
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 811 |

YürüyüÅŸ çıkıştır
Hepimizin sınırları var. DoÄŸuÅŸtan gelen sınırlar, sonradan çizdiÄŸimiz sınırlar, dayatılan sınırlar, fark edemediÄŸimiz sınırlar…
YürümediÄŸimizde sınırlarımızın farkına da varamayız. Aynı yerde dönüp dolaşırız. Çok daha hareketsiz isek dönüp dolaÅŸtığımızı bile fark edemeyiz. Ancak yürüyenler sınırlarının farkında olurlar, sınırlara dayanır ve onlarla yüzleÅŸirler.
Her yürüyüÅŸ risk barındırır. Risk deyince hemen aklımıza korkulacak hususlar gelir ama aslında risk barındırmadığını zannettiÄŸimiz yürüyüÅŸsüzlük hali ise zaten bir tür yokluk ve ölüm halidir. YürüyüÅŸ için harekete geçtiÄŸimizde yüzleÅŸtiÄŸimiz sınırlar da risk barındırır hem de azımsanmayacak riskler. DeÄŸil mi ki “hayatın kendisi risktir” demiÅŸ eskiler. Çünkü hayat her anlamıyla canlılık halidir, adeta her an yürüyüÅŸe çağırır bizi.
Sınırlar çoÄŸunlukla kendi ellerimizle çizdiÄŸimiz sınırlardır. Bizi daraltan, insan olmamıza mugayir sınırlar. Yürüyerek dayandığımız sınırların çoÄŸu aynı zamanda aşılması gereken sınırlardır. Bu yönüyle sınırları aÅŸmak aslında çok güzeldir.
Sınırları zorlayanlar ancak çıkışa yol bulurlar. Tersinden cümleyi kurarsak, çıkış arayışında olanlar ancak sınırları zorlar. Hannibal’e atfedilen “ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız” sözünü de bu çerçevede anlayabiliriz.
YürüyüÅŸe karar veren ve yürüyenler çıkış arayanlardır. Mevcut hale razı olmayanlardır. Yeni yollar, mekânlar, dünyalar için uÄŸraÅŸanlardır, soranlar ve sorgulayanlardır. Ve yürüdükçe sınıra dayanırlar. Sınır onları korkuttukça yeniden kuÅŸanırlar umudu ve aÅŸkı. Zorlandıkça sabırla tekrar tekrar yürürler, düÅŸerek kalkarak yürürler. Sınırı ve ışığı fark ettikten sonra ya körelmiÅŸliÄŸe, daralmışlığa mahkûmiyeti kabul edecekler ya da güneÅŸe yolculuÄŸu devam ettireceklerdir.
KuÅŸatılmışlığı yarıp çıkışa yönelmek için her adım atıldığında, risk de umut da artacaktır. Çıkışa yürüdükçe daha çok ter ve gözyaşı dökülecektir. Acılar ve yorgunluklar olacaktır. Ama her adım, çıkışa bir adım daha yaklaÅŸmak demektir. Ve çıkışa yaklaÅŸan her adım, arkadan yüzbinlerce adımın gelmesine müjde olacaktır.
O kadar çok sınırlarımız var ki! Dolayısıyla o kadar çok çıkışa ihtiyacımız var ki! Hangi birini sayayım bilmiyorum. Zihinsel sınırlarımız, bedensel ve ruhsal sınırlarımız, siyasal ve toplumsal sınırlarımız, hatta kutsal zannettiÄŸimiz sınırlarımız… Bu kadar sınırı hangi arada çizdik kendimize? Bu kadar sınırı nasıl aÅŸabiliriz?
YürüyüÅŸle tüm sınırlarımızı aÅŸmanın startını vermiÅŸ oluruz. Her bir adım bizi yeni çıkışlara sürükleyecektir. Ummadığımız kapılar açılacak, aşılmaz zannettiÄŸimiz engeller aşılacak, korku duvarları peyderpey yıkılacaktır. Bir tür “huruç harekatı” gibi tüm karanlıklar yarılıp ışık fark edilecektir. Işığı, güneÅŸi fark edenler gerçek yürüyüÅŸçülerdir. Kimse tutamaz onları, hiçbir barikat engelleyemez onları. Truman Show’daki gibi adeta.
Teknolojinin geliÅŸimiyle birlikte her zamankinden daha fazla gerçeklikten uzaklaÅŸma riski yaşıyoruz. Küresel ölçekte yaÅŸanan saÄŸlık, iklim, savaÅŸ, göç, ekonomi vb birçok, tek merkezli ve tek tip geliÅŸme bizi daha çok edilgen yapıyor, daha çok sınırlıyor. Tüm bu engeller karşısında çıkış yapabilmek ve yapay sınırları aÅŸabilmek için yürüyüÅŸe ihtiyacımız var. Sabırla, kararlılıkla, yılmadan ve usanmadan yürüyemeye ihtiyacımız var. Tek merkezli ve tek tip sınırlara karşı çokça ve çok yönlü yürüyüÅŸe ihtiyacımız var.
Ve yürüdükçe fark edeceÄŸiz, fark ettikçe çıkış bulacağız, çıkış buldukça umutlanacağız, umutlandıkça da kazanacağız…
Yazar: Halit BekiroÄŸlu |
15-02-21 |
||
| E mail: insaniyet.net | Tweet | ||