
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 712 |
Tin ruhu öldüremez, fakat felsefeyi mort eder!
Türkiye’de çok kitap yaynlanyor, lüzumlusu var lüzumsuzu var.
Kât tüketimi eskiden kültürel bir ölçü idi. Artk deil. Çünkü Türkiye tuvalet kâd tüketiminde hzla ilerliyor! Henüz birinci srada yer alan ABD’nin kii bana 12.7 kiloluk rakamnn çok gerisindeyiz, fakat 10. sradaki Brezilya’ya (3.4 kilo) yaklayoruz. Türkiye’de fert bana ylda 2 kilo tuvalet kâd kullanlyormu. Kii ba toplam kât tüketimi 80 kilo olduuna göre, yine de iyimser olabiliriz. Fakat kât tüketiminde ilk sray karton ve ambalaj kâd alyormu. Yüzde 20’si ise bask ilerinde kullanlyormu, tabii bunun çou gazete baslarak tüketiliyor. Fakat unu hatrlayalm ki, tuvalet kâd tüketiminde ilk sralarda olanlar “taharet” nedir bilmiyorlar! Yani susuz temizleniyorlar ve dolaysyla tuvalet kâd tüketimi de yüksek oluyor! Yani bu sahada ilk derecelere girmemizin beklenmesi abes!
Yeni yaynlanan kitaplar takip etmeye çalyoruz. Çok fazla felsefî kitap yaynlanmyor, yaynlananlarn çounluu ise tercüme. “Felsefe dilimiz ne âlemde”, sorusunu cevaplamak istediimizde tercümeler bize daha fazla yardmc oluyor.
Ülkemizde 20. Yüzyln balarnda köklerinden kopmadan bir felsefe dili oluturuluyordu… Ahmed Naim Efendi, Rza Tevfik, smail Fenni Erturul, Ziya Gökalp, ekip Tunç, Hilmi Ziya Ülken, Nureddin Topçu… gibi önemli isimler bu sahada hatrda kalacak iler yaptlar. Fakat, 1941’de nönü’nün emriyle toplanan Felsefe ve Gramer Terimleri komisyonu bütün bu birikimi yok sayd. Bir sürü uydur kayr kelimelerle bu sahann yerleik anlamlarn allak bullak etti. Bugün üniversitelerimizde üzerinde mutabk kalnan bir felsefe dili yoktur. Herkes keyfine göre yazp çizmektedir (tabiî yazp çizenlerin az sayda olduunu belirtmemiz lâzm). Peki yazp çizen varsa okuyan var mdr? Mecburi okuyanlar, bu hocalarn talebeleridir. Merakl okuyucular da az buçuk bu kelimelere âina olmutur, o kadar.
lk faslda saydmz felsefe diline emei geçenler, zamanlarnn günlük gazetelerinde de yazarlar, böylece felsefî konular halkn anlayaca bir dille ifade ederlerdi. Artk felsefî konular halkn anlamas gerekli görülmüyor, hatta aydnlarn anlamas da önem tamyor, sadece felsefe alannda bulunanlarn bir argosu teekkül ettirilmek isteniyor. Buna argo demek bile doru olmaz, çünkü argo yapma/sentetik bir dil deildir.
Gözüme yaknlarda yaynlanan bir tercüme felsefe kitab takld: Hegel’in Tinin Fenomenolojisi. Martin Heidegger türkçeye bir hayli kitab çevrilmi mehur bir Alman filozofudur. Hegel ise, kendisinden çok söz edilmesine ramen, çok az kitab çevrilmi önemli bir filozoftur. Heidegger’in onunla ilgili kitab bu sebeple de önemli. Fakat kitabn “türkçe” ismi size de tuhaf gelmedi mi? “Hegel’in neyinin neyi” diyenleri duyar gibiyim!
Hadi fenomenoloji iyi kötü çkarlr, ya “tin”?
Biraz önce sözünü ettiimiz yapma dilin kelimelerinden biridir “tin”!
Kitabn orijinalinde “geistes” geçiyor. Onun karl “tin”. Bu kitabn ngilizce tercümesinde bu kelimenin karl “esprit”, Franszcasnda “sprit”.
“Esprit”in mânasn biliyorsanz, bu kelimenin “tin” olarak çevrilmesini espri sanrsnz! Çünki espri, espritüel, sprit, spirtüel, spirtüalist gibi kelimelerin zaman zaman kullanldn duymusunuzdur, muhtemelen siz de kullanm olabilirsiniz.
Biz “espri”yi çok kullanr yahut da çok espri yaparz! Fakat, kelimenin “ruh” manasna geldiini de biliriz.
Ruh kelimesi Türkiye’de herkesin bildii bir kelime. Neden herkesin bildii bir kelimeyi kullanmyoruz da “tin” diye zihnimizde çarm olmayan ne idiü belirsiz bir kelimeye sürüm vermek istiyoruz? Üstelik daha önce, ruh, ruhiyat, ruhbilimi, ruhbilimci, ruhçu, ruhçuluk, ruhiyatçlk, ruhiye… gibi kelimeler felsefe dilimizde kullanlmken.
imdi bütün bu kelimeleri tinletirelim: Tinbilimi, tinbilimci, tinci, tincilik, tinbilimcilik, tinsel!
Eski felsefecilerimiz “esprit” veya “sprit”i ruh, nefs olarak karlamlar. Bu iki kelime bizim halen bildiimiz, kullandmz kelimeler. Peki neden bu kelimeler yerine “tin” geçirildi? Böyle buyurdu smet!
Elbette bunu smet Paa yapmad, yaptrd. Zihnimize yaplan müdahaleler serisinde onun mühim rolünü teslim etmek lâzm.
Felsefe alannda ders veren, yazan, kitap yaynlayan “felsefeci”ler o zaman neden kendi kelimelerine sahip çkmadlar? Siyasî otoritenin zihinlerine müdahalesini neden reddetmediler? Neden “bizim dilimize, kelimelerimize karma” diyemediler?
Bunlar bedavadan aydn, haybeden entelektüel geçinirler ve bir de “feylozof” ünvann taknrlar fakat kendi kelimelerine sahip çkamazlar! Bu uydur kaydr dille yazm büyük bir felsefeci tanyan varsa, söylesin adn, eer gerçekten bunu hak etmise, gidip alnndan öpeceim.
Bu tin diliyle gerçek felsefe filan olmaz. Ancak tin tin tinimini felsefe olur!
Gelelim ruha: Ruhumuzun bin küsur yllk geçmii var. Ruhun yerine “tin”i koysak? Ruh doktoruna tin doktoru, ruh gibi yerine tin gibi desek, ruh hastasna tin sayrs, ruh haline tin hali, ruhumuz duysa da tinimiz duymasa? Tinimizi teslim etsek? Ölmülerimizin tinini ad etsek?
Yazar: D. Mehmet Doðan |
10-10-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||