
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 2015 |

Necip Fazl, Dülkadiroullarna bal “Ksakürek”ler koluna mensup, tarihte bilginler ve ünlü kiiler yetitiren bir ailenin evladdr. Kendisinin özel evraklar arasnda bulunan bir eceredeki kaytl bilgilere göre, babadan oula bir silsile halinde nesebinin kök isimleri çok açk ekilde yazldr.
Bu ecereye göre, Alâüddevle devrinin eyhülislâm Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve Osmanoullarndan daha eski bir aile olan Dülkadiroullarna bal “Ksakürekler” soyuna mensuptur.
Mevlana Bektût Hazretleri ki, – Dülkadir hükümdar Alaaüddevle zamannda eyhü’l-slamlk yapmtr.- onun olu smail Efendi, ilk olarak “Ksakürek” unvann alan kiidir. Bu silsilede, onuncu göbekte yer alan Necip Fazl’n babas Abdülbaki Fazl Bey yer almaktadr.
Necip Fazl’n babas Abdülbaki Fazl, 9 Temmuz 1889’da stanbul’da doar, özel hocalardan sarf ve nahiv (gramer ve dil bilgisi), mantk, Franszca, Rumca ve biraz da resim dersi alr. Franszcay okuyup yazacak kadar bildii, Rumcaya da aina olduu anlalmaktadr.
Üstad, büyükbabasnn Çemberlita’taki konayla ilgili bilgi verirken, kendi babasna Franszca öreten ve “Matmazel” diye anlan kadndan öyle bahseder: “Bir Tatlsu Frengi vard ki, tipi bakmdan zengin bir portre çizer. Babama Franszca öretsin, bana da mürebbiyelik etsin diye konaa alnm, derken hiçbir eye yaramaz olmu ve hizmetçiler arasna katlm bu bâkire, önceleri konak sahiplerinin masasna sofraya oturmak sevdasna kaplp, peinden hizmetçi kadnlarn masasna oturtulunca nihayet bekledii ve özledii övalyeyi bulmutur.” der.
Babasnn zdivac
Necip Fazl, kendine özgü üslubuyla babasyla annesinin evliliklerini öyle dile getirir: “Soyunun erkek temsilcilerine dükün Büyük babam, iki kzdan sonra erkek evlâd Fazl Abdülbaki’ye öylesine dükünlük göstermitir ki, ortaya krd krdk, ast astk bir canavar çkm… Çocukluunda, Büyük babamn biricik olu sfatyla hayâle smaz haarlklarn kahraman, son derece shhatli, yanaklarndan kan damlarcasna krmz yüzlü ve “Deli Fazl” lâkapl babam, saldrganln o hale getiriyor ki, onu zapt etmesi için eve bir pehlivan alyorlar… Ama türlü oyunlarla, meselâ, bast yere çukur açarak, geçtii kaplarn tepesine açlnca devrilen sakslar yerletirerek onu da yldrmay beceriyor ve konaktan kaçrtyor.
Nihayet aile dostlar içinde hikmet sahipleri, bütün bu hallere katlanan Büyük babama:
– Olmaz, olmaz diyorlar; bu böyle gitmez!.. Kan bir yanarda gibi kaynayan bu çocuu kurtarmak için, hemen, tezinden, bu küçük yata evlendirmekten baka çare yok!..
Denk ailelerden hangisine bavurulsa beklenen cevap alnamyor. Bu garip çocua kz vermeye raz olan yok…
Derken araya Zafer Hanm’n (Fazl Bey’in babaannesi) akrabalarndan biri giriyor.
– Ben olunuza seve seve verecekleri kz buldum!.. Girit muhacirlerinden son derece temiz ve Müslüman bir ailenin kz… Gidip bir bakn!…
Aksaray taraflarnda, kulübemsi, bask, ahap bir ev… Bu fakir evin önünde bir gün mükellef bir konak arabas duruyor. Kz kaptklar gibi konaa götürüyorlar.
Burnunun ucuna kadar kapal, bütün ömrünce Allah’, Resulü’nü ve emirlerini anp alamaktan baka ii olmayan ve dört yan hep ahiret kardeleriyle çevrili yaayan dul ve ümmî anneannem (kinci Dünya Harbine kadar yaad) kaytsz ve artsz teslimiyet örnei derin ve fedakâr Müslüman-Türk annesi timsali mübarek kadn, bu garip izdivaca raz oluyor… Öyle ya, kzn isteyen büyük bir aile…
Uultu girdab konakta, on dört – on belik masum ve iptidaî, o da annesi gibi ümmî bakirenin hali?..
Konak, küçük beyin deli iradesine o kadar zebundur ki, o “götürün!” narasn basar basmaz kadncaz uzaklatrmak ve “getirin!” narasnda yaknlatrmak üzere civarda bir ev tutmaya dek gidiliyor.
Bir gün endam aynas karsnda:
– Ben güzelim, ben güzelim, ben soyluyum!
Diye mrldandna ahit olduum babam, istidadna malik bulunduu halde olamamann, yerini alamamann hazin ve içinden mahzun örnei…
Baba Portresi
Babasnn bir portresini çizen ve onu tasvir eden Necip Fazl, bu konuda öyle kalem oynatr: “O, girdaplar çizen, her türlü nefis muhasebesine yabanc, ne yaptn ve ne istediini bilmez bir rüzgârd ve ne durgunlaabildi, ne de kasrgalaabildi, sath üstü esip geçti…”
Ruh yaps çok farkl olan Abdülbaki Fâzl Bey evinden ve ailesinden oldukça uzak ve ilgisiz yaam birisidir. Onunla ilgili düüncelerini üstat “Kafa Kâd” ile “O Ve Ben”de epeyce anlatr. Bahriye’de (Heybeliada Deniz Harp Okulu) okurken bir hafta tatilinde kendisini Tepeba’nda Çarda Fürstin operasna götürdüünü söyler ve “babamdan gördüüm bütün alâka bu kadardr” der. Bir de babas Fâzl Bey’e yazd bir mektuba: “Ne de güzel yazn ve üslubun varm!” cevabn verecek kadar olundan habersizdi.” diyerek babasndan scak bir alâka göremediini bu buruk ifadelerle resmeder. Üstat, devamla babas Abdülbaki Fâzl Bey’i u cümlelerle anlatr:
“Bahriye Mektebinden üç ayda bir çktm tatillerden birinde, babam beni, mahut Tepeba Tiyatrosunda “Miloviç”in “Çarda Fürstin” operetine götürdü. O da kadnn uzaktan uzaa âklarndan…
Opereti tek seyredite adeta ezberledim. Sonralar bando ve piyanodan dinlediim bu operet bana öyle iledi ki, harfi harfine hafzama nakettim. Babam beni yanna oturtur ve (Çarda)’ söyletirdi. Mest, kendinden geçmi, beni dinlerdi.
Babamdan gördüüm bütün alâka bu kadardr.
Tiyatrodan eve dönerken bana dedi ki:
– Sen henüz kadnlk srlarndan anlayacak yata deilsin! Bak, imdi eve gidiyoruz. Göreceksin, kapy anan açacak… Talkta bir kenara çekilmi bizi bekliyordur. te bu hal, kadnlk srrna ters… Erkeine bunca mahkûmluk gösteren bir kadnda cazibe diye bir ey kalmaz… Kadn dediin, tiyatroda bir örneini gördüün gibi, erkei peinden çekmeli…
Gerçekten kapy annem açt. Uykusuzluk ve yorgunluktan gözleri mahmur… Babam ona tek söz söylemeden odasna çekildi. Kadn, her yerde, çeitliliine ramen ayn mahlûk olsa da, bu misalde yine bir Dou – Bat ayrmna mevzu tekil ediyor ve fedakârln zillet diye gösteren bir telâkkiye çarpyordu. Zira Türk Cemiyeti, eskiden tek mihrakta toplad erkeini ve kadnn kaybetme yolundayd.”
Hukukçu Baba
Baba Abdülbaki Fazl, 25 Eylül 1909’da Hukuk Fakültesi’nden “iyi” dereceyle diploma alr. Bir müddet Cinayet Mahkemesi Kalemi’ne devam etmi ve daha sonra 4 Ocak 1911senesinde Bursa Vilayeti stinaf Mahkemesi yedek hâkimliine atanmtr.
Bu göreve atamasyla ilgili bilgi veren Necip Fazl: “Büyük babam, mirasyedi tavrl, o zamanki adyla “Mekteb-i Hukuk” (Hukuk Fakültesi) mezunu oluna fena halde kzmaktadr. Bir ie girmiyor, bir baltaya sap olmay istemiyor diye… Babasnn srar yüzünden nihayet raz oluyor, onu Bursa’da bir mahkemenin “aza mülazm” (yedek hâkim) yapyorlar.
Mudanya’ya kadar vapurla gidiimiz, oradan yayl bir arabayla Bursa’ya geçiimiz, Nilüfer suyu kenarnda bir ev tutuumuz, sularn devaml arks, kzl hastalna tutuluum, “ha gitti, ha gidiyor” diye annemi üzüntüden üzüntüye sürükleyiim, iyi olduktan sonra soba banda derilerimi soyup çkarm ve istifa ettirilen babam (14 ubat 1911) ve mahzun annemle stanbul’a dönüüm hep hatrmda…
Annem, kaynbabasnn; “Çocuu götürmeyin!” emrine ramen, vermeyecek olurlarsa, intihar edecei tehdidiyle beni zor kullanarak götürmü ve ite imdi mahcup ve ezik geri dönmekte…
14 Haziran 1911’de Adalet Bakanl, statistik ve Kanunlar Düzenleme Dairesi’nin Temyiz Kararlar ubesi’nde maiyet memuru (stajyer hâkim) olarak göreve balar.
Fâzl Bey’in Bursa’dan sonra Gebze’de savclk yaptn Necip Fâzl’n yazlarndan öreniyoruz. Kendine has üslubuyla babasnn Gebze’deki günlerini öyle anlatr Necip Fazl:
“Babam Gebze savcs… Biz de ben ve annem, yanndayz. stanbul’a yakn diye bazen büyük babam da geliyor. Gebze’den de tez zamanda çekildik ve konaa yerletik.”
Bir süre sonra Kadköy’de hâkimlie balayan Abdülbaki Fazl Bey, Necip Fazl’n annesinden boanr.
“Nitekim babam, kendisi 30 yanda ve olu 13 yandayken, annemi boad ve bana mektepten her çkmda dayma, annemin yanna snmak dütü.
Babam bir müddet sonra kendisine yazacam mektuba; “Ne de güzel yazn ve üslûbun varm!” cevabn verecek kadar olundan habersizdi.”
Babann kinci Evlilii ve Vefat
Fazl Bey, Fatma Nigar Hanm adnda ikinci bir hanmla evlenir. O dönemlerde hem erkein ve hem de kadnn vekâleti alnarak nikâhlar kylrd. Nigar Hanm’n vekili Sami Efendi, Abdülbaki Fazl Bey’in vekili ise, Arif Bey’dir. Nikâh, er’i usullere göre 30.000 kuru Mihr-i muaccel (evlilik için ödenen pein mihr paras) ve 30.000 kuru mihr-i müeccel (daha sonra ödenmek üzere ertelenen mihr) ile nikâhlar kylr. Nikâh ahitleri ise, Nail Bey ve Mehmet Efendi adnda iki kiidir. Bunu, uradan bilmekteyiz. Baba Abdülbaki Fazl’n ölümü üzerine, hanm Fatma Nigar’n alamad mihr-i müecceli tahsil etmek için kznn adna davay açan Fatma Nigar Hanm’n annesi Huriye Hanm’n mahkemeye verdii dilekçesinden örenmekteyiz.
Fatma Nigar hanmla olan evliliinden de mutlu bir aile hayat bulamayan Baba Fazl Bey, derin bir ruhi bunalm ve huzursuzluk içindedir. Abdülbaki Fazl Bey, 1921 knda, müthi karl ve frtnal bir gecede, ikinci evliliini yapt, Mediha Hanm’n tam tersi bir yapya sahip Kadköylü einin evinden sert bir münakaa sonunda ayrlr ve babas Hilmi Efendi’nin Saryer’deki köküne döner. Gece yars vasta bulamad için, sandalla geçtii Karaköy’den Saryer’e kadar yürür. Souk algnl yüzünden yataa düer ve bir daha kalkamaz.
Vefatndan sonra çkarlan veraset ilamndan anlalan Fâzl Bey, Kadköy’de Sulh Hukuk hâkimlii yapt srada 17 Ekim 1921’de vefat etmitir.
Necip Fazl, babasnn ölüm haberini, iki ay sonra 1921 senesinin Ocak aynda, annesi Mediha Hanm ve anneannesi Nefise Hanm’la birlikte gittii Erzurum’da büyük daysnn yannda iken örenmitir. “Erzurum’da daymn yanndayken ölüm haberini alacak olduum babam bir daha görmedim ve onunla, o çama dein hayatmda hepsi hepsi bir günlük kadar konuamadm.”

Necip Fazl’n Kardei
Necip Fazl’n Selma adnda kz kardei olmu, ancak küçük yata vefat etmitir. Fazl Bey’in Fatma Nigar Hanmla olan evliliinden Hüseyin Orhan adnda bir erkek çocuu dünyaya gelir. Abdülbaki Fazl Bey’in Fatma Nigâr Hanm’dan doma olu Hüseyin Orhan, mühendislik tahsili yapm ve uzun yllar Amerika’da yaadktan sonra ülkeye döner ve stanbul’da vefat eder. Hüseyin Orhan Ksakürek’in de bir kz olmutur.
Orhan Ksakürek, Galatasaray Lisesi ve stanbul Teknik Üniversitesi mezunu yüksek inaat mühendisidir. Sezai Karakoç’un ifadesine göre, stanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olmak için snava girecei zaman jüridekiler, soyadnn Ksakürek olmas nedeniyle kendisini üniversiteye alnmasna scak bakmamalar ve tercih etmemelerini söylemeleri ve kürsüye almak istememeleri üzerine Orhan Ksakürek, dünya ve hayat görüü bakmndan aabey Necip Fazl’dan farkl bir yap ve düüncede olduunu ve onun dünya görüünü pek benimsemediini söylemitir.
Galatasaray Lisesi’nden iyi Franszca ve ngilizce örenmi ve daha sonra bu dillere egemen olacak tarzda ilerletmeyi baarmtr. Galatasaray mensuplarnn ifadesiyle, “Aabeyi Necip Fazl Ksakürek’in aksine son derece entelektüel ve modern görülü biridir Hüseyin Orhan Ksakürek.”
Orhan Ksakürek’in “Evlilik Hastanesi” adnda bir piyesi de bulunmaktadr. Mustafa Miyasolu’nun, Üstadn Olu Mehmet Ksakürek Bey’den dinledii ve 26 Mays 2009 tarihinde Ülke TV’de katld Dün Ve Bugün programnda anlatm olduu bir hâtra:
“Necip Fazl’n babasnn ikinci evliliinden Hüseyin Orhan adnda 22 Kasm 1919 tarihinde bir çocuu dünyaya gelir. Entelektüel, Franszca bilen, roman, hikâye tercüme etmi bir insandr.
Bir gece saat 12.00’de tartmaya balyorlar kardeiyle. Orhan diyor ki, “Ben senin davanla, fikriyatnla, tarih tezlerinle, dini-tasavvufi kitaplarnla ilgili deilim. Benim için sen Türk Edebiyatnn en önemli airlerinden birisin, baka da bir ey deilsin.”
“Öyle mi, çk dar” diyor üstat.
Neslihan yenge rahmetli, urayor çkarmamak için, gece yars korkunç saanak halinde, eline emsiye vermek istiyor, “yok”, diyor Üstat, “emsiyesiyle gelmise emsiyesiyle gitsin, emsiyesiz geldiyse defolsun gitsin. Benim böyle bir kardeim yok.”
Ve bir daha da görümüyor. Üstat, aile hatralarn pek toplamazd, Hüseyin Orhan Ksakürek ölmeden önce gelmi, Büyük Dou’ya bu hatralarn hepsini artk size layktr diye teslim etmi.” eklinde bir bilgi notu bulunmaktadr
stanbul’da 17 Nisan 1997’de vefat eden Hüseyin Orhan Ksakürek’in yllarca Amerika’da yaayan ve okuyan bir kz çocuu olmutur.
Yazar: Þakir Diclehan |
22-05-21 |
||
| E mail: insaniyet.net | Tweet | ||