
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 721 |
TYB Akademi, 10. yln doldurdu. Böyle hakemli bir derginin akademi dnda, ülkemizin etkili bir sivil toplum kuruluu tarafndan yaynlanyor olmasnn farkna dikkat çekmek istiyoruz.
Türkiye Yazarlar Birlii’nin edebiyat ve düünce merkezli bir zeminde kendini ifade etmesi kaçnlmaz. Edebiyatn, düüncenin, ilmin esas zemini dil.
Dilimiz bizim sadece konutuumuz deil, ayn zamanda düündüümüz, yazdmz ortak hazinemiz. Konuma dili, haberleme dili, edebiyat dili, düünce dili, ilim dili… dilimizin farkl kelime hazinelerinden besleniyor. Fakat ortak bir söz varlmz var ve bu söz varln kullanrken dikkatli olmak, kurallara uymak zorundayz. Kurallar sadece yazm kaideleri olarak görmemek lazmdr. Yazm, iin ekil tarafdr.
Türkçenin tabiî seyrinden çkarlarak babolua varacak bir ekilde yaplandrlmaya çallmas günümüzde dilimizin en önemli meselesi. Günlük dilde bu çok fazla hissedilmiyor. Edebiyat, fikir ve ilim alannda tabiî dilden uzaklama temayülü gittikçe daha fazla dikkat çekici hâle geliyor. Bugün herhangi bir akademik dergiyi merakl okuyucu kitlesinin takip etmesi, her eyden önce “dil meselesi” hâline gelmitir. Akademi kaynakl olduu havas verilen sentetik dili bilmeden bu metinleri anlamak mümkün deildir.
Dil hepimizin, hassasiyet göstermek de hepimizin meselesi, hatta vazifesi. Elbette günlük dille edebî dil, fikir dili, ilim dili ayn olmaz. Fakat bütün bu alanlara geçi salayacak bir ekilde konumamz ve yazmamz gerekiyor.
Türkçenin bugün iki önemli meselesi var. Birincisi, çou sözlüklere girmemi, bazlar tek kullanmlk, uydurma kelimeler. Bazlar masa banda kendi kafalarna göre kelime uydurmay ve kullanmay yetki alanlarnda görüyorlar. Halbuki dilin niteliklerinden birisi, tarihî olmasdr. Bugüne mahsus bir dil söz konusu olamaz. kincisi, bat dillerinden -türkçe karlklar varken- hassasiyet göstermeden, gerekli gereksiz aktarlan kelimeler.
ki hususta da arlktan kaçnmamz, anlalrl, bilinirlii esas almamz gerekiyor. Akademik yaynlarda neredeyse “kimsenin anlamasna gerek yok”, “Bu bize mahsus bir dil”, denilebilecek bir tutum hzla yaygnlayor.
Son yllarn akademik yaynlarnda en önemli meselelerden biri de -sel, -sal (-el, -al, -l) eklerinin yerli yersiz kullanlmas.
Bu eklerin Türkçelii tartmalyken bugün neredeyse dilimizi bütünüyle istila etmi görünüyor.
o noktaya geldi ki, etik-sel, estetik-sel, taktik-sel, gen-sel diyenler bile var! Her kelimeye -sal, -sel eklenebiliyor. Sfatm, fiilmi, isimmi fark etmiyor!
Ev’den nedense ev-sel yaplyor, “evsel atk” diye bir ucube uyduruluyor. Kent-sel dönüüm böyle, kr-sal kesim böyle. Yarg-sal süreç keza.
Böylece dilimizde sfat tamlamas, isim tamlamas diye bir eyler olduunu unutuyoruz. “Ev at” diyecekken, evsel atk demek ne demek? Kr kesimi Türkçe, “krsal kesim” nece, belli deil! “Yargsal süreç”in Türkçesi, yarg süreci!
Ayrca, bir cümlede birden fazla kelimede -sel -sal eklerinin kullanlmas, ifadenin âhengini bozuyor, kakofoniye (tenafüre) yol açyor. Bu eklerin mümkün olduu kadar az kullanlmas, ancak yerleik olanlarnn tercih edilmesi, sfat ve isim tamlamas yerine kullanlanlarndan tamamen vazgeçilmesi dilimize saygnn bir gerei.
u -sel -sal taklarnn köken olarak Türkçe olmayan kelimelere eklenmesi de yine ciddi bir dil meselesi. Akl-sal, ahlak-sal, âlet-sel, hukuk-sal, mal-sal, para-sal, rakam-sal, tarih-sel, zafer-sel, zaman-sal…
Corafya-sal olmuyor, o zaman corafik! Felsefe-sel de yakmyor, o da oldu felsefik!
Daha önce iin önü alnamaynca, öyle bir prensip getirilmiti: “Ancak Türkçe köklere -sel -sal eklenecek!” Buna da fazla uyan yok.
Askersel, bedensel, cebirsel, cinsel, destansal, erosal, mavisel, sinemasal…
Bir inceleme yazs okuyorsunuz, ksa bir cümlede üç be -sel’li -sal’l, mahiyeti meçhul kelime! Bir yaznn “akademik”lii sanki bu -sel ve -sal'larla salanyor. Türkçede ayn ii görecek ekler, taklar var: -l, -li, (gelenek-sel/gelenek-li), -lk, -lik (belge-sel/belge-lik) gibi. Bunlar kullanlarak sürekli -sel’li -sal’l kelimelerle bir yazy doldurmak zevksizliinden kurtulmak mümkündür.
Türkçe hassasiyeti, akademinin katks olmakszn yaylamaz. Bunu biliyor ve yazarlarmzn makalelerini bekliyoruz.
Yazar: D. Mehmet Doðan |
17-10-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||