HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / AKTÜALİTE
Okunma Sayısı: 16
Yazar: Ali Osman Aydın
YENİ NORMAL

YENİ NORMALAfyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı İçişleri Bakanlığı'na Bakan Yardımcısı olarak atandı.

Ataol Behramoğlu, Sabahat Akkiraz gibi “Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız! Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!” diye bas bas bağıran ideolojik bağnazların bu atamayı eleştirmesini anlarım…

Ama kendini dindar olarak tanımlayan bazı kişilerin ya da küçük bir kesimin diyelim, bunu kıyasıya eleştirmesini anlayamıyorum.

Geçmişte başörtülü birinin, istediği kadar liyakatli olsun, bu mevkie yükselmesi mümkün değildi. Bugün ise, hak ettiği takdirde böyle mümkün olabiliyor işte. Bu, ülkenin dindar insanlarının memnuniyet duymaları ve sahip çıkmaları gereken bir kazanımken, sözünü ettiğim kesim öyle memnuniyetsiz yaklaşıyor ki duruma!

Liyakat sahibi bir başörtülü vali olmasın mı istiyorsunuz?

Anlamadım çünkü anlaşılır gibi değil!

Atama yapıldı ya… Hemen başlamış tezvirat: “Başörtüsünü bırakın Gazze’den, ekonomiden bahsedin”..

Neden “bırakıyoruz” ki!

Tamam Gazze de, ekonomi de çok önemli.

Ama liyakat sahibi birinin sırf dini tercihlerinden dolayı okuma hakkının elinden alındığı, hak ettiği makamlara gelmesinin engellendiği bir ülkede; bu engelin ortadan kaldırılması da önemli değil mi?

Türkiye’nin yakın tarihinde başörtülü kadınların kamu görevine alınmaması, üniversitelere sokulmaması, meslekten uzaklaştırılması gibi uygulamalar yaşandı.

Bu bağlamda üst düzey bürokratik bir atama, sembolik bir bariyerin aşıldığına işaret eder.

Semboller siyasette küçümsenemez; özellikle dışlanmış kesimler için temsil duygusu çok ama çok önemlidir.

Gazze’yi, ekonomiyi öne sürüp bu önemli gelişmeyi ve kazanımı önemsizleştirmeye çalışmak ne adına yapılırsa yapılsın yanlış!

Hakkaniyetli biri Gazze ya da ekonomideki tutumu ayrı, bu konudaki tutumu ayrı değerlendirir. Değerlendirmelidir.

Türkiye’de okullarda şimdiye dek hiç görülmemiş bir biçimde Ramazan kutlamaları yapılmaya başlanmış… Sınıflar, koridorlar Ramazan ayını sembolize eden figürlerle ışıl ışıl süslenmiş… Öğrencilerin Ramazan ayının ruhunu anlamaları için türlü etkinlikler tertip edilmiş… Daha önce dinlenilmesi mümkün olmayan dini ezgilere sınıflarca öğrenci hep birlikte eşlik eder hale gelmiş… Hem dini hem milli bir değerimiz olan Ramazan ayı devlet okullarında adeta bir coşku fırtınası oluşturmuş…

Fakat bu umut verici ilk adımı önemsizleştirmek için bir bakıyorsunuz bu iki uç kesim yine iş başındalar ve harıl harıl eleştiri üretiyorlar.

Başta da söyledim. Rutkay Aziz, Ataol Behramoğlu gibi bu tür etkinlikleri “gerici kuşatma” olarak tanımlayan kişilerin hazımsızlığını anlıyorum. Ama diğerlerinin, yani kendilerini dindar kabul eden bazı insanların her güzel şeye kulp takma hırslarını anlayamıyorum.

Ben bu adımları bir normalleşme olarak görüyorum. Başörtülü bir bakan yardımcısı ya da Ramazan ayına ilişkin kültürün anlamına uygun bir şekilde yeni nesillerle buluşturulması, Ramazan ayının büyük bir özgüvenle kamusal alanda görünür hale getirilmesi bir normalleşme bana göre.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Osman Aydın
21-02-26
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YENİ NORMAL
Online Kişi: 10
Bu Gün: 679 || Bu Ay: 22.830 || Toplam Ziyaretçi: 2.795.215 || Toplam Tıklanma: 57.730.826