İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 97
Yazar: Ahmet Maranki
ANADOLU TÜRKLERİ!

“Hakiki Türkler, yani Türkmen soyundan gelen ve İslamiyet’i kabul ederek yerleşik hayata geçmiş bulunan Türkler kendilerini Avrupa Türkiye’sinden çok Anadolu’da rahat hissetmektedirler. Türklerin ciltleri esmer, gözleri siyah, saçları koyu renkli, elmacık kemikleri hafifçe çıkık, fizikî yapıları çok kuvvetli fakat sâkin ve temkinli olup giydikleri elbiselerin çok geniş olması sebebiyle yürüyüş ve hareketleri ağır ve ciddidir.

Türkler hiçbir zaman aldatmaz!

Türkler arasında zayıf ve hastalıklara nadiren rastlanır. Kanaatkâr ve sade bir hayat sürmek onları böyle sıhhatli tutmaktadır. Namuslu, iffetli ve doğru sözlüdür..!

Yakınlarına çok bağlı olan Türk, elinde bulunan her şeyi onlarla paylaşır, karşılığında da hiçbir şey talep etmez..!

Kimsenin dedikodusunu yapıp niza konusu etmez!!?

Türk, aile içinde adil ve müşfiktir. Kur’an-ı Kerim müsaade etmesine rağmen birden fazla evlilik yok denecek kadar azdır. Birden fazla hanımı olsa bile Türkler aile ve izdivaç bağlarına Avrupalılardan çok daha hürmetkârdırlar.

Osmanlı Müslümanları arasında kadının mevkii Avrupa Hıristiyanlarınkinden daha düşük değildir!

Evin içinde mutlak hâkim kadın daima müşfik ve mültefit bir muamele görmektedir..!

Türklerdeki fıtrî iyilik vardır!

Bir çınar dalına yahut evin damına tünemiş leyleğin yuvası da mes’ud bir aile manzarası arz etmektedir..!”

Prof. Dr. Ah. Djevad; Nouvelle Geographie Üniverselle, La Terre Et Les Hommes, Cilt IX, 1884, Küçük Asya adlı eserinde bugün Anadolu’muzun temel taşını oluşturan artık yerleşik düzene ayak uyduran aslında orta Asya’dan Anadolu’yu vatan yapmak için gelen atalarımız Türklerle ilgili söyledikleri sözleri 150 yıl sonra bugün Anadolu Türklerinde görmek için çok araştırma yapmak lazım!

Bugün bunlardan yukarıdaki sözleri doğrulayan dünyaya da nam salmış fakat Türkiye’de sağlığında kıymeti bilinmeyen, hele hele bir türlü devlet tarafından takdir edilmeyen ödül verilip Nobel’e aday gösterilmeyen bütün Oğuz Türklerinde olduğu gibi bir Türk’ten tarihi kayıt düşmesi ve vefa adına bahsedeceğim.

“Doğan Cüceloğlu”!

O bütün dünyadaki nano teknolojileri gördüğü halde nenelerin ruhunu araştırmayı her şeyin üstünde tutmuş bir Anadolu Türkü!!

“Ben Amerika’da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor..!

Türkiye’ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye’de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum!

Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.

Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir.

Sanki eğitilmiş Amerikalı...!”

Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.

Benim analığım Yörük’tü!!?

Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe teyze dedik. Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum. ‘Vurma oğlum’ dedi. Ben, sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde, ‘Ne var parmak gibi küpküçücük kuş’ dedim.

Analığımın cevabı: ‘Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah’ dedi.

Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. Yıllar sonra bunun anlamını anladım. Anladığım zaman ağlamaya başladım.

Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor dedi. “-O kadar mutluydum ki, ‘çok mutluyum’ dedim ağlayarak. Kendi kendime ‘Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım.-

Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz. Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok. Hepsi birbirine eşit. Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş. Şu bilinci görüyor musunuz? Nereden geliyor bu?

Bu “Tasavvuf kültüründen geliyor.”

Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var!

- Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.

Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var!

Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş ...!

İşte onlardan ve onların bilgeliklerinden gerçekleri öğrenmek isterdim...!”

Ben yaklaşık 35 yıldır yazan çizen biri olarak bıraktığım eserlerde nano teknolojilere ulaşmak için nenelerimizin kültürünü mutlaka neslimize eğitim tedrisinden öğretmemiz gerektiğin İÜ’de “sosyal psikoloji doktoru” unvanı almış biri olarak defalarla yazdım!

Cüceloğlu ve sahasında eser veren bütün kitap ehline ilmi ile amil Emin Saraç hocama rahmet dilerken, bıraktıkları eserlerle yeni neslimize aydınlanmaya vesile olur inşallah!!?

Vesselam!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ahmet Maranki
23-02-21
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ANADOLU TÜRKLERİ!
Online Kişi: 16
Bu Gün: 148 || Bu Ay: 3.250 || Toplam Ziyaretçi: 1.763.302 || Toplam Tıklanma: 44.210.437