AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 81
Yazar: D. Mehmet Doğan
EVET, EĞİTİM VE KÜLTÜR

YAZARLARIMIZA TÜRKÇE HASSASİYETİ ÇAĞRISIBununla birlikte içinde, topluluğun her bir üyesinin ötekiler için özgür bir ‘kendi’ olduğu bu dirimli birlik ayrımda-özdeşlik düşüncesinin, e.d. bireylerin tümünde birliklerinin iç bağı olarak bulunan ve gene de onları bireyler olarak ortadan kaldırmayan bir yaşam düşüncesinin belirtik bir tanınışını ister. Daha açık bir deyişle, kendini tikellerine ayrımlaştıran ya da kendini onlarda belirten ve gene de onları kendi içerisinde birleştiren somut evrenselin düşüncesinin açık bir tanınışını ister. Başka bir deyişle, ahlak eytişimsel olarak dine, ahlaksal bilinç dinsel bilince geçmektedir-dinsel bilinç ki, onun için bu dirimli birlik belirtik olarak Tanrı biçiminde tanınır.”

“Bilmem anlatabiliyor muyum” denir ya. Ben “bilmem anlayabiliyor muyum” diyeceğim!

Yukarıdaki paragraftan siz ne anladınız, bilmiyorum. Benim anladığım şu: “Eğitim reformu” dil ıslahından geçer. Bu dille, hiçbir yere varılmaz!

Şöyle diyenler olacak: “Sen de dil diye bir şeye takılmışsın, ikide bir onu öne sürüyorsun.”

Eğitim sistemi 80 yıldır bizi bu dil çıkmazına sürüklüyor. Bu çıkmaz, eğer PISA denilen Milletlerarası Öğrenci Değerlendirme Programı olmasa, pek fark edilmeyecekti. Bu ölçme sistemi gösterdi ki, çocuklarımızın büyük çoğunluğu okuduğunu anlayamıyor.

Geçen yıllarda Millî Eğitim’in dergisinde yayınlanan bir hanım profesörün yazısından aktarıyoruz: "OECD tarafından yürütülen PISA araştırmaları sondan eklemeli dillerin kolay öğrenildiğini, beyin araştırmaları ise Türkçe'nin beyin çalışma sistemine uygun olduğunu ve öğrenme sürecini kolaylaştırdığını göstermekte" imiş. "Türkçenin ses zenginliği, ses-harf ilişkisi, hece ve kelime türetme, kelime tanıma ve zihinsel sözlük geliştirme gibi özellikleri hem okuma yazma öğretimini kolaylaştırmakta hem de zihinsel becerileri geliştirmektedir. Bu durum Türkçe öğretiminde çeşitli üstünlükler sağlamakta ve diğer dillere göre daha erken öğrenilmesini getirmektedir..."

Âlâ, hatta aliyyülâlâ! Çocuklarımız türkçeyi 2 yılda öğreniyor, 2-3 yaşına kadar kurallarına uygun konuşuyorlarmış. Bu batı dillerinde 4-5 yaşında ancak oluyormuş. Arapçada ise daha fazla zaman gerekiyormuş…

PISA’da ilk üç dereceyi hangi diller alıyor peki? Fince, Korece, Japonca. Bu diller de türkçe gibi sondan eklemeli. Peki bizim çocuklar niye en gerilerde nal topluyor? Mantıken türkçenin de en azından ilk üç, bilemedin beş içinde olması gerekmez mi?

Çocuklarımız 2-3, hadi 4-5 yaşında düzgün türkçe konuşabiliyorsa, sonra ne oluyor da okuduklarını anlayamıyorlar? Bu konular üzerinde düşünürken bir kitaba rastladım: Eğitim Aptallaştırır. John Taylor Gatto Amerikalı bir eğitimci, böyle bir kitap yazmış. Konumuzu kitabın başlığı açıklamıyor mu sizce?

Türkçeyi evde öğrenen çocuklar okula gidiyorlar ve türkçeleri bozuluyor, okuduklarını anlayamaz oluyorlar! Neden acaba? Çünkü okulda gerçek türkçe değil, sentetik türkçe dayatılıyor. Çocuklar yeni bir dil öğrenir gibi yokuşa sürülüyor.

Şimdi ilk sıralardaki üç dilin durumuna bakalım. Fince (Suoumi) Finlandiya’da ancak 1863’de resmî dil olarak kabul edilmiştir. Halen isveççe ile birlikte iki resmî dilden biridir. Bu ikilik bile onların başarısının önüne geçemiyor!

Koreliler tarih boyunca hanja adı verilen Çin yazı karakterlerini kullanmışlar. Günümüzde çince karakterlerlerden hareketle yapılan ve ağzın ve dilin aldığı biçime göre şekillendirilen hangul kullanılmakta imiş. Güney Kore’de çocuklara hâlen 1800 adet çince karakter öğretiliyormuş. Kore’nin başarısını da çince karakterler önleyemiyor demek ki!

Japonca üç farklı yazı sistemi ile yazılmaktaymış, kanji denilen çince karakterler, çince karakterlerden uyarlanan iki hece yazısı hiragana ve katakana…

Bu diller arasında, en eski yazılı metinlere sahip olan türkçe. Japonca ve korece 10. Yüzyılda yazılır olmuş. Fince ise 15. asırda.

Bunların başarısı bize şunu söylüyor: 20. Yüzyılda alfabe değiştirmek hiç de iyi bir çözüm değilmiş! Hele dilde devrim yapmak tam manasıyla yıkımmış!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet Doğan
22-10-20
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
EVET, EĞİTİM VE KÜLTÜR
Online Kişi: 24
Bu Gün: 21 || Bu Ay: 4.635 || Toplam Ziyaretçi: 1.649.753 || Toplam Tıklanma: 42.369.763