

Bu şehirlerde hayatı belirleyen vahyin uyarısıdır.

“Allah mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın alıvermiştir.” (Tevbe; 111)

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Acarlar
12-07-20
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MÜSLÜMAN ŞEHİR VE EV ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-4
Online Kişi: 17
Bu Gün: 160 || Bu Ay: 3.262 || Toplam Ziyaretçi: 1.763.321 || Toplam Tıklanma: 44.211.110