
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 776 |
TYB Akademi dergisinin “21. Yüzylda Türkçe” says yayna hazrlanrken Türkiye bütün dünyay sarsan bulac bir hastalkla mücadele ediyordu.
Toplu ölümlere yol açan salgnlara dilimizde “kran” denir. Dünyaya “kran girmi”ti. Çin’den balayarak birçok ülkede çok sayda insan hayatn kaybediyordu. Hz çanda yayorduk ve virüs âdeta bu çan imkânlarn frsata dönütürmütü. te böyle zor zamanlarda bir toplumun bütün sistemleri, yaplar snanr. Mücadele esasta salk sistemini ilgilendirir, ama sonuçlar salk sistemini aar. (Belki buna “yan tesir” diyebiliriz!)
Biz bu salgn dilimiz üzerinden okuyacaz. “zolasyon”dan balayalm, çünkü bugünlerde en çok kullanlan kelime o. Vatandaa hep izolasyon tavsiye ediliyor. “Bu kelimeyi vatanda biliyor mu acaba?” denilmiyor. (Bence “bilmesi gerekiyor mu?” sorusu daha yerinde olabilir). Bu kelimeyi yabanc ajans haberlerini çeviren türkçesi ktlardan duyardk. “ABD Küba’ya izolasyon uyguluyor”. imdi tabiplerimizin dilinden dümüyor bu kelime. Türkiye’de tbbn bir geçmii var. Bu geçmite bu kelimenin bir karll var: Tecrit. Doktorlarmzn tecrid kelimesinden haberi olmayabilir mi? zolasyonla birlikte birçok kelime her Allah’n günü haberlerde milletin bana vura vura dayatlyor âdeta: Algoritma, dezenfekte, dezenfeksiyon, dezenfektan, droplet, ekipman enfeksiyon, enfekte, entübe, epidemi, filyasyon, hijyen, immün, izolasyon, karantina, kit, meditasyon, mortalite, pandemi, pandemik, peak, panik, paramedik, plato, pnömeni, risk, rutin, semptom, terapi, terapist, test, ventilasyon, ventilatör, virolog, virüs…
Bu kelimelerin tamam tp alan ile ilgili sanlmasn. Ekipman, izolasyon, kit, peak (pik), risk, rutin, test, plato vb. kelimelerin tbbî terimmiçesine kullanlmas anlalr gibi deil. Bunlarn birçounun türkçe karlklar var. Teçhizat, tecrit, takm, tehlike/muhatara, allm, zirve, düzlük. Aslnda tp dilimizde birçok tbbî terimin de türkçesi var. Fakat nedense onlar akla gelmiyor da türkçe bakmndan sakat, uydurma “tan, bula” gibi kelimeler kullanlyor.
Tp dilinin bu durumda olduunu, bilen biliyordu. Fakat vatandan bu konudan haberdar olmas böyle bir âfet vesilesiyle oldu. Bu salgnn atlatlmasndan sonra nasl birçok ileyi, yap gözden geçirilecekse, tp dili üzerinde de mesai sarfedilmesi gerekiyor. Birleik kaplar misali, tp dilindeki bu karmaa/bozulma bütün sistemi etkileyebilir.
Burada bir nokta koyup, meselenin esasna girmek zorundayz. Doktorlarmzn dilinde neden çok latince kelime var? Tp dilimiz nece?
Bu sorularn cevabn 1930’lu yllarn banda aramalyz. Türkçe bu yllarda bir “ameliyat”a maruz brakld. Belki ne demek istediimiz pek anlalmam olabilir. Türkçe üzerinde “operasyon” yapld! Bunun yabanc dillerin boyunduruundan kurtulma, öztürkçeletirme uruna yapld resmî metinlerde yazlyor ve her frsatta tekrarlanyor. Bunu böyle görmemiz için yaplan birçok ey var. Dilimize yerlemi birçok “yabanc” kelimenin yerine karlklar uyduruluyor, gazetelerde listeler yaynlanyor ve bu kelimelerin kullanlmas talimat veriliyor. Müthi bir öztürkçecilik heyecan uyandrlyor.
Bir taraftan bu yaplrken, dier taraftan tp terminolojisinde latinceye geçilmesini nasl yorumlamalyz? Bunun dnda, yeni uydurulan kelimeler arasnda birçok franszca/latince benzeri kelimelerin, bazen de aynen aktarmalarn olmas da dikkat çekici. Öte yandan, türkçenin Avrupa dilleri gibi Hind-Avrupa dil ailesinden olduu iddialar ortaya atlyor. Bir nokta daha: O yllarda orta öretim kurumlarna latince dersleri konuluyor…
Sondan öne doru gidelim: Latince dersleri yeterince lektör/öretici bulunamad için uygulanamad. Hind-Avrupa dil ailesine girme teebbüsümüz, Avrupal âlimler tarafndan istihza ile karland. Fakat tp terimlerden latinceye geçi uyguland…
Tp terimlerinde latinceye geçi neden önemli? Temel bilimler: Fizik, kimya, biyolojide latinceye geçi, bütün fen bilimlerini kapsayan bir uygulamaya dönütü. Bugün bu alanlarda latince terminoloji yerlemi durumda. Bu alanlarn latince terminoloji üzerinden yürütülmesi, sosyal ilimler alann da etkiledi. Ayrca, köklü kelimelerin yerine uydurulan birçok kelime tutmad. htilafl hallerde bunlarn latinceleri önce çkt. Yani osmanlca dediimiz terimlerin yerine uydurma kelimeler ikame edilemedi, bu latince kelimelere alan açt. Dil devriminin akademide pratik sonucu, bugünden bakarsak, öztürkçeye geçi deil, latince hâkimiyeti ile neticelendi. Bugün tp kesiminin kulland dil, bu seksen küsur yllk arka plan bilinmeden tam olarak anlalamaz.
Bugün üniversitelerimizin dille ilgili dallarnda/kürsülerinde bulunan hocalar, dilimizin normal seyrinde olduu zehabna kaplyorlar. Müdahale edilmi bir alanda olduklarnn farknda deilmi gibi davranyorlar.
Dil konusu, önce dilcilerin kabul ettii bir mesele olmak zorunda. Hayâl içinde yüzmekle bir yere varlmaz, mesele büyük; her geçen gün daha da büyüyor. Rektörlük de yapm bir üniversite hocas bakn neler söylüyor: "Okuduunu anlayamamak çok daha temel bir sorun. Türkçe metni okuyan örencilerimizin önemli bir bölümü içeriini anlayamyor. Bu örenciler fen ve matematik sorularn nasl çözebilsinler? Kii ba milli geliri sadece 2500 dolar olan Vietnam fen snavnda 8’inci olurken bizim 52’inci olmamz açklamak hiç kolay deil."
Türkiye’de harf inklab, onun tamamlaycs dil devrimi, objektif olarak bu bölümlerde öretilmeli. Bu konu, inklap tarihi müfredatnn bilgileriyle kavranamayacak mahiyettedir.
Türkiye’de, ii dille olan, metinle uraan; anlamla, anlambilimi ile megul olanlarn bu konulardaki vurdumduymazlna karlk mehur Fransz filozofu Jacques, Derrida’nn stanbul Mektubu’nda yer alan ifadeleri nasl anlamalyz?
Bu ünlü felsefeci, Türkiye’ye ilk geliinde, yani 1997’de, yayncsna stanbul’dan uzun bir mektup yazm. Bu mektubun, felsefesini metnin, “konstrüksiyon”un, üzerine bina eden bir mütefekkirin kaleminden sebepsiz yere çkmad tahmin edilebilir. Bu uzun mektubu okuduktan sonra Derrida’nn bizim yazmz, dilimiz için hissettii derin kayg dilcilerimizi neden ilgilendirmiyor? sorusunun cevabn vermek zorundayz. Derrida konuyu bellek/hafza kayb ekseninde ele alyor. “Modern kültüre geçi bahanesiyle insanlar, bir günde, yüzyllarn hafzasn okuyamaz, hâle geldiler, câhil klndlar. Derrida, Harf inklabn “travmatik” bir uygulama olarak niteliyor, “harf darbesi”, hatta “katliam” olarak anyor.
Üniversitelerin dil bölümlerinde bu kaygnn tam zdd bir gidi görülüyor. Dilin müterek bir anlama arac, mutabakat zemini olduu gözard edilerek her frsatta ve herkes tarafndan kelime uyduruluyor. Binlerce kelime uydurmakla öünen “dilci”ler var. Bunlardan franszca profesörü olan bir zata sordum: “Sizin asl alannz franszca, bir tane de franszca kelime uydurabilir misiniz?” Cevab u oldu: “Franzcadaki her kelime Fransa tarihinin bir sayfasdr”. Dier dillere, onlarn kelimelerine gösterdiimiz saygy kendi dilimize ve kelimelerimize de göstermek zorundayz.
Dilcilerin ii kelime uydurmak deil, dilin sâlim bir zemin üzerinde sürdürülmesini salamaktr. 1935’te yaynlanan Türkçeden Osmanlcaya Cep Klavuzu’nda hepi topu 7-8 bin civarnda kelime vard. Bunlarn en az yars dolamda olan kelimelerdi. 1945’te yaynlanan Türkçe sözlükte kelime says 20 bini bulmuyordu.
Marifet kafasna estii gibi, ekseriya dilimizin kurallar dikkate alnmadan kelime uydurmak deildir. “Biz bu kavram geçmite hangi kelime ile ifade ediyorduk?”, önce bu soruya cevap vermektir. Ancak, yeni keifler, icatlar sözkonusu olduunda onlara karlk bulmak kabul edilebilir bir yol olabilir. Bu durumda dahi kiilerin keyfi uydurmalar deil, konuyla ilgili uzmanlarn (bunlar içinde mutlaka edebiyatçlar da olmaldr) uzlat kelimeler esas alnmaldr. Türkçenin âhengine son yllarda en fazla zarar veren kelimeler, ite bu ekilde önüne gelenin köke, âhenge, dil estetiine bakmadan -sel -sal takarak uydurduklardr. Türkçe için, ancak çok yerlemi -sel -sal ekli kelimeler dndakilerden kurtulmak önümüzde ciddi bir mesele olarak durmaktadr.
Ansal, devinisel, durumsal, edimsel, gensel, konumsal, kullanmsal, önsel, örgütsel, yüreksel ve daha yüzlercesi.
Peki bu -sel, -sal ekinin türkçe açsndan mevkii nedir?
"Türkçedeki -sal/-sel eki bu birleik biçimi ile, isimden isimciller türeten bir ek niteliindedir. Aslnda pek seyrek olan örneklerin hiçbirinde de onun "nispet" görevi yüklendii görülmemitir. Günlük gazetelerde ve dergilerimizde sk sk rastladmz geleneksel, dinsel, kiisel, düzlemsel vb. yeni eklerde ise bu ek, hep Arapça an'anevî, ilmî, ahsî, tarihî kelimelerine karlk olan birer nispet görevindedir. Bu durum gösteriyor ki, Türkçe bir kalba yabanc asll bir görev oturtuluvermitir. Demek oluyor ki, bu kelimeler d yerli içi yabanc birer kurulutadrlar."
Bu cümleler yaayan dilcilerimizin en kdemlisi ad saygyla anlan Zeynep Korkmaz’a ait. fade gayet açk, söylenecek söz yok.
Dil-anlama, dil-düünme, hatta dil-hissetme balantsn insann zihin ileyii açsndan deerlendirmek mecburiyetindeyiz. Dilde mutabakat salanamam alan geniledikçe, anlaamaz, düünemez, hissedemez hâle geldiimizin farkna varmak zorundayz. Srf akademide kullanlan sentetik bir dil meydana getirilebilir mi? Ksacas bir Türk esperantosu? Getirsek neye yarar ki? Esperanto’nun akbetini bilmiyor muyuz?
Bu saymzn hazrlanmasnda emei geçen dris Nebi Uysal’a ve yazlaryla TYB Akademi dergimize katk sunanlara teekkür ediyorum.
TYB Akademi 29 / Mays 2020
Yazar: D. Mehmet Doðan |
23-10-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||